"... çünkü insanların büyük bölümü, birçok güzelliği göremezdi.
büyük bölümü, birçok güzelliğe dokunamazdı.
onlar, birer uyurgezer gibi geçip giderlerdi güzelliklerin yanından. ya da kafalarına taktıkları başka bir güzelliğin peşinden koşarken onun uğruna birçok güzelliği de ayaklarının altına alıp hiç farkına varmadan acımasızca ezerlerdi.
bu nedenle bakarsın benim güzelliğimi de göremezdi insanlar. göremeyince de hiç kuşkusuz tutup dallarımı da gövdemi de parçalara ayırır, bir güzel odun yaparlardı. sokaklarda, ocaklarda ve fırınlarda cayır cayır yakarlardı sonra da. kapıldığım hayallerle birlikte bir avuç kül olurdum işte o zaman. kim bilir, belki bir kadın elindeki kürekle sobanın içinden çıkarıp kovaya doldururdu beni, belki bir çocuk da oflaya puflaya götürür, o küçücük elleriyle sokağın köşesindeki çöp bidonuna döküverirdi... çocuk böyle yapınca ben de kovadan bidona aktarılırken acı acı savrulurdum tabii.
bir yandan da keşke boşu boşuna hayallere kapılmasaydım, derdim o sırada..."