Melis Hancı

Melis Hancı
@melishanci
Boşuna kollarımı ona doğru açıyorum, sabahları kâbus dolu rüyalardan uyandığımda, boşuna onu geceleri yatağımda arıyorum, mutlu ve masum bir rüya bana hayal kırıklığı yaşattığında, sözde çayırda oturmuşuz ve ben bir yandan elini öperken, diğer yandan onu binlerce öpücüğe boğuyormuşum. Ah, sonra bir de uyku sarhoşluğuyla emekleyerek ona gidip uyansam- ezilmiş yüreğimden gözyaşı deli boşalıyor ve karanlık bir geleceğe doğru umarsızca ağlıyorum.
Reklam
Zaman zaman onu bu kadar sık görmemeye karar verdiğim oldu. Peki bunu uygulayacak biri var mı? Her gün kendimi kandırmaya çalışıp yemin billah ediyorum: Bir kez olsun yarın onu görme diye. Ertesi gün olunca yine karşı konulmaz bir sebep buluyor, ne olduğunu anlamadan bakıyorum onun yanındayım. Ya akşamdan “Yarın geliyorsunuz, değil mi?” demişti- kim buna hayır diyebilir? Ya da bana bir şey sormuştur, ben de cevabı ona kendim iletmeyi uygun bulmuşumdur; ya da hava öyle güzeldir ki, Wahlheim’a gitmişimdir, oraya varınca da ona gitmem sadece yarım saatimi alacaktır!- Çok yalındayımdır, yalnızca bir hamle, hop! Oradayım.
Sayfa 38
Yine de, durum buysa, buna nasıl tahammül ediyorlar? Her günü pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan, intihar etmeden, hatta siyaset tartışmaya devam ederek nasıl atlatıyorlar? Bu kadar katı egoist olabilirler mi? İşlerin böyle olması gerektiğinden o kadar eminler ki kendilerinden bir kez bile şüphe duymuyorlar mı?
Alıntı
Ben vedaları sevmem albayım. Hiç gitmesin insanlar. Hele gelmemek üzere giderlerse, çok üzülürüm albayım, dayanamam. Gelmemek üzere gidenler çok sevdiklerim olur genelde. Bi de bir hikaye bırakır ki geride, noksanlığın daniskası içinde. Ölse, öldü dersin, ama ölmez onlar. Ölmesinler de. Ölürlerse bi kere daha üzülürüm. Çünkü koklayamazlar bir daha çiçek. Yazık olur. Gönlüm geniş ama odalara yerleşecek insanlar yok ki albayım. Ben, bi şey yapmadım. Şimdi diyeceksin, yapmadın tabi ulan gül cemaline mi gelsinler, sanki cemalim çok gül de. Ne yapmalıydım albayım. Sevgi, yetmiyormuş her şeye.
Öyleyse şunu bilin ki gelecekte siz bütün dostlarınızın, isteseniz de istemeseniz de sır ortağı olacaksınız. Sizin, kendi derdinizi dökmekten çok, dert dinlemeyi sevdiğinizi herkes sezecek. Sonra sizin onları kusur bulmak, işledikleri yanılgılarla alay etmek için değil de, içten gelme bir anlayışla, sevgiyle dinlediğinizi de sezecekler. Bu anlayış, sevgi, gösterişten uzak olduğu gibi son derece avutucu gelecek onlara.
Reklam