Volkan, Volkan olarak, İstanbul’un içinden değil yani, yanından geçti daima. İstanbul da onun yanından aktı gitti o zaman. Ona dokunmadan, değmeden akıp gittiğini sandı böylece Volkan.
Ama, yalnızca balkondan değil, motor gürültüleriyle sağır, para hırsıyla kör, teknolojisiyle dilsiz olan ve kurtuluş törenlerine tutsak edilen o şehirden de gittim ben. Trompetçi askeri hatırlıyor musun? İşte onun düşlerindeyim ben şimdi.