"En önemlisi birinin kalbine dokunduğun o anmış
Gittiğinde bıraktığın hüzünmüş ardında."
Yaş almaya devam ettikçe daha küçük olduğumuz yaşlara dönmeyi, o duyguları tekrar yaşamayı diliyoruz içten içe çoğu zaman. En azından kendi adıma konuşmam gerekirse, o yaşlarda hissettiğim duyguları tamamen yaşayamasam da içimde bir yerde saklamak istiyorum. Çocuk kitapları okumak da bazen bana bu fırsatı veriyor. Kitabı çocuk gözüyle okuyamıyorum tabii ki ama yetişkin bakış açısından çocukluğun hissettirdiği duyguları anımsayabiliyorum.
Baş karakterimiz Jack, daha küçük yaşlarından itibaren yaşadığı anılara döndüğünde bir Noel hediyesi olarak kendisine verilen domuzcuk oyuncağı ile büyümüştür. 8 yaşındaki Jack büyüdükçe sevgili arkadaşı Domuç'u hayatına dahil etmeye devam eder. Ne de olsa iyi gün, kötü gün demeden Jack'i en değerli ve yakın arkadaşı olmuştur Domuç.
Aile ve okul hayatında yeni değişikliklere adapte olmaya çalışan Jack, en yakın dostu Domuç'un desteğine ihtiyaç duyduğu bu anlarda üzücü bir şekilde oyuncağını kaybeder. Yerine aynı üretimden yeni bir domuzcuk oyuncağı hediye edilse de bunun Domuç'un yerini alamayacağını bilerek içindeki boşluğu dolduramaz. Tam umudunu kaybettiği anda, yeni domuzcuk arkadaşı bir Noel gecesinde oyuncak formundan çıkarak canlanır ve Jack'e Domuç'u geri getireceğine dair bir söz verir. Bunun üzerine Jack ve domuzcuk Kaybolanlar Diyarı'nda yeni bir yolculuğa çıkıp bambaşka maceralara atılırlar.
Art arda okuma yaptığım zamanlar kendime belli bir kitap planı oluşturmuyorum ama farklı türlere yer vermeye özen gösteriyorum. Böylece hem okumak benim için sıkıcı bir eylem olmaktan çıkıyor hem de farklı türlerin bana daha geniş bir bakış açısı sunduğuna inanıyorum. Bu türler arasında da çocuk kitapları bana genel olarak büyük bir keyif
Amanda Lovelace, "Women Are Some Kind of Magic" başlığı altında üç kitaptan oluşan bir şiir serisi çıkartmış. Bu kitapların isimleri dünyanın bize anlatılan Disney masallarından ibaret olmadığını göstermeye çalışıyor. Şair de bu kitabında kurtarılma için prense ihtiyaç duyulmaması gerektiğini vurguluyor. Bu başlık altında feminizm teması ağırlıklı olarak kayıp, aşk, hayat gibi günlük konulara dair sözler bulunuyor.
Kitap okumak istemediğimde alışkanlığımı kaybetmemek için 'çerezlik' diyebileceğimiz kitapları araya eklemeye çalışıyorum. Bu kitap da o amaçla okuduğum bir eserdi ancak yine de gerçekten ufak bir beklentim olsa da bunu da karşılamadı. Aslında güzel bir başlık seçilmiş, iyi bir konuya değinilmiş ama okumam toplam 30 dakikamı alsa bile benim için sıkıcı ilerlediğini itiraf etmem gerek.
Daha önceden Rupi Kaur şiir üçlemesini okumuştum. O kitap da edebi anlatımdan uzak ama nihayetinde güzel noktalara değinen cümlelerden oluşuyordu. Bu kitapta bu hissiyatı hiç alamadım. Çeviri dilinden okumak yerine orijinal dilden okumayı daha çok tercih ediyorum anlamın ve yapının bozulmaması için. Buna rağmen kitap İngilizce'den okuduğumda da iyi değildi. Farklı bir yazım tarzı denenmeye çalışılmış ama olmamış. Serinin diğer iki kitabı da e-kitap olarak elimde mevcut. Belki yine kısa bir vakit diliminde boş durmak yerine diğer kitapları okuyarak şans verebilirim. Yine bir beklentim olmayacak ama kitapları nasıl devam ettirdiğini incelemiş olmak istiyorum.
"Başarısızlıkların ve hataların. Hepsi yakana yapışır. İçine işler ve kanserli bir hücre gibi büyüyerek seni hayattan bezdirir."
Hiç yaptığınız şakaların nereye varabileceğini düşündünüz mü? Kelimeler göründüğünden daha güçlüdür. Birine sadece ufak bir şaka olarak gördüğünüz bir sözcük o kişinin bardağı taşıran son minik damlası bile olabilir aslında.
Küçük yaşlardan beri akranları ve yetişkinler tarafından sözlü ve fiziki zorbalığa maruz kalan 15 yaşındaki Daelyn için hayatı artık gerçekten yaşanılmayacak boyuta gelmiştir. Daelyn, daha öncesinde 2 kere hayatına son verme girişiminde başarısız olmuştur. Psikolojik destek almasına rağmen yaşadığı sıkıntıların üzerine yenileri eklenmeye devam ederken Daelyn hayatından vazgeçme yolunda daha kararlı hâle gelmiştir.
'Işığın-İçinden' isimli bir siteye kaydolan Daelyn, site üzerinden 23 günlük bir geri sayım başlatıyor. Bu 23 günde hem başka gençlerin yaşadığı kötü deneyimleri onlar adına anonim olarak paylaşıyor, hem de bu zaman diliminde hayatında neler olup bittiğini bize aktarıyor. Ayrıca bu sefer başarısız olmak istemeyen Daelyn, int*har teşebbüsünde kullanılan yöntemlerini detaylıca araştırarak başarı yüzdesini arttırmaya çalışıyor. Biz de bu süreçte içinde ve hayatında yaşadıklarını, hayatının nasıl şekillendiğini, çevresindekilerin göremediklerini okuyoruz.
Kitabın konusu hakkında biraz bilgim vardı ama beni bu kadar tetikleyeceğini hiç tahmin edemediğim bir içerikle karşılaştım. Kitabı yarım bırakmak istemediğim için daha kısa sürede okuyup kurtulmak istedim bir noktada. Gerçekten yer yer mide bulantısı hissettiğim, kendi anılarıma dair de hoş olmayan hatıraların canlandığı bir hâle geldi benim için.
Kitabın yazılma amacının gerçekten bilinçlendirmek için yazıldığını düşünüyorum. Yazarın kendi hayatına dair bir