Melis Arslan

Melis Arslan
@melisarslann
Yalnız yürümeyi seçtim, çünkü kalabalıkta kaybolmak kolaydı.
Mimar | Grafik tasarımcı | Fotoğrafçı
İstanbul Teknik Üniversitesi
İstanbul
Sivas, 30 Mart 2005
280 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Düşüncelerimi İzlemek, Kendimi Bulmak
10/10
·225 syf.··
Beğendi
·
2025 373. kitabı
Odama güneş henüz sızarken, elime Farkındalık’ı aldım. Kitabın kapağındaki sadelik, zihnimde bir huzursuzluk uyandırdı; sanki yıllardır kaybettiğim bir parçayı bulmuş gibi hissettim. O an fark ettim ki, hayatımın çoğunu otomatik pilotta yaşamışım; nefes alıp verdiğimi, yürüdüğümü, hatta düşündüğümü bile fark etmeden. Osho’nun sözleri, bu otomatik yaşantımın içinde bana bir yankı verdi: “Yaşadığını fark et, yoksa yaşamını kaybedersin.” Sayfalar ilerledikçe kendi geçmişime baktım. Çocukluğum, oyun oynarken saatlerin nasıl geçtiğini hiç bilmediğim günler, okul yıllarım, gençliğin telaşı… Hepsi bir anda gözümün önünden geçti. Farkındalık, sadece şimdiye dair bir kavram değilmiş; geçmişin pişmanlıklarını ve geleceğin kaygılarını da sessizce dönüştürmekmiş. Osho, bunu öyle bir incelikle anlatıyordu ki, her cümle kendi içimde bir ışık yakıyor, kapalı kalan odaları aydınlatıyordu. Bir sahneyi hiç unutamam Yağmurlu bir öğleden sonra, elimde kahvem, pencereden dışarıya bakıyorum. Düşüncelerim sürekli dağılırken, Osho’nun sözleri aklıma geldi: “Sadece bak, yargılama, anlamaya çalışma, sadece fark et.” İlk kez sadece baktım. Yağmur damlalarının düşüşünü, rüzgarın ağaç yapraklarıyla dansını, sokaktan geçen insanların telaşını… Hepsi ayrı ayrı birer mucize gibi geldi bana. O an fark ettim ki, yıllardır hayatı izlemiyor, sadece geçiyordum. Kitap, bana farkındalığın bir teknik değil, bir yaşam biçimi olduğunu öğretti. Bir nefesi derinlemesine hissetmek, bir bakışı sadece bakmak için görmek, bir düşünceyi yargılamadan izlemek… Bunlar, karmaşık teoriler değil, basit ama kayıp birer hazineymiş. Kendime dönmek, kendi varlığımla yüzleşmek… Osho’nun satırları, her defasında bana aynayı tutuyordu. İçimde saklı kalan korkular, kaygılar, öfke ve sevgisizlik… Her biriyle yumuşak bir
Duygu ve Düşünce
FarkındalıkOsho · Ganj Yayınları · 20161,449 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Eksik Parçaları Tamamlamak Geçmişle Yüzleşme Anı
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 372. kitabı
Sanki kendi iç dünyamın katmanlarını bir bir açan bir rehberle karşı karşıya kalmış gibi hissettim. Kohut’un yazdıkları, bir yandan psikolojinin karmaşık teorilerini aktarırken, diğer yandan bana kendi içsel boşluklarımı, kırılgan yanlarımı ve uzun zamandır göz ardı ettiğim ihtiyaçlarımı fark ettirdi. Kitabı elimde tutarken, geçmişimdeki eksik veya yarım kalmış ilişkileri, çocukluğumdan bu yana içime attığım duygusal parçaları düşündüm. Her sayfa, kendi ruhumla bir tür hesaplaşmaya dönüşüyordu ve bunu yaparken yalnız olmadığımı hissettiriyordu. İnsanın kendi kendine uyguladığı şefkati, kendi içsel dünyasına verdiği değeri ve eksik parçaları tamamlama ihtiyacını anlatıyor. Ben kendi hayatımda çoğu zaman güçlü görünmeye çalışırken, aslında kırılganlığımı bastırdığımı fark ettim. Kohut’un anlatımı bana, kırılganlığın sadece bir zayıflık değil, aynı zamanda büyümenin, kendini yeniden inşa etmenin ve olgunlaşmanın bir kapısı olduğunu gösterdi. Kendi eksik parçalarımı, kendi hatalarımı, geçmişin acılarını gözlerimle görür gibi oldum; bazen