Puan vermedi·216 syf.··
2022 78. kitabı
Ömer Hayyam (1048-1131), İranlı büyük bir polimat, matematikçi, astronom, filozof ve şairdir. Asıl adı Gıyaseddin Ebu’l-Feth Ömer İbni İbrahim el-Hayyam’dır. “Hayyam” lakabı babasının çadırcı mesleğinden gelir. Doğu’da bilim insanı kimliğiyle, Batı’da ise özellikle Rubaiyat (Rubailer/Dörtlükler) adlı şiirleriyle tanınır. Rubai, dört dizeden oluşan ve genellikle “aaba” kafiye şemasıyla yazılan klasik bir Fars şiir formudur. Hayyam bu formu ustalıkla kullanarak felsefi derinlik katmıştır. Hayyam, Nişabur’da doğup büyümüş, Semerkant ve Isfahan’da bulunmuştur. Matematikte cebir üzerine önemli çalışmalar yapmış (kübik denklemler), astronomide Celali Takvimi’ni geliştirmiş, fizik ve felsefe alanlarında eserler vermiştir. Rubaileri ise ölümünden sonra derlenmiştir; kendisine atfedilen yüzlerce dörtlük arasında hangilerinin gerçekten ona ait olduğu tartışmalıdır. En güvenilir derlemelerde 100-300 civarı rubai bulunur. Türkçe’de en bilinen çeviriler Sabahattin Eyüboğlu ve diğer klasik tercümelerdir. Hayyam’ın rubaileri, kısa formlarına rağmen derin felsefi sorgulamalar içerir. Ana temalar şunlardır: Hayatın Kısa ve Geçiciliği (Transience): Dünya bir han gibi; gelen gider. Geçmiş ve gelecek masaldır, önemli olan “an”dır (Carpe Diem). Ölüm kaçınılmazdır, bu yüzden zevkleri kaçırmamak gerekir. Varoluşsal Sorgulama ve Kader: Evrenin sırrı akılla tam çözülemez. Tanrı, kader, ölüm sonrası hayat gibi konulara ironik ve şüpheci yaklaşır. Bazı rubailerde kaderin oyuncağı olan insan imgesi vardır. Şarap, Sevgili ve Zevk: Şarap sıklıkla mecazi kullanılır; tasavvuftaki gibi ilahi aşkı veya dünyevi zevki simgeler. Eleştirmenler onu “şarapçı” diye ansa da, bu imgeler ikiyüzlülüğe, dini gösterişe ve faniliğe karşı bir başkaldırıdır. Sevgili de hem dünyevi hem ilahi güzelliği temsil
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,9bin okunma
Puan vermedi
Muzaffer izgü ve kahramanları Kuzguna yavrusu zümrütüanka görünürmüş Muzaffer izgü İnsanları öyküleri ile güldüren değerli kitap ve kalem ehli yazarlarımızdan olan Muzaffer izgü aynı zamanda iyi bir öğretmen ve usta bir hiciv ustasıdır yazarın eserleri defalarca yeşil çam ekranına taşınmıştır en ünlü filmi aynı zamanda Kemal Sunalın oynadığı öğretmen adlı filmdir bu filmde yazar köyden kente göçü bir insanın şehirde nasıl kaybolduğunu o kemal sunalın eşsiz sanatkârlığı ile ekranlara taşır her evladın annesi için bir zümrüdü anka kuşu olduğunu söyleyen yazar belkide en büyük hatamızın bu olduğunu ifade eder bir annenin evladı kuzgun olsa o zümrüdü anka kuşuna benzetilebillirmi Hz Muhammed efendimiz kızım fatma hırsız olsa onun elini keserim buyurur ve yine her çocuğun islam fıtratı ile doğduğunu bu ahlâkın ise yine aile sayesinde korunduğunu ifade eder efendimiz SAV Perişanım,berbatım,halim duman diyen Muzaffer izgü hikayelerinde perişanlığı berbatlığı anlatır ve biz onun hikâyelerinde ağlanacak perişanlığımıza berbat halimize güler geçeriz eserleri ve yazım tarzı Aziz Nesine benzetilen yazar birbirine rakip olarak görüldükleri için Aziz Nesin tarafından pek sevilmez Muzaffer izgünün öykülerinin kahramanları içimizdendir kimi zaman işportacı kimi zaman simitçi Muzaffer izgü lüp lüp makinası biz yazarların resimleri, öyle artist resimi gibi gün aşırı gazetelerde boy göstermez. Yalnız, büyük bir başarı kazandığımız, ya da öldüğümüz zaman basarlar resimleri İşte, bu da bizim için ayrı bir övünç. Lüp Lüp Makinesi Ayşe Karakuş Ayşe Karakuş Lüp lüp makinası öykü severler tarafından okunması gereken kitaplardan biri her gün karşılaştığımız yok olan insanların o trajik ve dram dolu hayatları büyük bir gülmece ustalığı ile siz okurları bekliyor yazar hayatlarının kimsenin
1000Kitap
Lüp Lüp MakinesiMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınevi · 2000161 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çocuklara kötülüklerden korumak için yapılacaklar listesi
