“Her şey bitti, hiçbir şey mi oldular yani? Onun gözünde hiçbir şey olmak ne demek ki? Uzak durabilir Marianne’den, ama onu tekrar görecek olsa, bir derslikte göz göze bile gelseler o bakışın içi boş olmaz ki. Böyle bir şeyi gerçekten isteyemez de. Ölmeyi gerçekten dilediği zamanlar oldu Connell’ın, ama Marianne’in kendisini unutmasını asla tüm yüreğiyle istemedi. Connell’ın kendine ait muhafaza etmek istediği tek parça da, Marianne’in içinde var olan parçası zaten.”
Ama çevrenize bir bakın…
Ölüm ve Işık her zaman ve her yerdedir; onlar, belki yeni bir güzellik yaratabilmek için, Samsara’nın içinde sözcükler yakar. Aslında tüm dünya olan Adsız’ın düşlerinde başlar, biter, uğraşır ve didinirler.
“Nine, neden insanlar tuhaf olduğumu söylüyorlar?”
Ninem ileri çıkık dudaklarını geri çekti.
“Belki özel biri olduğundandır. Çünkü insanlar, başkalarından farklı olana tahammül edemezler. Ah, benim güzel ucubem!”
Beyinlerimiz değiştiğinde biz de değişiriz. Bu bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek. Ama daha da büyük olan bir gerçek var, o da şu: Kalplerimiz değiştiğinde her şey değişir. Ve bu değişim sadece dünyayı görme şeklimizde değil, dünyanın bizi görme şeklinde de gerçekleşir. Ve dünyanın bize yanıt verme şeklinde.