Artık ne mutlu ne de mutsuzum.
Her şey geçip gidiyor.
Bu zamana kadar yaşadığım,soğuk bir cehennemi andıran sözde "insan" dünyasında tek gerçek şey bu.
Her şey geçip gidiyor.
Bu yıl yirmi yedi yaşına gireceğim. Saçlarım beyazladı diye insanlar genelde kırkımı geçtiğimi sanıyor.
Anlayamadığım bir sebepten nabzım hızlanıyor. Akhilleus bana binlerce,binlerce kere bakmış ama bu bakışında bir farklılık,daha önce görmediğim bir yoğunluk var.Ağzım kupkuru,yutkunurken gırtlağımdan çıkan sesleri duyabiliyorum.
Beni seyrediyor.Bekler gibi bir hali var.
Hafifçe ona doğru kayıyorum,belli belirsiz bir hareket.Bir şelaleden aşağı atlamaya benziyor.O âna kadar ne yapacağımı bilmiyordum. Öne doğru eğiliyorum, dudaklarımız sakarca buluşuyor. Şişman arıların gövdelerine benzeyen, çiçek tozlarıyla sersemlemiş,yumuşak ve yuvarlak iki çift dudak.Ağzının tadını alabiliyorum.