İlk Japon polisiyemdi, biraz daha klasik bir suç hikâyesi bekliyordum ama içindeki iki hikaye dd psikolojik ilerleyince beni şaşırttı. Büyük olaylardan çok insanların yaptığı seçimlerin sonuçlarını okuyoruz. Atmosferiyse zaten baştan beri karanlık.
İlk hikaye beni daha çok vurdu. Okurken sinirlendiğim yerler oldu ve asıl koptuğum nokta, karakterin hatasının sonucunda bile gerçek bir pişmanlık hissetmemesiydi. Hatta bazı anlarda olanlardan tuhaf bir rahatlama duygusu çıkarması beni o kadar gerdi ki erkekler kapatılsın moduna girdim..
İkinci hikaye biraz daha farklı bir yerde duruyor. Orada daha çok takıntı, ego, yanlış anlaşılmalar (bunu tahmin etmiştim ) ve kırılmışlık ön plandaydı. İlk hikaye kadar sert değildi ama yine rahatsız eden bir havası vardı.
En sevdiğim şey akıcılığı oldu. Sürekli sayfa çevirtme hissi var. Dili sade, yormuyor ve merakı diri tutuyor. Sinir katsayısı yüksek ama okuma deneyimi güzel bir kitaptı.
Rus folkloruyla ilk kez bu kitap sayesinde tanıştım ve beklediğimden çok daha keyifli bir deneyim oldu. Kitabın o karanlık, gotik ürkütücü havası ve eski Rusya’da geçen masal atmosferi çok hoşuma
Daha önce Cadı ve Gulyabani’yi okuyarak diline aşina olduğum Hüseyin Rahmi, sanırım yavaş yavaş favori Türk edebiyatı yazarlarımdan biri oluyor. Eserlerindeki trajikomik olayları ele alış biçimi ve karakterleri biraz abartarak ama gerçeklikten kopmadan yazması gerçekten çok hoşuma gidiyor.
Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu da bu anlamda oldukça keyifliydi. Özellikle “kudurma” ile “kuduz” meselesini bir araya getirme şekli beni çok güldürdü. Olayların büyütülüşü, karakterlerin tepkileri ve aile içindeki çatışmalar hem komik hem de düşündürücüydü.
Kısacası keyifle okudum Hüseyin Rahmi’nin kalemini tavsiye ediyorum