Cennet diye bir yer yok mu?
"Hayır Jonathan, böyle bir yer yok. Cennet bir yer, bir mekân değildir, bir zaman dilimi değildir. Cennet öğrenmektir, mükemmelliktir."
Bu kitap sıradan bir olayla değil, bir sabah Gregor Samsa'nın dev bir böceğe dönüşmesiyle başlıyor. Kafka, bu fantastik dönüşüm üzerinden toplumun, ailenin ve bireyin birbirine karşı olan tutumlarını sorgulatıyor. Kitabı okurken, asıl korkunç olan şeyin Gregor’un bir böceğe dönüşmesi değil, çevresindekilerin onun değişimine karşı gösterdiği sevgisizlik ve dışlayıcılık olduğunu fark ettim.
Gregor, ailesi için çalışan, kendini feda eden bir bireyken; işe yaramaz hale geldiğinde değersiz biri olarak görülüyor. Bu durum bana toplumun insanlara sadece "yararlı" oldukları sürece değer verdiğini düşündürdü. Ailemiz bile yararlı olduğumuz kadar kabul eder ve sever bizi. Peki doğrusu bu mu olmalıdır sizce? Kafka’nın dili sade ama derin. Sayfalar ilerledikçe insan, Gregor’un yalnızlığıyla empati kuruyor ve kendi hayatına da sorgulayıcı bir gözle bakmaya başlıyor.
Kitap kısa olmasına rağmen duygusal olarak ağır. Kafka’nın vermek istediği mesajlar çok katmanlı: Aile baskısı, bireyin yabancılaşması, toplumun beklentileri gibi konuların hepsi bir araya geliyor. Dönüşüm, hem gerçek hem de sembolik yönleriyle düşündürücü bir eser. Benim için bu kitap, insan olmanın ve insan kalmanın ne kadar zor olduğunu anlatan güçlü bir eser olarak yer etti. Franz KafkaDönüşüm
yürüyüşü de, Amerika ve İngiltere'nin harakatlerini istismar eden Moskoflar'ın Almanya'ya karşı savaşı kazanmak üzere oldukları sırada Türkiye'yi bir oldubitti ile sovyetleştirmeye hazırlanan karanlık komünistleri gün ışığına çıkarmak suretiyle Türkiye'yi komünizm batağına düşmekten kurtarmıştır.
3 Mayıs 1944 bir dönüm günüdür. Türkçülerin ızdırabı ile yuğurulmuş ve tehlikeyi geriye atmış bir dönüm günü...
3 Mayıs'ta yürüyenlere selâm...
Türk devleti ebedidir...