8/10
·195 syf.··
2026 4. kitabı
Suçlular sadece başka insanları hedef seçmediler. Yani yakın akrabalardan yada Koç, hoca amca gibilerden de çıkabilir. Bazı ebeveynler Belki de çocukları tedirgin etmekten korkarak hiçbir şey yapmazlar. Maalesef bu başını kuma gömme tarzı yaklaşım çocukların savunması kalmasına sebep olur. Tüm eleştirilere itaat etmelerini gerektiren katı bir tarzda yetiştirilmiş çocuklar özellikle risk altındadır.@ Hayatta hiçbirimiz her şeyi çözemeyiz, Bu yüzden başkalarının tavsiyelerine başvurur. Çocuk yetiştirme konusunda ucuz teorilere başvuranlar, kendilerini Nasrettin hoca'nın masalında yanlarında bir eşekle ve oğluyla giden hocanın durumunda bulurlar. Yani ne yapsalar çözüm bulamıyormuş gibi hissederler. Sezgi ve sağduyudan yararlanmak Sezgi bir şeyi düşünmeden anlamanı sağlayan ani bir histir. Mesela ani ve sebepsiz bir duyguyla karşıdakinin iyi biri olmadığını hissedebilirsiniz işte bu sezgidir. Mesela bazı iş adamları sahte bir işin neredeyse kokusunu alır. Birkaç yıl polislik yaptım ve Sezgin kayda değer bir şekilde gelişmeye başladı. Sezgi ve sağduyu birlikte gider. Birçok insanın başı sağduyu görmezden geldiği için belaya girer. Sağduyu, eğer bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, genellikle gerçek olmadığını öngörür. Mesela baba çocuklarıyla aşırı ilgilenen bir Koru şefini tuhaf bulduğunu ancak çocukların ve annelerinin bu ilgiden memnun olduklarını bildiğinden onların mutsuz etmek istemediğini itiraf etmiş. Yani sağduyu ve sezgisini görmezden gelmiş ve bedelini oğlu ve ailesi ödemiştir (tacizci bir Kore şefi olayından alıntı) yetişkinler sağduyu sahibidir bunu çocuklarına da geçirmek için çaba göstermelidir. Küçük çocuklara bile sezgilerine güvenmeleri öğretilebilir. Şüphelenen bir çocuk kaba davranmaktan korkmadan kaçmalıdır. Çocukların sevgilerini
Çocukları Kötülüklerden KorumakRobert Stuber · Beyaz Yayınları · 19986 okunma
GÖZLERİNDEN BELLİDİR CEVRİYEM.
Puan vermedi
Osmanlı’nın son yıllarında gazetecilik mesleğine başlamıştır. Cumhuriyet döneminin önemli bir gazetecisidir. Necatigil’in istemi üzerine gönderdiği mektubunda, Avrupa’ya giden ilk kadın gazeteci olduğunu ve 1922’de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul’a gelen Refet Paşa’yla, Alemdar gazetesi için ilk söyleşiyi kendisinin yaptığını söyler. Derviş çeşitli gazetelerde çalışırken, romanları da gazetelerde dizi olarak yayınlanır. İkdam gazetesinde, kadın sayfası hazırlayarak sayfa geleneğini başlatır. Suat Derviş, yabancı dil bilen gazeteci olarak, Boğazlar sorununun görüşüldüğü “Uluslararası Montrö Konferansı’nda” bulunur, 1923 yılında Lozan Konferansı’nı izler. Derviş, 1927 de ablasıyla birlikte Berlin’e gider. Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Bölümü’nde eğitim alırken gazeteciliği de sürdürür. Yazıları, Almanya’da “Scherl, Mosse, Ullstein Querscnitt, Vossische Zeitung” gibi on beşe yakın dönemin en ciddi ve siyasal gazeteleri ve dergilerinde yayınlanır. Türkiye’de yazdığı kimi kitaplarını Almancaya çevirerek yayınlar. Hitlerin gelişiyle, yükselen faşizmi yerinde gözlemlemiş ve Marksist görüşünü pekiştirmiştir. Nazi yanlısı olmayan yayın kurumlarının kapatılması üzerine Türkiye’ye döner. Derviş, 1932 yılında mesleğini Türkiye’de sürdürür. Son Posta, Resimli Ay, Tan Gazetesi gibi sol görüşlü gazete ve dergilerde çalışır. Almanca, Fransızca, İngilizce çeviriler yapar. 1934-1938 yılları arasında 5 romanı gazetede dizi olarak yayınlanır. 1937’de Tan Gazetesi, Derviş’i SSCB’ye gönderir. Bu inceleme, 1944’te “Neden Sovyetler Birliği’nin Dostuyum?” adıyla yayınlanır. Derviş, bu dönemde üst tabakanın çalkantılı yaşamını değil, adaletsizliğe, nazizme ve yükselen faşizme karşı yazılar yazar. Yayınlanan incelemenin ardından da “kızıl” damgası vurulur bu tarihten
Edebiyat
