!!! Spoiler !!!
Genel olarak beğendim. Özgün bir konusu var. Merak uyandırıyor. Birkaç yerde sıksa da çoğunlukla akıcı bir dili var. Onun dışında, bir Türk yazardan böyle orijinal bir bilimkurgu okumak çok hoşuma gitti. Yer yer verdiği mesajlar da çok iyiydi. Pandemi dönemini hatırlattı bana. Kulaktan kulağa yayılan bir semantik virüs var ve tıpkı bizim pandemide maske taktığımız gibi kitaptaki insanlar da kulaklıkla dışarı çıkıyorlar. Çünkü enfekte olan kişiler abuklamaya başlıyorlar. Yani bir trans haline girerek mantıksız cümleler kurmaya başlıyorlar. Korunmanın tek yolu abuklamaları duymamak. Eminim okuyan herkes pandemi döneminde olanları düşünmüş ve kitaptaki durumlarla karşılaştırmıştır. Çok tanıdık geliyor.
Salgınla Mücadele Kurumu (SMK) sürekli yasaklar koyup sıkı denetimler yapan kurum olarak kötü tarafta. İnsancıl değil. Diğer önemli notlarım:
Abuklamaya bağışıklığı olan, istese de abuklayamayan ama abuklamaya maruz kalınca kafası ısınan eski SMK çalışanı sıcak kafa Mehmet Siyavuş (İmmune olduğu için SMK peşinde)
Babasının da yardımıyla hastalığa çare bulmaya çalışan otobüs geçmeyen durakta bekleyen kız Şule
Mehmet Siyavuş ile SMK’da çalışmış ama sonra kayıplara karışmış olan madde bağımlısı ve üreticisi Özgür (Mehmet onun yerini bulup yanında kalmaya başlayınca onu takip ederek Özgür’ün mekanını basıyorlar, Özgür’ü tutuklayıp Mehmet’i incelemek üzere SMK’da hapsediyorlar. Mehmet, Şule ve babasının yardımıyla oradan kaçıyor ve birlikte hastalığa çare aramaya başlıyorlar, çeşitli deneyler yapıyorlar.)
Ama mutsuz son…
Mehmet, Şule’nin adının anlamını sorunca “Almancada okul demek.” demesi gülümsetti. :)
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Başka kitaplarını da okumak isterim.
Netflix’te dizisini izliyorum, hala bitirmedim. Ama kitaptan çok farklı. Farklı