Merve Ayhan

Merve Ayhan
@merveayhan
Üşüyorum , kapama gözlerini . . .
324 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
9/10
·147 syf.··
2018 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2018 15:37
Bu incelemeyi yapmak için biraz bekledim. Aslında yapıp yapamayacağımdan da emin değildim ama en azından denemek isterim :). Hepimizin içinde bir "MARTI JONATHAN LIVINGSTON" vardır. Sadece doğru ışık altında parlamayı bekleyen mücevherlerizdir çoğumuz. İşte bizim küçük martımız Jon' da martılar arasındaki değerli bir mücevher gibi. Onu diğer martılardan farklı kılan "İSTEMESİ". Peki neyi? O bir simit veya hayatta kalmak için bir sürüyü ya da yaşamak için uygun koşullar isteyen ve başını bir kez olsun göğe kaldırmamış martılardan değil. Onun istediği ÖZGÜRLÜK, ÖĞRENMEK , UÇMAK. Aslında MARTI JON her düşüncesinde biz insanlığı anlatıyor. Yapmak istediklerimizi , yapamadıklarımızı ortaya koyuyor. İncecik bir kitap olmasına rağmen köklü bir sarsıntı yaratıyor insanda. Kitabı anlatmam imkansız gelebilir çünkü istemek , özgürlüğü istemek , öğrenmenin sınırının olmadığını anlatmam için bu inceleme yetmez. Ama size kitabı okurken içime dokunan bir kısım paylaşacağım. Anne: “Neden Jon, söylesene neden? Diğerleri gibi olmak bu kadar mı zor? Alçaktan uçmak pelikanların ve albatrosların işi, bunu onlara bırak­malısın. Hem niçin avlanmıyorsun oğlum? Artık bir kemik bir tüy gibi kaldın.” Jonathan Livingston: “Bir kemik bir tüy kalmak umurumda bile değil anne. Ben sadece havada ne yapıp ne yapamayacağımı öğrenmek istiyorum, anlıyor musun, hepsi bu. Sadece öğrenmek istiyorum.” Baba: “Buraya bak Jonathan, kış gelmek üzere. Balıkçı tekneleri giderek azala­cak, balıklar da artık suyun üzerinde değil, derinlerde yüzecek. Eğer bir şey öğrenmek istiyorsan, nasıl yiyecek bulacağını öğren. Bu uçma çaban gerçekten çok hoş ama uçmanın karın doyurmadığını sen de biliyorsun. Şunu hiç aklından çıkarma; senin uçma nedenin yiyecek bulabilmek!” *** İşte gördüğümüz gibi bütün sıkıntılara rağmen
Edebiyat
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·336 syf.··
2018 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2018 03:28
Adı bilinmeyen bir ülkenin , adı bilinmeyen bir şehrinde , adı bilinmeyen bir caddesinde , adı bilinmeyen bir adamın arabasının içinde kırmızı ışıkta kör olmasıyla başlar her şey. Aslında "beyaz körlük" diye adlandırılan salgın insanların iç dünyasında çok öncesinden beri vardır. İlk kör diye adlandırılan bu adamın temasta bulunduğu, gözlerinin içine baktığı herkes teker teker kör olmaya başlar. Yavaş yavaş bütün ülkede sokaklarda , caddelerde tek bir ses gelmeye başlar " kör oldum " . Hükümet başlarda salgını önlemek için ilk körleri karantinaya alıp onları yok etme amacıyla bir akıl hastanesinin binasına kapatır. Bir nevi ölümleri beklenir orada. Özgürlükleri elinden alınan insanlar bu da yetmezmiş gibi aç ve susuz kalırlar. Yavaş yavaş insani özelliklerini kaybederler , "özlerine" dönerler. Hırsızlığın , diğer insanların verilen az buçuk yemeğine el koyup onları kullanma , namussuzluk başını alıp gitmiştir. İnsanların doğasında olan egemen olma isteği karantinaya alınan körler arasında büyük sorunlara, cesetlere yol açmıştır. Ama bunların içinde bütün herkes yavaş yavaş beyaz sonsuzluğa giderken ışıkta kalmayı başarabilen bir kadın vardır, Doktorun karısı. Herkese yardım etmeye çalışan ve tek görebilen kişi. Ama iki göz bir dünyayı nasıl aydınlatabilsin ki ? Sevdiklerine yardım edip bu beyaz boşluktan beraber çıkmaya çalışan bir grup insan.. Karantinadan kurtulup, hayatta kalmaya çalışan insanlar için hayat artık daha zordur. Artık askerler yemek getiremeyecektir ve artık kendileri vahşi doğada avlanır gibi yemek bulmak, hayatta kalmak zorunda kalacaktırlar. Pisliğin , kirin , mikropların kol gezdiği bir yerde yaşamak kolay olmayacaktır. “Bence körleşmiyoruz. Hepimiz körüz. Körüz ama bakıyoruz. Bakabilen ama görmeyen kör insanlar.”  Aslında bütün her şeyi özetleyen
