"Ey Davud, ben onlara çok nimet veririm, karşılığında az şükre razı olurum. Bu inayetimin şükrü de sana ulaşan her nimeti benden bilmen den ibarettir."
"Ve O'ndan başka kim gökleri ve yeri yarattı da gökten sizin için su indirdi? O suyla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği yemyeşil bahçeler bitirdik! Öyleyse Allah'tan başka bir tanrı mı var? Oysa bunlar O'na ortaklar koşan kimselerdir. Ve yeryüzünü [sizin için oturmaya elverişli kılan, içinden nehirler akıtan, sağlam dağlar yaratan, iki deniz arasına engel koyan O'ndan başka kimdir? Öyleyse Allah'tan başka bir tanrı mı var? Doğrusu onların çoğu bilmiyor. Ve darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve başındaki sıkıntıyı gideren, sizi kendisinin yeryüzündeki vekili yapan O'ndan başka kimdir? Öyleyse Allah'tan başka bir tanrı mı var? Ne kadar da az düşünüyorsunuz! Ve karanın ve denizin karanlıkları içinde size yolu bulduran, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderen O'ndan başka kimdir? Öyleyse Allah'tan başka bir tanrı mı var? Allah, onların koştukları ortaklardan çok yücedir, münezzehtir. Ve ilk yaratmayı yapan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gökten hem yerden rızıklandıran O'ndan başka kimdir? Öyleyse Allah'tan başka bir tanrı mı var? [Ey Muhammed] de ki: 'Eğer [Allah'a ortak koşarken] doğruyu söylüyorsanız delilinizi getirin!"" (Neml, 27:60-64)
Lakin içimizdeki ahlak kanunu, bizi maddenin ve hayvanlığın sınırlarının ötesine taşır ve sonsuzluğun kapısına getirip bırakır. O kapıdan girip anlamlı ve özgür bir hayat yaşamak yahut yok olup gitmek bizim irademize kalmıştır.