Başından beri, hem toprağın hem de ruhlarımızın doğal tarıma geçişinin birkaç sezondan daha uzun süreceğini biliyorduk. Geçiş, devam eden bir süreç halini aldı.
"Beni arzuluyor musun?" diye sordu Hilal.
Evet demek geliyordu içimden, evet, uzaktayken, kafamda sadece bir hayalken seni arzuluyorum. Bugün neredeyse bir saat boyunca seninle, vücudunla, bacaklarınla, göğüslerinle dövüştüm, ve dövüş, enerjimin belki binde birini tüketebildi ancak. Karısını seven ve arzulayan bir erkek olmama rağmen seni arzuluyorum. Seni arzulayan ilk erkek değilim, başka bir kadını arzulayan ilk evli erkek de ben değilim. Hepimiz zihnimizde aldatırız, af diler, yine aldatırız. Kollarımda yatarken sana ilişmiyorsam, günahtan korktuğumdan değil bu. Benim böyle bir suç anlayışım yok. Fakat seninle sevişmekten katbekat önemli bir şey var. İşte bundan dolayı seninle yan yana, yandaki binanın kıvılcımlarıyla aydınlanan bu otel odasını seyrederken içim huzurla doluyor.
"Parayı ne yapacağız," diye sordum.
Yao hakkındaki görüşlerim tekrar değişmeye başlamıştı. Bildiği birtakım şeyler olmalıydı, benim de bildiklerim ayrıydı, karşılıklı birbirimizi eğitmeye devam edebilirdik.
"Para bizim saylır, çünkü bize verildi. Onun için bu parayı ayrı bir yerde tut ve önemli saydığın yerlere harca."