Bu kitapla ilgili bitirdikten sonra aklıma yatmayan şeyler vardı. Son bölümde çok hızlı gelişen olaylar dışında karakterin iç düşüncelerinin işlendiği kısımlardan çok etkilenmiştim. Bay Golyadkinin sürekli şöyle yapacağım böyle yapacağım gibi düşüncelerde bulunup neredeyse hiçbirini icraate geçirememesi gerçekten beni sinirlendirerek okumamı zorlaştırmıştı. Kitabı kafamdakinden 1 ay daha uzun sürede bitirmiş olma sebeplerimden birisi de bu.
Okuduğum incelemelerin çoğunda Golyadkinin kendini diğer herkese sevdirmek için bir sürü şey yaptığından bahsediyordu ama burda atlandığını düşündüğüm bir nokta var. Bay Golyadkin aynı zamanda bu insanların hepsini içten içe eleştiriyor, kendini üstün görüyor. Bunu aslında son zamanlarda sosyal medyada çok gördüğümüz linç konusuna benzetebiliriz diye düşünüyorum. Kişi kendinde eksik gördüğü bir şeyi başkasında görünce o kişinin o özelliğini aşağılamıyor mu? Bay Golyadkin aslında içimizden birisi diyebiliriz bence. Beni en çok etkileyen şey bu oldu.
Son kısmın çok hızlı gelişmesi ve anlayamamış olmam rahatsız etse de şimdilik o kısmı tekrar okumayı düşünmüyorum.
Herkesin bahsettiği dövüş kulübü kitabına benzerliği konusunda ise yorum yapamayacağım. Filmi de izlemedim kitabı da okumadım. Konularına baktığım zaman nasıl bir benzerlik olduğuna anlam veremesem de okunacak/izlenecek listeme ekledim.