Neden daha önce okumadım diye hayıflandığım, harika bir kitap. Can Yayınları "Miras" serisiyle beni büyülemeye devam ediyor. Hele ki Günümüz Türkçesiyle sundukları baskılar çok daha anlaşılır ve akıcı bir dilde. Hüseyin Rahmi Gürpınar her şeyden önce düşünme ve aktarma biçimine saygı duyduğum bir romancı. Kadının bireyselliğini, iç dünyalarını, ona yönelik dış baskıları öne çıkarıyor. Gulyabani'ye de hayran kalmamak mümkün mü? Sırada Sevda Peşinde var.
Gürpınarʼın şaheserlerinden birisini okumak bugüne nasip oldu. Korkunun içine komediyi yerleştirmek dönemine göre olmamışı işlemek bunu da sürükleyici bir şekilde yapabilmek çok güzel, biz okurlar için de çok lezzetliydi. Gürpınarʼın kendisini takip eden bir okur için bu eseri kaleme almış olması da ayrıca çok değerli bir şeydi. Yazar okurlarına ne kadar kıymet veriyor, ne kadar ince düşünmüş, dedirtti bana. Kitabımız doğaüstü varlıkların insanlar üzerindeki etkisini, bunu kullanarak insanların ne hale getirilebileceğini gözler önüne seriyor. Kitap içerisinde toplumdaki ahlaki çöküntüde okura gösteriliyor. Konu bir kadın kahramanın perili bir köşke gidişiyle başlıyor ve kadının korkuları gülmece unsurlarla harmanlanarak okurken biz okurlara görsel bir şölen sunuyor sanki. Kitap içerisindeki tekerlemeleri okurken çok keyif aldığımı, güldüğümü söyleyebilirim..
(Haydi babam bom/Mum kum rum /Gözlerini yum/Ağzını aç... Geliyorum kaç.../On beş kırbaç/Kulaç kulaç)
Komedi tarafı bir yana aslında batıl inançların insanları getirdikleri hal trajikomik bir haldi. Kadınların bir başka şekilde, kendi kötü düşüncelerine alet edildiği bir erkek zihniyetinin maddi kazanç amaçlı bir oyunu Gulyabaniʼyi meydana getirmişti. Ve kitap bir aşk hikayesiyle bitirilmişti ki bu da hoştu. Kitabın kadın kahramanın ağzından anlatılıyor olmasını da beğendim. Kitap ilerlerken sonunun o şekilde biteceğini hiç tahmin etmemiştim açıkçası ve bu da beni şaşırttı.
Kitaptan etkilenilerek yeşilçamın en güzel filmlerinden “Süt Kardeşler” filmi ortaya çıkmış ve bize bir şaheser bırakılmış. Bence Gulyabani başarılı bir şekilde filme aktarılmış..(Sadece Gulyabani karakteri kitaptaki karakterin aynısı onun dışında kitapla alakası pek yok filmin..) Son kısımları okurken filmin son sahneleri de gözümün önündeydi.
Bu kadar kaliteli bir anlatım, inandırıcılık, korku gerilim tarzında muadillerine fark atabilecek bir roman okumadım. şiddetle tavsiye olunur. Sıkılmak nedir bilmedim
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın okuduğum ilk eseriydi. Çok merak ediyordum. Keyifle okudum. Yazarın anlatımı, insan tasviri bana çok başarılı geldi. Yer yer yazarın iğneleyici dili düşüncelerine yansıyordu. Cinler, periler, gulyabani derken olaylar belli bir şekilde noktalandı. Sözün özü, hurafelere karşı yazılmış güzel bir eser. 1911 yılında yazıldığı düşünülünce epey etkileyici.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Can Yayınları · 201917,9bin okunma
Kitaba başlamadan önce bir hanımninenin ve yazarımızın mektuplaşmasını görürüz. Ve ilerledikçe aslında bu kitabım yazara hanımnine tarafından ısmarlanarak yazılmış olduğunu anlarız.
Kitaba başlarken yine Süt Kardeşler filminin bir afişine yer verilmiş. Film ile kitabın birebir olmasa da büyük oranda bağlantılı olacağını düşünmüştüm fakat öyle olmadı.
Eski Türkçe anlatımlara özgü tarzıyla günümüz Türkçe’sine uyarlanması gayet güzel yapılmış.
Kitapta aynı zamanda, kadınlar hakkında günümüzde artık kabul görmeyen davranışlar da var elbette. Kadını aptal yerine koymak ve seslerini kesmek, karşı çıkmalarını engellemek, onları sadece namusundan İbaret görmek. Tabi ki bunlar o dönemin gerekleriydi. Fakat baş karakterin bunların hepsini yıkması çok güzeldi.
Kolay anlatımı sayesinde bir günde okunabilecek bir kitap. O dönemi anlatması ve en sonunda olayların gerçek yüzünüN Muhsine ve Hasan aracılığıyla ortaya çıkması akıllarda güzel bir anı bırakıyor.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Can Yayınları · 201917,9bin okunma
#okudumbitti Huzurlu geceler sevgili kitap dostları
Öncelikle uzun zamandır bir kitabı okurken bu kadar eğlenmediğimi,hatta duygu durum geçişlerimin bu kadar hızlı olmadığını söylemek isterim Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın okuduğum ikinci eseri Gulyabani... Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç kitabında da olduğu gibi ,toplumun yanlış inançlarına,hurafelerine keyifli ve hiciv dolu bir dille değinmiş, arka planda miras avcılığını da dillendirmiş.Bazı yerleri okurken gercekten gerildim demesem yalan olur
Bir Hanımninenin yazara yazdığı mektupla ,hanımların uzun gecelerde tandır başında birbirlerine okuyabilecekleri ,ama herkesin okuyup anlayabileceği ,onların aynı zamanda hoşuna gidecek cinli, perili,romanla masal arası bir eser yazmasını rica ediyor, Hüseyin Rahmi de onu kırmayıp bu kitabı yazıyor...İlk eserinde de kitabın başında okuyucuya hitaben yazdıgı bir önsöz var yazarın,bu eserde de bu mektup ve cevabı yer alıyor...Benim okuduğum baskısı sadeleştirilmiş haliydi,orjinalini aratmadığını söyleyebilirim Son olarak hepimiz 1976 yapımı ,Kemal Sunal'lı, Adile Naşit'li , Şener Şen'li Süt Kardeşler filmini izlemişizdir ,film bu kitaptan uyarlanılarak yapılmıştır, bazı yerleri benzese de eser temelinde çok farklı ,bu nedenle kesinlikle kitabını okumanızı tavsiye ederim,çok daha heyecanlı ve eğlenceli olduğunu düşündüm ben kendi adıma #books #bookstagram #bookstagramturkey #kitaptavsiyesi #kitapönerisi
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Can Yayınları · 201917,9bin okunma
Gulyabani.
Türk sinemasının, Ertem Eğilmez'in değerli filmi Süt Kardeşler'den biliyoruz çoğumuz belki de Gulyabani'yi. Kitabın da en az film kadar eğlenceli olduğunu söylemeliyim. Ama arada bir fark var. Kitap, Hüseyin Rahmi'nin eşsiz kaleminden çıkma.
Öncelikle film, senaryosunu birebir kitaptan almamış. Eğer filmin aynısını okuyacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.
Kitap alt metinde dönemin sosyal yapısı hakkında bilgiler sunuyor. Cinler, hurafeler de cabası.
Muhsine'nin başına gelenlere üzülerek başlıyoruz kitaba. Devamında yolu bir şekilde cinli, perili, gulyabanili köşke düşüyor. Sonrasında ise bu üzüntü, yanına biraz gülme hafiften de korkuyu alarak ilerliyor.
Hüseyin Rahmi öylesine kusursuz bir anlatıma sahip ki okurken Muhsine ile empati kurmanız çok kolay haliyle hissettiği korkuyu hissetmeniz çok olası. Usta kalemi okurken, kendinizi o köşkte, olanı biteni izlerken buluyorsunuz.
Çok uzun zamandır Gürpınar ile tanışmak istiyordum. Son aylarda Türk edebiyatına ilgim de oldukça artınca Gulyabani hemen listeme girdi. Keşke daha önce okusaymışım demeden edemiyorum. Neyse ben gideyim de "Süt Kardeşler"i tekrar izleyeyim.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Can Yayınları · 201917,9bin okunma
Hüseyin Rahmi Gürpınar reçelleriyle de ünlüymüş! Yakın dostları, onun titizlik hastalığının olduğunu, evden çıkmadığını, entarisinin ucuyla sadece kapı tokmaklarına dokunabildiğini, hatta zor durumda dışarı çıktığında eldivensiz kimseyle tokalaşmadığını aktarmışlar. Kendisi ev işlerinde çok becerikliymiş, örgü örmeyi, dantel işlemeyi de çok iyi bilirmiş. Hatta Avrupa’dan çeşitli kataloglar getirerek yeni modeller denemeyi de pek severmiş. Muazzam salatalar da yapıyormuş kendisi..
Hakkındaki böyle detayları bilerek eserlerini okuduğumda, ne kadar da hoş bir beyefendi olduğunu hayal edebiliyorum. Gürpınar'ın eserlerini “bahar güneşi” olarak nitelendiriyorum, sımsıcak ve tatlı. Okurken minnoş minnoş gülümsemeler yerleştiriyor yüzünüze.
Eserin girişinde bir okuruyla mektuplaşmasına yer verilmiş, o okurun talebi üzerine romanı ortaya çıkarmış olduğunu ifade etmiş. Çok tatlı bir jest bence.
Romanda “perili ve cinli” bir köşke hizmetçi olarak gelen “Muhsine” ve onun başından geçenler anlatılıyor. Muhsine Hanım genç yaşta dul kalmış bir hanım ve kimsesi de yok. Onu Dudullu yakınlarında bir çiftliğe yerleştirirler. Çiftlikte bir hanımefendi ve hizmetçileri vardır. Ancak hanımefendi rahatsızdır ve ortalıkta pek görünmez. Köşkü de hayaletler, cinler ve periler yönetmektedir. Yaşananlarsa hem ürkütücü hem de trajikomiktir. Muhsine’nin iç konuşmaları, düşünceleri, hisleri o kadar güzel yansıtılmış ki; sanki köşkün bir bölümünde her şeye tanıklık ediyormuşsunuz hissi veriyor. Kitabın sonuna kadar merak da peşinizi bırakmıyor. Eserin alt metninde akla ve bilime önem verilmesi gerektiği, batılın kölesi olunmaması gerektiği mesajı verilmiş. Hüseyin Rahmi’yle henüz tanışmadıysanız, bu eserle tanışmanızı tavsiye ederim.
Hayatımda okuduğum ikinci kitaptır.
Gulyabani Türk edebiyatının klasiklerinden birisidir. Gürpınar'ın kitaplarını bence polisiye olarak nitelendirebiliriz. Nitekim polisiye kurgunun iki ana öğesi olan suç ve muamma bu kitapta görülebilmektedir.
1976 tarihli Ertem Eğilmez filmi olan Süt Kardeşleri de unutmamak lazım.
Kitabı elime alınca Türk sinemasının o efsane komedisini okuyacağım sandım. Ama tabii ki isimler olaylar falan hiç biri aynı değildi. Burada bir hayal kırıklığına uğradım. Sonra eseri okuyunca sevdim. İlk bir cin peri olayları falan olunca! Aman efendim kafayı yedim bu eser kafayı yedirir diye düşünürken gerçekleri ortaya çıkaran Hasan kahramanımız sayesinde normale döndüm. Hasan ile Muhsine nin güzel aşklarına da hayran kaldım. Tatlı bir eser. İyi geceler.
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_R...