Bir dilenci, Cüneyd'in huzuruna gelip oturdu da dedi ki:
-"Ey düzensiz, hilesiz, TAnırı'ya avlanan er, İnsan ne vakit gönül huzuruna erişir?"
Cüneyd dedi ki:
"-Gönülsüz kaldığı zaman!"
Kitabın hepsini "Karabibik" sanıyordum ama ancak yarısının yarısı kadarı Karabibik imiş. "Yadigarlarım" ve "Hala Güzel" kitaptaki diğer iki hikaye. Herkesin kendi görüşü kendini bağlar ama bana göre kitabın ismi "Yadigarlarım" olmaya daha müstehak görünüyor.
"Yadigarlarım"ın kahramanının duyguları oldukça karışık. Ama diğer iki hikaye kahramanları Karabibik ve Safder'de duyguları karışık kişiler. Buradan, Yazar Nabizade Nazım'ın da duygularının karışık olduğunu anlayabilirsiniz. Fakat, kendisini dönemin yazarlarından ayıran en etkin karakteri, "kendi duygularını kahramanlarına yansıtmaması" olarak gösteriliyor. Edebiyat tarihçileri bu hususun altını hassasiyetle çizdikleri için "demek ki olabiliyormuş" demek durumundayız.
"Bilgi dağarcığımızda, Edebiyat tarihimize ilişkin bir tuğlanın eksik kalmasını istemiyorsak, okumamız gerekir" diye düşünüyorum. Hatta bir ara "Zehra"ı da okumayı planlıyorum.
"Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür."