Meyûs

Kendine şefkatli ol...
Kendini sevmek bencil olmanın tam tersidir. Kendi içimizde iyi hissetmek sevgiyle dolu bir kuyumuzun olması gibidir: Başkalarına verecek bir sürü sevgimiz vardır. Boş bir kuyudan su çekemezsiniz; içimizde Kendimize karşı nefret ve güvensizlik olduğunda, başkalarını sadece onları verebiliriz.
Sayfa 33·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hacı Bayram eriştiği bu hakikatin şevkiyle: Bilmek istersen seni, Can içre ara canı. Geç canından bul ânı, Sen seni bil, sen seni. diye haykırır. Devamı; Kim bildi ef‘âlini, Ol bildi sıfâtını, Anda gördü zatını, Sen seni bil, sen seni. Görünen sıfâtındır, Anı gören zatındır, Gayri ne hâcetindir, Sen seni bil, sen seni. Kim ki hayrete vardı, Nûra müstağrak oldu, Tevhîd-i zatı buldu, Sen seni bil, sen seni. Bayram sözünü bildi, Bileni anda buldu, Bulan ol kendi oldu, Sen seni bil, sen seni.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Ebu Said el-Hudrî'nin (r.a) rivayet ettiğine göre Peygamberimiz: " gözlerinize ibadetten paylarını veriniz" buyurdu. Sahabiler " Ya Resulallah onların ibadetten payı nedir ki?" diye sordular. Peygamberimiz onlara şöyle buyurdu: "Kur'ana bakmak, onun ayetleri üzerinde düşünmek ve onun şaşırtıcı yönlerinden ibret almaktır."
Sayfa 322·Kitabı okuyor
Saadet nedir?
Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi; mitoloji ile tasavvufu harmanladığı A’mâk-ı Hayal’de bir garip Aynalı Baba’yı şöyle konuşturur: “Beşeriyet derin bir ah çekti ve ‘Doğru, Doğru! Lütfen bana söyleyin, merhamet edin. Mademki, hayattan tiksiniyorum, ama onsuz da yapamıyorum, öyleyse saadetin ne olduğunu bana siz söyleyin’ dedi. O sırada başkan geldi. Meseleyi anladı ve oradakilere: ‘Haydi bakalım, şu zavallının sorusunun cevabını verin!’ buyurdu. Oradakilerin bazıları şu şekilde cevap verdiler: Hz. İbrahim, ‘Saadet çalışıp kazanmak ve kazanılanları başkalarıyla paylaşmaktadır’; Hz. Musa, ‘Saadet nefsi, Firavun’un tutkuları gibi tutkularından kurtarmaktadır’; Hz. Âdem, ‘Saadet şeytana uymamaktadır’; Konfüçyüs, ‘Bir tencere pirinç pilavına bütün lezzetleri sığdırmaktadır’; Platon, ‘Daima yüce şeyleri düşünmektedir’; Aristo, ‘Mantık! İşte saadet!’; Brahma, ‘Saadet mi? Zannedilen şeyin aksidir’; Hz. İsa, ‘Saadet mazîyi unutmak, içinde bulunulan anı iyi değerlendirmek, geleceği düşünmemekle mümkündür’; Lokman Hekim, ‘İnsanlar bu kelimeyi bütün dertlerini bir sözle ifade etmek için icat etmişlerdir’; Hz. Hızır, ‘Saadet, tutkuların giremediği gönüllerde aniden görülen bir hayalettir’ dedi. Sonunda Beşeriyet yorgun bir hâlde yere düşüp: ‘Oooof! Hangisi? Hangisi?’ diye söylendi kendi kendine. İşte o zaman Başkan ayağa kalktı ve 'Ey beşeriyet! Saadet hayatı olduğu gibi kabul edip, insanı yüklediği yüklere razı olup, bunun daha iyi olması için gayret etmektir' dedi. O sırada beşeriyet ayağa kalktı ve Alemlerin Övüncü Efendimiz! Beşeriyetin dertlerini anlayan ve bunun ilacını bulan yalnızca sizsiniz' dedi"
Sayfa 327·Kitabı okudu
1000Kitap
Her bitiş, bir diriliştir...
Her yıkım, bağrında büyük bir ayağa kalkışın, yeniden yapılanmanın tohumlarını taşımaktadır...
Sayfa 323·Kitabı okudu