Merve

Merve
@mervekendince
Μηδείς αλογίστητος εισίτω μοι τη θύρα instagram.com/mervekendince?i...
Cinsiyetçilik
1/10
·272 syf.··
2024 9. kitabı
Kitabı bir cümlede özetlemek gerekirse: hayal kurmak, duygusal ilişkiler vs insanı hayattaki tek amacı olan çalışmaktan alıkoyan düşmanlardır. Kitabın cinsiyetçi ve yaşlılık kokan bazı alıntıları: "Kadının önceliği kocasının sağlığıyla yakından ilgilenmek, özen göstermek olur; yemek yapma işini bunu baştan savma bir şekilde yapacak bir hizmetçinin insafına bırakmaz. Pişireceği türlü türlü yemeklere uzun uzun çalıştıktan sonra piyanoda çaldığı notalar kadar özen gösterir ve her notanın kendisi için her şeyi ifade eden kocasının sağlığına nasıl etki edeceğini bilir." "Gençler erken yaşta evlenmekte hiç tereddüt etmemelidir." "Üniversite mezunu erkeklerin geç evlendiği kadınların da evliliğe pek uygun olmayacağını itiraf etmek gerekir. Adeta bir fanusun içinde aldıkları eğitim, açık havada hiç fiziksel egzersiz yapmamış olmaları, çok sıkı korselerle gezmeleri onları iyi birer anne adayı yapamaz. Çoğunun bebeklerini emzirecek gücü ve cesareti bile yoktur. Doktorlar, sıkı korse giymenin rahme zarar verdiği konusunda hemfikirdir." Bu alıntıları dışında kitabın genelinde de öyle övüldüğü gibi daha erken okusaydım şimdi şöyle büyük insan olmuştum diyecek bir şey yok sadece gençler zevk peşinde koşuyor siz bunu yapmayın çalışın topluma faydanız olsun diyor. Tüm samimiyetimle söylüyorum bunu okuyacağınıza 'çıkar cebindeki telefonu' dayılarının sokak röportajlarını izleyin aynı düzeyde tavsiyeleri daha eğlenceli şekilde edinmiş olursunuz.
İrade TerbiyesiJules Payot · Kapı Yayınları · 202038,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kötü Çeviri
İş Bankası Yayınları (Ali Berktay çevirisi): İlk defa okuduğum yazar olması nedeniyle kitabın akmamasının çeviriden kaynaklandığını anlamam biraz zaman aldı. Cümlelerin anlaşılmaz değil yapılarının bozuk ve kelimelerin uyumsuz olduğunu fark edince çevirmen hakkında araştırma yaptım ve kötü bir çevirmen olduğunu öğrendim. İyi kitabın kaynağının yayınevi değil çevirmen olduğunu anlamamı sağladığı için Ali Berktay'a teşekkür ediyorum. Sayesinde zorlu bir okuma süreci geçirdim ama sonucunda iyi bir ders çıkardım İyi bir çeviriden okumak isteyenler için araştırdığım kadarıyla bu kitabın en iyi çevirisi Gözde Koca'nınkiymiş ben de ordan tekrar başlayacağım
Kötü Çeviri
İrade EğitimiJules Payot · İş Bankası Kültür Yayınları · 202138,5bin okunma
Okuduğum en kötü kitap
1/10
·200 syf.··
2022 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2022 09:01
Kaba bir dille yazılmış, olabildiğince dışlayıcı görüşler barındıran, sığ ve sıradan bir anlatıma sahip bir kitap. Özündeki sapık içgüdüleri ve bilinen filozofların sözlerini bağlamının dışında ve kendi görüşlerine çanak tutacak biçimde çarpıtarak kullanan bu yazarın, bencil söylemleri ve bir ergen edasıyla savunduğu "anti" şeyleri dolayısıyla müritlerinin (lütfen bu müritlerin kendilerini çağdaş, entel vs olarak adlandırmalarına aldırmayınız) oldukça fazla olduğunu tahmin ediyorum. Tanıdığım tüm okurları bu zaman kaybından kurtarmak için kendisinin bir yazardan çok bir tarikat lideri edasında konuştuğunu ve dile getirdikleri arasında sizin daha önce başkalarından duymasanız bile kendi kendinize düşünerek akıl edemeyeceğiniz hiçbir bilgi veya görüş olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Konudan tamamen bağımsız fıkra ve hikaye gibi küçük anlatılarla süsleyip beyninize kazımaya gayret ettiği "kadın erkeğin elinin kiridir" , "evlilik fuhuş yuvasıdır" minvalindeki fikir olduğunu iddia ettiği saçmalıklarıyla nasıl bu kadar popüler olduğunu merak ettiğim bir yazar. Aslında biraz düşününce maalesef bu yazarın toplumlardaki büyük çoğunluğun (popüler bir yazar olacak kadar büyük bir kitlesi var demek ki) görüşlerine yahut duymak istediklerine ayna tutmuş olduğu için bu denli bilinir olduğunu anlıyorum. Ve düşünmeye devam edince bu yazarın veya benzer niteliklerdeki yazarların kitaplarını okuyanların da içine alındığı "kitap okuyan insan" kümesine yapılan genellemelerin de ne kadar altı boş ve tüm genellemeler gibi cehenneme kadar yolu olması gereken bir genelleme olduğunu iyice kavradım. Bu inceleme (biraz da kusma) yazısıyla henüz okumamış birkaç kişinin zaman kaybının önüne geçebilirsem de bu kadar kötü bir kitaptan alabileceğim maksimum verimi almış olacağımı düşünüyorum.
Özgürlük - Kendin Olma CesaretiOsho · Butik · 2021774 okunma
21. yüzyıl için 21 Ders'ten Alıntı
Puan vermedi·266 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2021 10:25
Aldous Huxley Cesur Yeni Dünya'yı 1931 yılında, komünizm ve faşizm Rusya'da ve İtalya'da iyice yerleşmişken, Nazizm Almanya'da yükselişe geçmişken, Japonya Çin'i fethetmeye atılırken ve Büyük Buhran tüm dünyayı tutsak etmişken kaleme almış. Ama Huxley tüm bu karanlık bulutların ötesini görüp hiçbir savaşın, kıtlığın ya da salgın hastalığın yaşanmadığı, aralıksız bir huzurun, bolluğun ve sağlığın hüküm sürdüğü bir dünya kurgulamayı başarmış. Bu dünya insanların dilediğince takıldığı bir tüketici dünyası; seks ve uyuşturucu gırla gidiyor ve en yüce değer mutluluk. Kitabın temelinde insanların biyokimyasal algoritmalar olduğu, bilimin insan algoritmasına hâkim olabileceği ve teknolojiyle bunun yönlendirilebileceği varsayımı yatıyor. Bu cesur yeni dünyada Dünya Hükümeti, gelişmiş bir biyoteknoloji ve toplum mühendisliği kullanarak herkesin her daim memnun hissetmesini ve kimsenin başkaldırmak için bir nedeni olmamasını sağlıyor. Riley'nin beynindeki Neşe, Üzüntü ve diğer karakterlerin birer devlet ajanına dönüştürülmüş olması gibi bir durum sözkonusu. Dolayısıyla ne gizli polislere ne toplama kamplarına ne de Orwell'in Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ündeki gibi Sevgi Bakanlığı'na ihtiyaç var. İşin aslı, Huxley'nin dehasını açığa çıkaran, insanların korku ve şiddettense sevgi ve zevk sayesinde çok daha sıkı kontrol edilebileceğini göstermesi. İnsanlar Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü okuyunca Orwell'in kabus gibi bir dünyayı tasvir ettiğini net bir şekilde anlarlar ve sorulacak tek soru, "Böyle korkunç bir duruma gelmemek için ne yapabiliriz?" olur. Cesur Yeni Dünya'yı okumak çok daha rahatsız edici ve zorlayıcı bir deneyimdir çünkü bu dünya yi distopya kılan şeyin ne olduğunu tespit etmekte güçlük çekersiniz. Dünya huzurlu, işler yolunda ve herkes yaşadığı hayattan son derece
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
Yazarın babasıyla olan mahrem anılarını, içinde birikenleri, ona söyleyemediklerini içeren bu içtenlikle yazılmış mektubun, korku ve çekincesinden babasına veremezken izni olmaksızın basılarak parasını verenin okuyabildiği kelimeler dizisi hâlini alması beni oldukça rahatsız etti. Kafka'nın çoğu eserinin izni olmaksızın basıldığını biliyordum ancak bu diğerleri gibi zihninde kurguladığı olaylardan meydana gelen bir eser değil gerçek anılarını, gerçek duygularını başka karakterlere yüklemeden aracısız şekilde doğrudan aktardığı ve babasına özel yazıldığı hâlde babasının bile okuyamadığı bir "mektup" olduğu için açıkçası bu mektubu okumak bana pek etik gelmedi. İlk birkaç sayfasını okuduktan sonra bu derece samimiyetle yazılmış ve mahremiyetin sonuna kadar açıldığı bir mektubu sahibinin izni olmadığını bile bile okuyamadım.
Mahremiyet
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma