Ah hüzün... İnsanın yüreğine en çok yakışan, orayı kıymetlendiren ne varsa sendeydi. İşte ben de o kapının önündeyim şimdi. Uçuk bir sarı, bir parça kırgınlık kalmış gibi sonbahardan. Kapıyı çalmama gerek yoktu, hep aralıktı çünkü. İnsan için hiçbir zaman uçlarda bir duygu olmamıştı hüzün. Acının koyuluğunda kendi aydınlığımı bulmaya çalışırken de, mutluluğun insanı sarhoş eden esintisi varken de içimde bir yerlerde hüzün vardı. Bir bakıma insanın terk edemediği yaşamının izleriydi. Hayalini kurduğu geleceğin silüetiydi. Her ne kadar bu anda olduğumuza kendimizi ikna etme-ye çalışsak da hep başka bir andaydık. İşte buydu hüzün. Kaçmaya bile çabalamadığımız, geçmişte veya gelecekte olan kırgınlıklarımızdı, bizi biz yapan ne varsa oradaydı, belki de bundandı kaçmak istemeyişimiz.
-Hanife MERMER