hüzünlendim, bazen rahatladım ve bazen de umut dolu bir anlayışla dolup taştım. Kendiliğin yeniden yapılanmasının yalnızca bir psikolojik süreç değil, bir hayat yolculuğu olduğunu hissettim. Kohut, teorilerini öyle bir derinlik ve incelikle sunuyor ki, okudukça kendi benliğimin karmaşasını anlamaya başlıyorum. Sanki uzun süredir susmuş bir ses, benim için konuşuyor ve bana diyor ki; “Kendi değerini bilmek, kırılganlıklarını kabul etmek ve eksik parçalarını tamamlamak, seni güçlü kılacak.” Bu cümleler, bir terapi seansı gibi içime işliyor ve kendi içsel dünyamla daha derin bir bağ kurmamı sağlıyor. Her insanın kendi geçmişi, kendi kırılganlıkları ve kendi eksik parçaları vardır. Bu kitap bana, eksik kalan parçaları görmenin ve onları
Duygu ve Düşünce
Kendiliğin Yeniden YapılanmasıHeinz Kohut · Metis Yayınları/Ötekini Dinlemek 4 · 201763 okunma
Geçmişin Gölgesinde Kendini Bulmak
9/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2025 371. kitabı
Proust’un kelimeleri, sayfalardan taşarak kendi hafızamın en derin köşelerine ulaşıyor, çocukluğumun unutulmuş sokaklarını, eski evlerin odalarını ve kaybolmuş tatları önüme seriyordu. Madeleine’in çayı, uzun zamandır hatırlamadığım bir sabahın kokusu, kaybolmuş zamanın içinde bana göz kırpıyordu. Her okuduğum cümle, sanki geçmişi yeniden yaşamamı sağlıyor, hayatımın eksik veya gözden kaçmış anlarını yeniden fark ettiriyordu. Kitap, zamanın bir illüzyon olduğunu anlatıyor ama daha da derininde, yaşadıklarımızın değerini anlamamızı, küçük ayrıntılara ve unutulmuş hislere dönüp bakmamızı sağlıyor. Ben kendi yaşamımda çoğu şeyi geçici, önemsiz veya sıradan kabul ederken, Proust bana hatırlattı ki, her an, her yüz, her koku ve her his zamanın içinde kaybolmuş bir hazine gibi. Geçmişin gölgeleri bazen acı verse de, onları yakalamak, anlamlandırmak ve hissetmek insan olmanın özünü oluşturuyor. Bu kitabı okurken, kendi kaybettiğim zamanlarımın farkına vardım; unutulmuş dostluklar, kaybolmuş aşklar, çocukluk umutları ve hayaller… Proust’un üslubu öylesine dokunaklı ve detaylı ki, sanki sadece bir hikâye okumuyorsunuz, geçmişinizi bir ressamın fırçasıyla yeniden çiziyorsunuz. Her satır, hafızamın kapılarını açıyor, bana kendi iç dünyamla yüzleşme cesareti veriyordu. Kendi yaşanmışlıklarımı yeniden değerlendirmek, her kaybolan anın aslında bir hazine olduğunu fark etmek çok yoğun bir deneyimdi. Yakalanan Zaman, bir kitabın ötesine geçiyor; insanın kendi iç yolculuğuna, ruhunun derinliklerine, geçmişin ağırlığı ve güzelliğiyle yüzleşmesine olanak tanıyor. Bu yüzleşme, hem hafifletici hem de yoğun bir duygusal yük taşıyor. Kitabın atmosferi, zamanın ve hafızanın kıvrımlarında gezinen bir melodi gibi; hem sakinleştiriyor hem de her hatırayı, her kokuyu, her hissi daha değerli
Hayata Dair
Yakalanan ZamanMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20241,403 okunma
Bastırılmış Duyguların Yüzleşmesi
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2025 370. kitabı
Fark etmediğim bir boşluğu keşfettim. Webb’in kelimeleri öyle bir hassasiyetle yerleştirilmişti ki, okuyucu sadece bir kitabı okumuyor, kendi ruhunun derinliklerinde kayboluyordu. Çocukluğumun sessiz odaları, anlatılmamış hislerim ve söylenmemiş sözler birer birer gözümün önünden geçti; sanki kitabın her satırı benim kendi eksik parçalarımı, yarım kalan köşelerimi aydınlatıyordu. Her bölümde, insan ilişkilerinin görünmeyen ve çoğu zaman fark edilmeyen boşluklarını tanımlayan Webb, beni kendi geçmişimle yüzleştirdi. İlk kez fark ettim ki, bazı bağlar sadece var oldukları için değil, eksik oldukları için acı veriyordu. Kendimi yıllarca açıklayamadığım hislerin, sessiz kayıpların ve yalnızlıkların içinde buldum. Bu yalnızlık, öylesine bir boşluk ki, ne sözcüklerle doldurulabilir ne de görmezden gelinebilirdi; ancak Webb’in rehberliğinde onu anlamaya, adlandırmaya ve kabul etmeye başladım. Kitapta anlatılan Boşluk Hissi, sadece bireysel bir yalnızlık değil, aynı zamanda içsel bir boşluk, kendi duygusal ihtiyaçlarımızı ve sınırlarımızı fark etmemiz için bir çağrıydı. Bu çağrı, bazen ağır bir yüktü üzerimde; bazen de hafifletici bir nefes gibi, kendi iç dünyamın hassasiyetlerini anlamamı sağlıyordu. Her sayfada sanki bir ayna vardı önümde ve bu ayna yalnızca beni değil, aynı zamanda geçmişimi, hatalarımı, kaçırdığım fırsatları ve bastırdığım duyguları gösteriyordu. Webb’in dili öylesine insanî ve doğaldı ki, kendi kendime konuşuyor, uzun zamandır susturduğum hislerimi kabulleniyordum. Kitap, bir terapi gibi işliyordu; her sayfa kendi ruhumla baş başa kalmamı, kendi eksikliklerimle yüzleşmemi sağlıyordu. Bu yüzleşme kolay değildi; bazen acı dolu anılar, bazen pişmanlıklar yeniden canlanıyordu. Ama en önemlisi, artık o boşluğun farkındaydım ve onunla barışmak, hayatı daha
Hayata Dair
Boşluk HissiJonice Webb · Sola Unitas Yayınları · 20214,006 okunma
Asi Ruhun Yolculuğu Cesurca Yaşamanın İnceliği
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 369. kitabı
Cibran’ın kelimeleri öyle bir yoğunlukla akıyordu ki, kendimi bir anda kendi ruhumla yüzleşirken buldum. Kitap, yalnızca asi ruhları anlatmıyor; her cümlesiyle kendi içimdeki sessiz isyanları, bastırılmış duyguları ve farkına varamadığım arzuları uyandırıyordu. Sayfaları çevirirken, bir zamanlar yaşadığım küçük özgürlük anları, isyan dolu bakışlar, cesaretle aldığım ama ardından korkuyla sorguladığım kararlar zihnimde birbiri ardına canlandı; sanki Cibran benim sessiz tarihçemi okuyor ve bana ayna tutuyordu. Kitapta anlatılan asi ruhlar, sadece topluma karşı değil, kendi iç dünyalarıyla da savaşan insanlardı. Bu durum, kendi yaşamımda bastırdığım, kabul etmekten kaçındığım korkular ve hayallerle birleştiğinde, okuduklarımın etkisi daha da derinleşti. Cibran, öylesine incelikle yazıyor ki, kelimeleri adeta bir melodi gibi ruhuma işledi; kimi zaman bir huzur, kimi zaman bir gerilim dalgası gibi geçip gidiyordu içimden. Asi ruhlar bana kendi hayatımın seçimleriyle hesaplaşma fırsatı verdi; bazı kararlarımın bana getirdiği özgürlükleri, bazı hatalarımın ise acı ve pişmanlıklarını hatırlattı. En etkileyici kısmı, kitabın isyanı bir yıkım değil, bir uyanış olarak sunmasıydı. Her asi ruh, kendi sınırlarını keşfederken okuyucuya da kendi içsel sınırlarını fark ettiriyordu. Ben de sayfaları çevirdikçe, uzun süredir fark etmediğim kendi direnişlerimi ve kendi içimde sakladığım cesaret kırıntılarını görmeye başladım. Bu farkındalık, sadece düşünsel değil, duygusal olarak da bir devrim yaratıyordu içimde; bazen hüzünle, bazen heyecanla, bazen de umutla. Cibran’ın dili hem şiirsel hem de derin; öylesine bir yoğunluk ve samimiyet var ki, sayfaları kapattığımda yalnızca bir metin değil, bir ruh deneyimi yaşamış oluyordum. Kitap bana, özgürlüğün, isyanın ve cesaretin bireysel bir
Duygu ve Düşünce
Asi RuhlarHalil Cibran · İthaki Yayınları · 20213,467 okunma