melisa

melisa
@melisadsrmn
bizi yola çıkaran ne varsa yol üzerindedir, öyledir sanıyorduk geleceği seçmeye çalışıyordu kısılmış gözlerimiz adasız denizlerin ufkunda Bilge ve hırsız. Çocuk ve katil. Ölüm ve oğul oluyorduk. Denizler, meydanlar, kavgalar ortasında fırtına bilgisi yoklarken çözülmemiş zamanların altın bilmecelerini * bir daha hiç çıkamadık daldığımız karanlıktan kara ruhların büyük bayramlarından sonra ,,
Reklam
'... birbirimizi yaralarından tanıdık dışı korsan, içi iç denizlerde yaşayan çocuklardık konuşamadıklarımız bir bulut kalınlığında duruyordu aramızda oysa konuşsak, ya da dokunsak birbirimize çekip gidecekti içimizdeki o korkunç noksanlık batık gemilerin deniz diplerini saran umutsuzluğu vurmuştu yüzümüze birbirimizden ve aşkın keşfedilmemiş gizlerinden ürküyorduk bir definenin ikiye paylaştırılmış haritasında bilmeden birbirimize doğru ilerliyorduk ...'
Sayfa 51 - kadırga
Şiir
“ey geceyi ve kahverengi bir düzeni taşıyan ellerim! yüzümün uğultusuyla şaşırtın beni. o karanlık ormanı yangına vurun. çünkü ben kaçarken ardımda kalanları yakıyorum. ama iyi biliyorum yıldızları, ama yıldızların da tanrıların da üstünde parladıklarını, anılacak günlerimin gitgide yokolduğunu biliyorum.”
Sayfa 36 - yıldızların uzaklığına övgü
“budapeşte köprüsünün üzerinde bir çingene falıma baktı dedi üç güne öleceksin ben üç bin yıldır seni arıyorum”
Sayfa 14
Şiir
“Nasıl oluyor da, insanı mutlu eden bir şey aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı oluyor?"
Sayfa 56·Kitabı okudu
Reklam