Ben bir bülbül... Saf, temiz... Güzel oluşu dillere destan... Cennet tarlalarında, konar göçer yaşardım. Bulutlardı dostum, sürüklenirdi peşlerinde gezenti yüreğim; seyredururdum gemileri bazen de, tünüverirdim bir köşeye. Nereye gitsem güzellik taşırdım heybemde.
Bir çiçeğin rayihasıdır beni vatanımdan koparan. İlacı yoktur derdimin. Yolu yoktur vatana dönmenin. Kaderimin cellâdını soluyorum her nefeste. Sorsalar ki nasıl bir hissiyat bu, adı yok; aynaya baksam yine o masum, güzellik dolu heybesi, ışık saçar gözleri bülbül bakar bana. Lakin ruhumla sarmaş dolaş bir aşeka azad edemez beni. Niyet belli, netice dünden hazır.
Ey gül! Sen bülbülün kalbine aşkı nakşettin sanıyorsun lakin bu yüreğimi dağlamaktır. Sen konuştukça işittiğim tek ses mağrur bir beste. Ben ise mağdur. Gönlümden damlayan her kan katresiyle canlanıyorsun.
-Edebiyat Fakültesi
(en sevilen blogdan alıntı)