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20212,660 okunma
7/10
·264 syf.··
2026 7. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 21:34
Avustralya Edebiyatı'ndan J. M. Coetzee dışında ilk okuduğum yazar T. Winton. Küçük bir kasabada kasaplık yapan,başta romanın anlatıcısı olan ergen oğlu Jaxie ve karısı olmak üzere kendisinden zayıf gördüğü zorbalık eden baba "Kaptan Deyyus" arabasını tamir ederken tedbirsiz davranır. Arababanın üzerine düşmesi sonucu ölür. Annesini kanser nedeniyle kaybetmiş olan Jaxie onu bulduğunda, kasabalılar ve babasının arkadaşı olan polisin ona inanmayacaklarını,kendisinin yaptığına inanacaklarını düşünür. Babası,annesi ve kendisini öldüresiye dövdüğü halde bilmemezlikten gelen kasabalılardan beklediği budur. Babası özellikle annesi öldükten sonra Jaxie'nin belalı - sorunlu olduğunu anlatmaktadır. Daha ilk sayfalarda Jaxie'nin sesinde, Çavdar Tarlasında Çocuklar romanındaki Holden'ın sesini duydum. Jaxie daha ağzı bozuk ve şiddete eğilimli olsa da ( ileriki bölümlerde J. hayvanları öldürürken hissediliyor) Holden ile ikisi aynı kumaştanmış, samimiyetleri, masumiyetleri, yalnızlıkları benzer türdeymiş gibi geldi bana. Babasının ölümü onun için kurtuluş olabilecekken, ölümünden sorumlu tutulabileceği için hızlıca kaçmaya kalkar. Prefrontal korteksi tamamlanmamış biri olarak yanına tek bir tuvalet kağıdı rulosu, kamuflaj kıyafeti gibi eşyaları alması tipik ergen zihnini gösteriyordu ve beni güldüren pek çok yerden biriydi. Hedefi dünyada sevdiği tek insan olan Lee'yi bulmak ve onunla yaşamaktır. Babasının kamyonetiyle yola çıkıp benzini bitene kadar saklanarak ilerler ve terk edilmiş tuz madenlerinin yakınlarında, kuş uçmaz kervan geçmez bir bölgede vahşi hayvanları avlayarak yaşamaya çalışır. Bir süre sonra, daha önce yaptığı bir şeyden dolayı birileri tarafından buraya bırakılmış ve kendisi gibi saklanan İrlandalı eski rahip Fintan ile tanışır. Önce Fintan'ın insani
Çoban KulübesiTim Winton · Holden Kitap · 202597 okunma
9/10
·118 syf.··
2026 3. kitabı
On öyküsünü bir kitapta toplayan Zeynep Kaplantaş ikinci oyku kitabı ile karşınızda. Yüzonsekiz sayfalık kitabımızı Şule Yayınları basmış. . İstanbul doğumluyum yazarımız. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği mezunu. John Ruskin'in Susam ve Zambaklar eserini Türkçeye, son Mevlevi postnişini Hasan Çıkar Dede'nin konuşmalarından derlenen kitabı Tanrinin Temsilcisi İnsan'ı İngilizceye çevirmiştir. Romantik Cinayetler öykü kitabını 2017 de çıkarmıştır. . Kitaba ismini veren ilk oyku ile yola çıkıyoruz. Annesi ile kızının hikayesini okuyoruz. Kızımızın sesinden. Babasız bir kızın annesinden ayrılıp bir bebek gibi ilk adımlarını atmasını severek okudum. . Yeni bir teklif annemin kalbine giren yeni kramplar demek. Bu tuhaf korkunun tek nedir beni uzak kalacak olması değil, yaşamdan zevk alan mutlu insanlarla bir arada bulunacak olmam. Bu, pasın demiri çürüttüğü gibi çürütür içini. En rahat yatakta kabuslar gördürür. #sayfaonbir . En uzun öykümüz Küçük Bir Rica. Anne ile bebeğin hikayesini hastaneden itibaren dinlemeye başlıyoruz. . Kakanın keskin bir kokusu olduğunu fark etmem o zamanlara denk gelir. Burnumu elimle kapatıp uyumaya çalıştım, yine de altını temizlemedim. Üstünde kurudu; gözleri ağlamaktan şiş, bacakları pislikten yara. Kuvvetli sesiyle bağırmak kelimesini yeni bir tanım getiren Güzide'yi yıkamak mı? #sayfadoksaniki . Hepsi okunası kadın hikayelerinden bir diğer öykümüz Yeni Hediye . Sınıf arkadaşı Nazlı ile yaşadıklarını keyifle okuyoruz. . Okulun belalı öğrencisi hem çeşitli oyuncaklar aldırtıyor, hem baba parasını kendisi için harcayan çocuğun arkasından alay ediyordu. Yanındayken sesi bir kabadayının sesi gibi çıkmazdı. Zorba arkadaşlarına ondan bahsederken, zengin çocuğu, yüzüne karşı, Mustafacı 'cım demişti. #sayfaaltmışüç
Aramız AçılıyorC. Zeynep Kaplantaş · Şule Yayınları · 202214 okunma