Yalancıların en büyük özelliği söylediklerine en çok onların inanmaları doğru yanlış ayırtedilemez noktaya ulaşılıyor bir yerden sonra Steinbeck ne güzel anlatmış bu durumu
“Kimse ona yalancı diyemezdi. Bunun başlıca sebebi yalanın kafasının içinde olması ve ağzından çıkan her doğrunun yalanın rengine bürünmesiydi.”
1939 yılı Almanyası’nda ikinci dünya savaşı henüz başlamamış ve Polonya çıkarması yapılmadan hemen öncesini anlatarak başlayan, tarihi gerçeklerle harmanlanmış, soluksuz okuduğum bir polisiye gerilim kitabı oldu. Gerçek karakterler ve gerçek olayların da romana dahil edilmesiyle çok gerçekçi ve çok etkileyici bir konu ortaya çıkarmış yazar okurken hayran kaldım. Diktatörlük rejimi ve onun getirdiği statülerin arasındaki farklılıkları, rütbelerin birbiri üzerine olan ilişkileri ve yaptıkları vahşeti, asıl karakterlerin kendine has karakterleri ve geldikleri noktalar beni çok etkiledi. Karakterlerin yaşadığı koşullar ve yaşadıkları o kadar net aktarılmış ki normalde çok travmatik ve insanı rahatsız edecek canilikte bir ortamda savaş sırasında hayatta kalma çabaları çok etkileyici ve bir o kadar da iyi işlenmiş. Savaşın insanların psikolojisi üzerine ne kadar etkili olduğu ve insanları nasıl vahşileştirdiği ve belli bir ideolojide insanların sorgulamadan ya da insani değerleri yoksayarak inandıkları şeyler için nasıl acımasız olabileceği konusu açıkçası en dikkat çekici noktasıydı.
Konusundan kısaca bahsedecek olursam; Nazi Almanyası’nda zengin ve çok güçlü Reich’ın ileri gelen adamlarının güzel ve sosyetik eşleri vahşi cinayetlere kurban gitmeye başlar. Hepsinin ölmeden önce psikiyatrlarına mermer adamdan bahsettiği öğrenilir. Gestapo subayı olan Franz Beewen soruşturmanın başına atanır ve kadınların psikiyatrı, aynı zamanda bir şantajcı olan Simon Klaus ve bir akıl hastanesi müdiresi psikiyatr Minna von Hassel ın da bir şekilde olaya dahil olmasıyla katilin peşine düşerler. Hepsinin kafasında aynı soru vardır kadınların ortak noktası ne? Mermer Adam maskeli katil rüyalara girip nasıl onları öldürebiliyor?
Konu hiç beklemediğim konulardan hiç beklemediğim yerlere
Her teknolojik gelişme tehlike yaratabilir. Ateş baştan beri tehlikeliydi ve aynı şey sözler için de geçerliydi; ve o ikisi bugun bile tehlikelidir. Fakat onların yokluğunda insanlar insan olamazlardı.
‘Aslında nereye gittiğim çok önemli değil ‘dedi Alice.
‘O zaman hangi yolu izlersen izle farketmez ‘ dedi kedi.
‘Bir yere varayım yeter ‘ diye tamamladı Alice sözünü
‘Ah, bundan kuşkun olmasın , kesinlikle bir yere varırsın, tabii eğer yeteri kadar yürürsen’