Kitaptaki öyküleri okurken hissettiğim şeyleri ifade edebileceğim kelime; trajikomik. Öyküler üzülmeme neden olurken, bir anda olayların tepetaklak oluşu çok güzel bir uyum içerisindeydi. Kitaptaki tüm öyküleri beğendim. İçlerinden favorim ise
Dünyanın Boğulmuş En Güzel Adamı oldu. Diğer öykülere göre daha çok keyif aldım bu öyküyü okurken.
Yedi tane öykünün yer aldığı bu kitapta, kitaba ismini veren İyi Kalpli Eréndira öykülerin içinde en uzun soluklu olanıydı. Okurken ne olacağını merak etmiş ve klasik bir mutlu son olacağını düşünürken yazar yine insanın duygularını tepetaklak edip "Kime göre mutlu son bu?" dedirtecek bir sona bağlamıştı öyküsünü. Karakterlerden Ulises'in öykü içinde harcanıp gittiğini düşünüyorum. Ah be Eréndira!
"Çalışmak gerek, çalışmak... Çalışmanın ne olduğunu bilmediğimiz için yaşam böyle iç karartıcı görünüyor bize. Bizler emek harcamayı hor gören insanların çocuklarıyız."
Sayfa 27 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ah be Pinokyo! Alfabe kitabını satıp da kukla oyunlarına mı gitmedin, tilkiyle kedinin peşine düşüp altın paralarını mı ekmedin, oyuncaklar ülkesine mi kaçmadın? Pinokyo, Geppetto Usta'nın bir odun parçasından yaptığı kuklasıdır ve Pinokyo gerçek bir çocuk olmak için uslu olması gerekirken türlü türlü haylazlıklar peşine düşer.
Küçükken okuduğum bu öyküyü tekrar okumak istedim. Okurken keyif aldım. Güldüm, üzüldüm ama en çok da hayretler içerisine düştüm. Çünkü Pinokyo karakterinin haylazlıkları bir süre sonra bana "Böyle de olmaz ki!" dedirtti. Kitabın içinde verilen mesajlar güzeldi. Çocuklara iyi huyu aşılıyordu.
Öykünün yazılış hikayesi ise şu şekilde başlıyor. Önce bir gazete de bölüm bölüm yayınlanıyor. 15. Bölümden sonra bitirilen Pinokyo'yu, yazar istekler üzerine tekrar yazmaya başlıyor ve işte şimdiki haliyle Pinokyo oluşuyor.
“Hak! Hukuk! Bugün dünyanın neresinde hak kaldı. İnsanlar onu katletti. Herkesin hakları var, fakat onların, onların gücü var ve bugün güç demek her şey demek.”