"Aşk, hayat demektir. Baharın gelmesi, yeşilin güçlenmesi, sarının ışıldaması, mavinin açılması, turuncunun ısıtması, dünyanın renklenmesi demektir. Birine ya da bir şeye duyulan aşk, büyük bir motivasyon kaynağıdır. Hepimiz içimizdeki gücü onunla tanırız. Sınırlarımızı onunla aşarız. Kendimizi yeniden keşfederiz. "
(Batı Resminde Aşk ve Bazı Küçük Felaketler, Epsilon Yayınevi, 2. Baskı, Mayıs 2021, syf 13.)
" ...Ve aşk, ölüm demektir. Kışın gelişi, grinin güçlenişi, sarının solgunluğu, mavinin en koyu tonu, siyahın yok edişidir. Önce aydınlattığı hayatı ansızın karartandır.
Birine ya da bir şeye duyduğumuz aşk, olanca yaşam enerjimizi ve motivasyonumuzu bir vampir gibi emebilir. İçimizdeki gücü onunla yitiririz. Sınırlarımıza hapsoluruz. Kendimizi kaybederiz. Kadından, erkekten, hayvandan, sanattan, doğadan ve Tanrı'dan ırak düşebiliriz."
(Batı Resminde Aşk ve Bazı Küçük Felaketler, Epsilon Yayınevi, 2. Baskı, Mayıs 2021, syf 93.)
Kitabın iki farklı kısmında yer alan bu iki alıntıyla başlamak istedim yorumuma. Çünkü kitap aşkı ve bazen aşkın beraberinde getireceği felaketleri, resim sanatını baz alarak güzel bir şekilde işlemiş.
Sanata ve sanat tarihine ilgim var, fakat konu hakkında çok fazla bilgi birikimim olduğunu söyleyemem. Kitap bu açıdan beni çok tatmin etti. Okumak için bir bilgi birikiminiz olmasına gerek yok, fakat okuduktan sonra kazanımlarınız olacağı kesin. Kitap, birçok resmin açıklamasını yaparken aynı zamanda resimlerdeki belli sembollerin nasıl yorumlanacağı konusunda da bilgilendiriyor.
Örneğin;
Yanan mum, Tanrı'nın her şeyi gören gözü,
Köpek, sadakat
Keklik, şehvet,
Palmiye, şehitlik/zafer,
Terliklerin çıkarılması ve devrik sandalyeler, cinsellik gibi.
Aynı zamanda, resim sanatındaki akımlar hakkında da bilgi sahibi oldum. Rokoko, Barok'un