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Puan vermedi·186 syf.··
2017 41. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2017 06:12
Çok bekledim seni okumak için çok direndim belkide satırlarında kaybolmamak için okumadan ne olduğunu nasıl beni benden vazgeçirebilen bir kitap olduğunu sezmistim. Kendim oldum Zeze ve son sayfasına kadar Zeze olmanin hüznü ile neşesini taşıdım içimde. Babam okurken hıçkıra hıçkıra aglayacağımı söylemişti. Kendisi de ağlamış pek inamamistim bu soylediklerine bir erkegin hele de bir babanin kitap okurken aglayabilecegine inanmamistim. Ama okurken o kucuk dunyanin icinde kayboldum.Canim yandi tehlikeler atlattim. Zezeye atilan her bir "dayak"bana atıldı sanki. Ayagina batan cam parcasi yüreğimi delip geçti. Ama butun bunlar cok canimi acıtmamıştı taaki Portuga'cığımın ölümüne kadar ben olmek istedim her bir harfinde kelimesinde. Müthiştin sonuna kadar. Gerçek dostluğun ne oldugunu öğrendim bir kez daha teşekkür ederim Zeze en çok da sana Babacım bu mükemmel kitabi okumami sağladığin için <3
Edebiyat
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,1bin okunma
9/10
·112 syf.··
2017 40. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2017 22:37
"Beni öldürdüler, Wene Hala..." Başlamadan önce kapağına takılırım kitapların. Kırmızı Pazartesi' de de öyle oldu aslında . Ödüllü bir kitap olması beni kendine çekti. Kitabın arka kapağını bile okumadan başladım baslarda (dikkatimi veremediğimden olmalı çünkü fazla dikkatle okunması gereken bir kitap bence) sıkmaya başlamıştı. Ama yazar sıkıcıldığımı anlamış olmalı kı güzelleşmeyecek başladı :). Neyse boş konusmalarim ardından biraz kitabın iceriginden bahsedeyim. Yazarın çocukluğunu geçirdiği bir kasabada gerçeklesen Namus "Cinayetini" anlatıyor. Herkesin işleneceğini bildigi ama kimsenin önlemek icin bir şey yapmayı düşünmediği namus cinayeti. Yazar her ne kadar sıradanmış gibi gözüken namus cinayetini öyle bir özgünlük ve betimlemelerle ele almış kı hayranlık duymamak elde değil. Yaptığı ruh çözümlemeleri ve anlatımı ,sonunu bilsekde kitapta ayrı bir gizem uyandırıyor. Tavsiye edermiyim evet aslında kimsenin bu özgün anlatımdan mahrum kalmasını istemem.
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2017 32. kitabı
Şey gibi bir kitap "küçük prens" tabi ona aşık olduğum kadar değil belki de bu kadar kısa olmasından dolayı. Çünkü böyle zevkli bir kitap dakikalar içerisinde bitti. Benim için en büyük günü babamın aldığı ilk hediye. (tabi benim ilk hatırladığım. ) Daha okuma yazma bilmeden elinde kitapla gelince umursamaz bir tavırla köşeye atmıştım. Ama okuduğum ilk kitap olma şansını da elde etti tabi. Konusuna gelince "ben" yerine koyduğum küçük kara balığın dış dünyaya olan merakını gidermek istediği, monoton hayatından çıkıp keşfetmek istediği anlatılıyor. Henüz geç kalmadan büyüklerin dahi okuması gereken bir kitap.
Edebiyat
Küçük Kara BalıkSamed Behrengi · Can Yayınları · 202336,8bin okunma