10/10
·336 syf.··
2019 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2019 10:09
Bir yanda demir gibi soğuk, ökçesiyle ezer geçer bir oligarşi; öte yanda açlık, yoksulluk ve öfkeyle yoğrulmuş milyonlarca insan. London burada durup süslü cümlelerle oyalanmıyor. Doğrudan suratına vuruyor gerçeğin. Yediğiniz yemekte kan var! dedirtiyor Ernest Everhard’a, o sarışın canavara, o ideal devrimciye. Ve okurken hissediyorsun ki yazarın kendisi de masada oturmuş, o zenginlerin suratına aynı sözleri haykırıyor. London’ın klasik ham, güçlü, neredeyse yumruk gibi inen üslubu. Betimlemeleri vahşi doğa romanlarındaki kadar canlı ve acımasız. Ama bu sefer orman kurtları değil, uçurum insanları var karşında: “…berbat bir nehirdiler, uçurum insanlarıydılar… kudurmuş halde sonunda ayaklanmış, böğürerek efendilerinin kanlarını istiyorlardı…” Bu cümleler London’ın elinden çıktığında, romantik bir manzara resmi değil, kan ve irin kokan bir gerçeklik tablosu çıkıyor ortaya. Kelimeler yumuşak değil; keskin, sert, işçi sınıfının öfkesini taşıyor. Yazarın sosyalist inancını saklamaya hiç niyeti yok. Ernest Everhard üzerinden konuşuyor, nutuk atıyor, ders veriyor evet, bazen roman makaleye, bazen manifestoya dönüşüyor. Ama London bunu bir kusur olarak görmüyor; tam tersine, amacı bu zaten. Okuru uyandırmak, sarsmak, ayağa kaldırmak istiyor. Yapı olarak da zekice bir numara çekmiş. Romanı bulunmuş elyazmasıbdiye sunuyor. Avis Everhard’ın gözünden anlatılıyor olaylar. Ama üstte bir çerçeve var: Gelecekten (2600’lerden) bakan bir editör, Anthony Meredith, dipnotlarla düzeltiyor, açıklıyor, Biz kazandık diyor. Bu katmanlı yapı London’ın en sevdiği oyunlardan: Hem trajediyi anlatıyor (Ernest’in yenilgisi, kanlı Chicago Komünü), hem de umudu koruyor (“Sonunda biz kazandık, kardeşler”). Bu ikili bakış, onun maceracı ruhuyla devrimci ruhunun birleştiği yer. Dili? Sade, güçlü,
Edebiyat
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Demir Ökçe
7/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 23:01
Demir Ökçe, 1908’de yazılmış, distopya edebiyatının babası sayılan eser. Jack London tarafından kaleme alınan Demir Ökçe , 20. yüzyılın başında Amerika Birleşik Devletleri’nde yükselen baskıcı bir oligarşinin ve ona karşı yürütülen sosyalist mücadelesinin anlatıldığı öncü bir distopik roman. Kitap, olaylardan yedi yüzyıl sonra bulunan ve bir devrimci olan Avis Everhard tarafından yazılmış olan "Everhard Elyazması" üzerine kuruludur. Metin, gelecekten bir tarihçinin (Anthony Meredith Ardis) elyazmasına düştüğü açıklayıcı notlar ve önsöz ile sunuluyor; bu durum hikayeye tarihsel bir belge niteliği kazandırmakta. Ernest Everhard ve İdeolojik Çatışma Romanın merkezinde, Avis’in eşi olan işçi sınıfı lideri ve filozof Ernest Everhard yer alıyor. Ernest, toplumun seçkinleri, din adamları ve iş adamlarıyla girdiği tartışmalarda kapitalizmin kaçınılmaz sonunu ve "Demir Ökçe" adını verdiği oligarşinin ayak seslerini müjdeler. Ernest'e göre toplum, "işçi aristokrasisi" (kayırılan sendikalar) ve sefalet içindeki "uçurum insanları" olarak ikiye bölünmektedir. Kitap, işçi sınıfı ile sermaye arasındaki uzlaşmaz çıkar çatışmasını matematiksel bir kesinlikle ortaya koymakta. Kapitalizmin evrimleşerek "Demir Ökçe" denilen, mahkemeleri, orduyu ve basını kontrol eden devasa bir zorba güce dönüşmesini anlatıyor. Kitabın zirve noktalarından biri olan Chicago Komünü, uçurum insanlarının ayaklanmasının ve düzenli ordu tarafından kanlı bir şekilde bastırılmasının dehşet verici tasvirlerini içermekte. London, eserinde sadece ekonomik sistemi değil, aynı zamanda bu düzene hizmet eden eğitim kurumlarını ve kiliseyi de sertçe eleştirir. Piskopos Morehouse karakteri üzerinden, İsa'nın öğretilerini gerçekten takip etmeye çalışan bir din adamının, egemen sınıf tarafından nasıl "deli"
