Bundan sonraki mentalite;
Olmayanı bırakmak Olanın tadını çıkarmak Olacak olana inanmak
Duygu ve Düşünce
Çoğu zaman saldırganlık, doğrudan saldırma arzusunun ifadesi olarak değil, kendisini savunma zorunluluğu biçiminde ortaya çıkar. Özne kıskançlık, haset, talebinin karşılanmaması vb yaşadığı frustré olması sebebiyle ötekine saldırmak istemektedir; ancak bu arzu benlik ideali, ahlaki yasaklar veya Öteki'nin yasağı nedeniyle kabul edilemez bulunur. Bunun sonucunda saldırgan dürtü ikincil bastırmaya uğrar. Fakat bastırılan agresyon ortadan kalkmaz. Benlik içerisinde birikmeye devam eder. Öznenin tanımakta zorlandığı bu gerilim zamanla belirsiz bir affekte dönüşür. Bu, tasarımsız kalmış affekt ise çoğu durumda kaygı biçiminde deneyimlenir. Böylece başlangıçta saldırma arzusu olarak ortaya çıkan şey, özne tarafından kaygının sinyallemesi sebebiyle "tehlike altındayım" duygusu şeklinde yaşanmaya başlar. Bu noktada çeşitli savunma mekanizmaları devreye girer: Saldırmak istemek → İkincil bastırma → Saldıramamak → Agresyonun benlikte birikmesi → Birikimin tasvirsizliği olarak tanınmaz bir affekte dönüşmesi → Affektin kaygı olarak yaşanması → Kaygının egoyu tasarımsız bir tehlike olarak sinyallemesi → Kaygıyı taşıyamamak → Tersine çevirme → "Saldırılacağım" → Yansıtma → "Saldırgan olan ben değilim, o" → Bastırılmış agresyonun dışsallaştırılması → "Kendimi savunmam gerekiyor" → Rasyonelleştirme → "En iyi savunma saldırıdır" → Entelektüalizasyon → Saldırının meşrulaştırılması. Bu mantıkta özne artık kendi saldırganlığıyla karşılaşmaz. Saldırganlık Öteki'ne atfedilmiştir. Böylece özne, kendi agresyonunu savunma kisvesi altında yaşama imkânı bulur. Lacancı açıdan mesele, saldırganlığın ortadan kalkması değil, öznenin onu kendisinin bir parçası olarak tanımaktan kaçınmasıdır. Bu mekanizma yalnızca bireysel düzeyde değil, kolektif fantazmalarda da gözlemlenebilir. Edebiyat,
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eğer altından kalkamayacak olsaydım benim başıma gelmezdi mentalite it's that
Rabbul Alemin'in koyduğu yasa gereği, dışarıdaki zalimin gücü, içerideki mazlumun "mental teslimiyeti" kadardır. Mentalite Değişimi Eğer biz "ben neyi yanlış yapıyorum?" demek yerine sürekli "dış güçler ne yapıyor?" dersek, sorumluluktan kaçmış oluruz. Sorumluluktan kaçmak, iradeyi başkasına teslim etmektir. Kendi Doğrunu İnşa "Bir doğrunun imanı" dediği şey, önce kişinin kendi iç dünyasında tutarlı olmasıdır. Kendi içinde dürüst olmayan, toplumu düzeltemez. "Zulüm Azrail Olsa..." "Allah zalim değil, ama insanlar kendilerine zulmederler." Bu, otoritenin tüm oyunlarını boşa çıkaran bir özgürlük Zulmü bitirecek olan şey, zalimin insafı değil; mazlumun kendi nefis ve mentalitesini değiştirmesidir. İnsan "kendi kendine zulmetmeyi" (nefreti, cehaleti, tefrikayı) bıraktığı an, Allah o kavmin üzerindeki kara bulutları (akıbeti) dağıtır.
Araştırma-İnceleme Tarih
İnsan olmak!
İnsan olmak yalnızca var olmak değildir; insan olmak, bir mentalite meselesidir. Çünkü insanın dünyaya bakışı, olayları değerlendirme biçimi ve insanlara karşı sergilediği tutum, onun nasıl bir insan olduğunu gösterir. Hayatta bazı insanlar kendilerine bir şiar edinir; doğruluğu, adaleti ve anlayışı ilke haline getirir. Bu tür insanlar başkalarını sürekli kıyaslama ihtiyacı duymaz, çünkü herkesin hayatının, şartlarının ve mücadelesinin farklı olduğunu bilirler. Ne var ki çoğu zaman insanlar, anlamadan yargılamak gibi kolay bir yola başvururlar. Oysa gerçek insanlık, hüküm vermeden önce düşünmek ve karşımızdakinin duygularını anlamaya çalışmaktır. İşte burada empati devreye girer. Empati kurabilen bir insan, yalnızca kendi penceresinden değil, başkasının kalbinden de bakmayı öğrenir. Bu da insanın davranışlarına daha olgun ve daha adil bir tutum kazandırır. Sonuç olarak insan olmak, başkalarını küçümsemek ya da sürekli ölçüp biçmek değil; anlayabilmek, hissedebilmek ve adaletli davranabilmektir. Gerçek insanlık, zihinde kurulan doğru bir mentalite ile kalpte taşınan empati arasında kurulan dengede saklıdır.
Edebiyat
17 yaş adrenalininyle okusaydım daha pozitif bir geri bildirim alırdım ama 40 larda hüzünlü bir umutsuzluk hissettirdi.. Uygulamalı devrim kurgusu ile sosyalist mentalitesinin güzel bir örneği olan bu kült eseri geç okumamak lazım 🫣 instagram.com/p/DUtfXrZCOi0/?...
Okuma Raporu