Hayatı siz benim gözümle seyredin, gülersiniz: Müessiriz mi sandınız? hayır, hata! esersiniz. Talakatile, kuvvetile en şerefli zi hayat:
Kitabı hilkatin içinde tek sadalı bir edat!
Zavallı bir edat evet:doğan "bu" dur, ölen "şu"dur,
Bu koşmalar, didinmeler hamakatin huruşudur.
Ya gölgeyiz: bizimdir aslı faslı olmıyan şu yüz, Ya yıldırımdır ismimiz : parıltıyız, gürültüyüz. Safa, cefa, zeka, deha, şeref, cehalet, ilmü fen : Tesadüfen; tesadüfen, tesadüfen, tesadüfen. Tesadüfen bu çehre parlıyor, o çehre kapkara ;
Tesadüfen bu annedir,bu muhterem,bu mültefet,
Tesadüfen o bir paçavra, bir kucak kiralık et. Neticeler içindedir gizlenir sebeb tesadüfen, Tesadüfen, tesadüfen, hulasa hep tesadüfen! Tesadüfen sakatsınız, tesadüfen hekimsiniz, Tesadüfen laf anlamazsınız, muhalif misiniz, Tesadüfen fülanla fikrü hisde müştereksiniz, Tesadüfen fenasınız, tesadüfen meleksiniz, Tesadüfen güzelsiniz, tesadüfen değilsiniz, Tesadüfen zekisiniz, değil de sadedilsiniz,
Tesadüfen Arabsınız, tesadüfen Acemsiniz, Tesadüfen ya meysiniz,ya bezmi meyde cemsiniz...
Ya hilkatin zavallı bir esiri kafü nuniyiz;
Ya ceddimiz dinen uzak hayaletin zebuniyiz...
Bu, muntazam, tesadüfen! o, münhedim tesadüfen!
Siz anlayın ne söyledimse söyledim tesadüfen! Mithat Cemal Kuntay
Fotoğraf camına zerre kadar itimadım yoktur. Onun için fotoğrafın bulunmasiyle portre ressamının vazifesi bitmiştir, diyenlere hak vermek bence güçtür. Şekil ve madde, ziyanın akislerine göre andan ana değişir. Bu yüzden, hiçbir çehrenin, vasıfları muayyen, bir tek tecellisi yoktur. Fırça artisti resmini çizeceği çehre üzerinde, uzun zaman hayatın cezir ve meddini gözlemek ve onu bir çok değişmelerinde yakalamak suretiyle nihayet hakiki benliğin gizli hatlarını sezmeğe ve görmeye muvaffak olur. Fotoğraf, dimağı tahlili ve terkip kudretine malik değildir. Onun için cam üzerinde gölgesi beliren şekle bir vesika kıymeti verilemez.
Ahmet Haşim