KiTaPHaNe
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·320 syf.··
2025 79. kitabı
Kitap bir önsözle açılıyor. 27 Kasım 419 İ.K.Ç. (İnsanın Kardeşlik Çağı) diye bitiriyor Anthony Meredith bu önsözü. 1912’de ‘sosyal felsefeci eski nalbant’ Ernest Everhard ve sonradan eşi olacak Avis Everhard ile tanışırız. Avis Everhard’ın bir ağaç kovuğuna sakladığı ve yüz yıllar sonra bulunan yazılardır okuduklarımız. Anthony Meredith yedi yüz yıl sonrasından Avis Everhard’ın yazdıklarını değerlendirir önsözde ve dipnotlarda. Bütün her şey oligarşinin elindedir. Ordu, basın, din… Hepsi işçilerin adeta robotlaştırılması için kullanılan bir araçtır sadece. Ernest’in sosyalizmle ilgili görüşleriyle uyanış yaşayan bilim ve din insanlarının (Avis’in babası John Cunningham ve Piskopos Morehouse) oligarşi tarafından nasıl cezalandırıldığını görürüz. Önce ellerindeki her şey alınır. Meslekleri, paraları, evleri… Akıl hastanesine kapatılırlar. Türlü işkencelerden sonra da izleri bile kalmaz Genel Grev sayesinde bir dünya savaşının eşiğinden dönüldüğünde sosyalizmin gücü daha iyi anlaşılır. Ancak sosyalistler seçimlerde oy alsalar da, oligarşi onlara hakkını vermemekte kararlıdır. İşçileri kast sistemiyle böler oligarşi… Grevleri ülkeyi etkileyecek iş kollarına daha fazla hak vererek onları susturur. Geri kalanlar daha zor koşullarda ‘ölmemeye’ çalışır artık. 1913’te sonun başlangıcına tanık oluruz. Artık oligarşi ile uçurum insanları arasında savaş başlamıştır. Bu savaşın gerçekte kazananı olmayacaktır ama kaybedeni çok olacaktır! Kitap 1909’da yayınlanmış. Ama olaylar 1912’den itibaren anlatılıyor. Distopya olarak başlayıp bitiyor ancak önsözde yedi yüz yıl sonra her şeyin ‘olması gerektiği hale geldiğini’ okuyunca ütopyaya evrildi benim gözümde. Kitabın son cümlesi yarım kalsa da umudu yerle bir etmiyordu. Birçok distopya yazarına ilham olan Jack London’ın gelecekle
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
7/10
·320 syf.··
2025 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2025 00:36
Bence bu kitabın en şaşırtan ve aklımızda hep tutmamız gereken yanı 1908’de yayımlanmış olması. Yukarıdaki cümleyi önemli bir hatırlatma olarak yazdım çünkü benim kitabı değerlendirmemde çok önemli bir unsur. Kitabın yazıldığı ve yayımlandığı dönemi göz önünde bulundurmadan okursanız oldukça didaktik ve propaganda içeren bir metin olması nedeniyle biraz uzak durmak isteyebilirsiniz. Ancak, Jack London’ın yirminci yüzyılın başında bir distopya ve kurgu harikası oluşturduğunu düşününce büyülenmemek elde değil. Hikaye iki aşamalı kurgulanmış. İlk aşamada; tanınmış bir bilim adamının kızı olan Avis Everhard’ın, Amerika’daki sosyalist hareketin öncü liderlerinden olan eşi Ernest Everhard’ı ve onun davasını anlattığı notlara yer verilen katman bulunuyor. Yazar ikinci aşama olarak ise; Everhard’ların başarısızlıkla sonuçlanan devrim girişimlerinden yüzyıllar sonra, Avis Everhard’ın notlarını bize detaylı dipnotlar ile aktaran Anthony Meredith’i konumlandırmış. Dahice! Hikaye’nin edebi açıdan bir diğer doyurucu kısmı ise ana kahramanın (Ernest Everhard) başarısız olacağını ancak sosyalist hareketin başarı ile yönetime geçeceğini en baştan bilmemiz. Bunun yanında dikta, oligarşi, tröst oluşumları ve siyaset-din-ticaret ilişkileri kavramlarına aşina olmak için özellikle gençlerin okuması gerektiğini düşünüyorum. instagram.com/cityreaders...
