Merve

Vesikalık fotoğraflar arkadaşlara, aile fotoğrafları yakın akrabalara gönderilen birer armağandılar. Aile küçük oğulları Murat’ın üçüncü yaş gününde fotoğraf çektirir, bu fotoğraftan beş-on tane yaptırılır ve Murat’ın ağzından imzalanan fotoğraflar yakın akrabalara gönderilirdi. “Kıymetli halama ve enişteme üçüncü yaş günümde benden kıymetsiz bir hatıra, Murat.” Ya da daha klasik bir ifade: “Üçüncü yaşımda dayımın ve yengemin ellerinden öperim. Yeğeniniz Murat.” “Yeğeniniz Murat üçüncü yaş gününde ellerinizden öper.” Bazen yakın aile dostlarına da yaş günü vesilesiyle çekilmiş bu fotoğraflar gönderilirdi. Arkasına aile üyelerinin tümünün adı yazılır ve tarih atılırdı: “Taştan ailesine Çalışkan ailesinden bir hatıra. Nesrin, Murat, Aygül, Hurşit Çalışkan. 16 Nisan 1973”.
Can Yayınları, 8. Basım, Mayıs 2013, E-kitap·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Genellikle resmi evrak için çektirilen vesikalık fotoğraflar çokça yaptırılır, yakın arkadaşlara üzerleri imzalanarak verilirdi. “Sevil’e Nurten’den cansız bir hatıra” türünden cümlelere o yıllarda hemen her fotoğrafın üzerinde rastlamak mümkündü. Eski arkadaşın adını zamanla unutabileceği endişesiyle mi fotoğrafı veren, örneğin “Sevil’ciğime bir hatıra” değil de, “Sevil’e Nurten’ den bir hatıra” yazardı, bilemiyorum.
Can Yayınları, 8. Basım, Mayıs 2013, E-kitap·Kitabı okudu
70’lerin başlarında saç tuvaletinde doğal görünüm tercih edilmez, saçların yapılmış olduğunun belli olması arzu edilirdi. Yapılmış saçtan anlaşılan da tuhaf topuzlar, abartılı lüleler, ucu kıvrılarak alnın veya yanağın belli noktalarına yerleştirilmiş perçemlerdi. Özellikle topuzlar çok dikkat çekiciydi. Topuz ile yapay lülelerin bir arada kullanıldığı saç modelleri de vardı.
Can Yayınları, 8. Basım, Mayıs 2013, E-kitap·Kitabı okudu
Oysaki tulumları tekrar giymeye başladık ki severim de :)
İnsanoğlunun –bence– bugüne kadar bulduğu en anlamsız giysi olan tulumlar ise, 80’lerin ürünüydü. Tulum iş hayatına ait bir giysi çeşidiydi, ihtiyaçtan doğmuştu, iş esnasında kullanılırken pratik yararlar sağlıyordu. Ama sadece iş hayatında anlamlı olan bu giysi modaya taşınınca, bir garabet doğdu. Beline ucuz görünümlü, kalın kemerlerin takıldığı, özellikle Ahu Tuğba’nın, oynadığı bütün filmlerde itibar ettiği o kullanışsız ve sakil giysi, bir moda fantezisi olarak bir dönem varlığını sürdürdükten sonra, kalktı.
Can Yayınları, 8. Basım, Mayıs 2013, E-kitap·Kitabı okudu
Günümüzde yok olan yazlık sinemalar o yıllarda sayıca kışlık sinemalardan fazlaydılar. Hemen her mahallede bir-iki tane yazlık sinema vardı. Şehirlerdeki boş alanlar, arsalar yazlık sinema kurmaya çok elverişliydi. Yazlık sinemaların neslini tüketen şey seyircinin azalmasından çok, sinema olabilecek alanlara apartman dikilmesi oldu.
Can Yayınları, 8. Basım, Mayıs 2013, E-kitap·Kitabı okudu