1000Kitap
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
Günümüzde “Kara Dörtleme” olarak anılan Yevgeni İvanoviç Zamyatin'in Biz'i, Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünya'sı, George Orwell'ın 1984'ü ve Ray Bradbury'nin Fahrenheit 451'i, Jack London’ın “Demir Ökçe”sinden sonra kaleme alınmışlardır. Kitabın G.Orwell’ın 1984’üne esin kaynağı olduğu söyleniyor gerçeklik payı olduğunu düşünüyorum. Bu kitap ile London’ı bir kez daha sevdim. Verdiği yaşam mücadelesini eserlerine de yansıtmış bir insan. Kitabın konusuna geçmeden önce değinmek istediğim çok önemli bir nokta var. Kitap bir önsöz ile başlıyor fakat bu önsöz kitabın bir parçası. Konu 1900’lerin başında geçiyor fakat önsöz kitabın bir karakteri olan tarihçi Anthony Meredith tarafından -tahmini-2600’lerin başında kaleme alınıyor. Kitap boyunca verilen dipnotlar da aslında kitabın bir parçası, çevirmenin veya yayınevinin açıklamaları değil. Öncelikle burada bahsedilen ‘’Demir Ökçe’’ oligarşidir. Medyadır, dindir, ekonomidir, çıkarları doğrultusunda tüm siyasi gücü elinde bulunduran egemen güçtür. Bu gücü alaşağı etmenin tek çözümü de devrimdir. Demir Ökçe, oligarşik düzen ile işçi sınıfının yaşamış olduğu farkları bariz bir şekilde gözler önüne serer. İşçilerin zor şartlardaki çalışma hayatını, emeklerinin her türlü sömürüldüğünü, kapitalizmin bu insanlara biçtiği değersizliği anlatır. Kitabın ana karakterlerinden olan Ernest Everhard, işçi sınıfına mensup ve sendika yöneticisi bir sosyalist, oldukça bilgili ve hitabeti güçlü biridir. Katıldığı bir yemekte Avis Cunnigham ile tanışır. Cunnigham 1900’lerin ilk çeyreğinde 20’li yaşlarında genç bir kadındır. Ernest’in giyim ve davranışlarından kendi sınıfına ait olmadığını hemen anlar fakat sonraki karşılaşmalarında Ernest’in tavrı ve üslubundan etkilenmeye başlar. Başlarda kapitalist bir dünya görüşüne sahip olan Avis,
Demir ÖkçeJack London · Can Yayınları · 201919,4bin okunma
Demir Ökçenin Ezdikleri
10/10
·320 syf.··
2023 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2023 18:46
Ernest Everhard'in eşi Avis Everhard tarafından 7 asır boyunca ağaç kovuğuna saklanmış gizli belgeler Anthony Meredith tarafından okuyuculara ulaşıyor. Jack London kapitalizmin egemen olduğu bir ülkede; gördüğü vahşeti, eziyeti, adaletin bile parayla satıldığı cehennemi, bütün çıplaklığıyla korkusuzca, acımasızca eleştiren cesur bir yazar olarak tekrar tekrar karşımıza çıkmaktadır. Kendisine hayran olmamak elde değil. Öncelikle topluma karşı umursamaz bir tavır sergilemeyip böylesine gerçekçi bir kitabı bize sunduğu için kendisine teşekkür ederim. Kendisi benim en sevdiğim yazar olmakla birlikte düşünceleri bana aykırı gelen bir yazardır. Sosyalist yanının ağır bastığı bu eserin her satırında onun kafasındaki düşüncelere daha çok yaklaştığımı hissediyorum. Yaşadığı dönemin analiz edip gelecekte yaşanılacak olanları yazabilmek, dahilerin işi. Bu eseri bilimkurgudan ayıran şey kitapta bahsedilen herşeyin yaşanmış olması. Kendi ülkemizde Atatürk vefatından sonra yaşanan ekonomik çöküşler, grevler, eylemler, partizanlık, halkın devlete karşı ayaklanması, askeri orduların sokaklara inmesi vs vs bunların hepsi bizimde başımıza geldi, ne yazık ki. .. Spoiler vermeden kitabın içeriğine değinmeye çalışayım. Oligarşi toplumunun; proletaryanın kanıyla teriyle emeğiyle beslenip büyümesini ezici bir güç haline gelmesini ele almaktadır. Orta sınıfın kendi halinde takılan bir sorun yokmuş gibi yaşayan genç bir kız olan Avis Everhard, bilim adamı olan babası profesör ve Piskopos Morehouse gibi birçok kahramanın Ernest'den sonraki kendi benliklerindeki değişimi gözler önüne seriyor. Devrimci bir ruhun gelişimine yakından tanıklık ediyor ve eseri bilinmezin ortasında yarıda bırakıyoruz. Çünkü zaman aleyhine işlerken daha fazla yazamazdi. Dipnot: George Orwell'ın 1984 eserinin Demir
Toplum
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma