Merve Nur

Merve Nur
@mervenur7
276 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
10/10
·247 syf.·
2018 4. kitabı
İnsanın 'Fahrenheit 451 kesinlikle okuyun' diye tshirte bastırıp her yerde gezesi geliyor! Bundan yarım asır önce yazılmış olmasına rağmen, günümüzü gözler önüne seren bir kitap! Kitabın Sonsözünde Neil Gaiman demiş ki; "Spekülatif kurgu, şimdiki zamanın sorunlu ya da tehlikeli bir yanını ele alır ve onu, dönemin insanlarının ne yaptığını farklı bir açıdan ve yerden görmemize olanak sağlayacak şekilde genişletir ve ondan anlam çıkarır. Bunun üzerine düşünülmesi gerekir. Fahrenheit 451 spekülatif bir kurgudur. Bir 'Böyle giderse...' hikayesidir. Ray Bradbur, bizim geçmişimiz olan, kendi şimdiki zamanını yazıyordu. Bizi, bazıları açık bazıları da yarım yüzyıl geçtikten sonra görmenin daha zor olduğu şeyler hakkında uyarıyordu." (Syf. 241) Aslında bu alıntı her şeyi özetler nitelikte. Kitabı okurken geçmişten, günümüzden ve belki birkaç Asır sonrasından yerler okuyoruz. İtfaiyecilerin görevinin kitap yakmak olduğu bir zaman düşünün. Kitap okumanın yasak olduğu, kitaplarınız varsa onlarla birlikte evlerinizin yakıldığı bir dönem. Kitapların, şiirlerin, felsefenin, sosyolojinin budalalık olarak görüldüğü, insanı düşünmeye ve hüzne sürüklediği, mutlu olmasını engellediği için yok sayıldığı; önemli olan tek şeyin eğlenmek olduğu boş bir dönem. Ama bu eğlence anlayışının da sadece belli bir kesime hitap ettiği, savaşın ve kötülüğün hakim olduğu bir dönem. Aslında çok da yabancı değil. Bu kadar ileri seviyede olmasa da günümüzde de çok farklı durumlar yok. Belki kitap okumak yasak değil ama yasak olsa umursanmayacak kadar önemsiz görülmeye başlandığı bir yere doğru gidiyoruz. Düşünmenin gereksiz geldiği, gördüğü şeye inanıp, çoğunluk ne yaparsa o doğru psikolojisi ile hareket eden doğrusunu araştırmaya gerek görmeyen bir hale doğru gidiyoruz. İşte bu kitap da bunları biraz
Edebiyat
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·328 syf.·
2018 2. kitabı
İlk olarak kitabın bana hediye olarak gelmesine vesile olan arkadaşa burdan teşekkür etmek istiyorum. :) Travma Wulf Dorn ile tanıştığım ilk kitap. Türünün korku - gerilim olmasına rağmen aşırı bir gerilim hissi vermedi bana. Zaten diğer yorumlar da yazarın diğer kitaplarının daha fazla heyecan ve gerilim içerdiği yönde. Tabi bu demek değil ki hiç korkmadım ya da gerilmedim. Kitabın yoğun bir haftaya denk gelmesi nedeni ile genellikle gece okuyabildiğim için gerilim duygusu fazlasıyla hakimdi bende. Özellikle sabaha karşı her yer zifiri karanlıkken; sadece saatin rahatsız edici sesinin hakim olduğu, loş ışıklı bir ortamda okurken, kitaptaki fısıltı ve çığlık tasvirlerini sadece okumadım, işittim kulağıma kadar geldi. Hatta bazen korkup birkaç bölüm okuyup kapatmak zorunda kalmış bile olabilirim. :) Yani işin özeti o kadar da gerilimden, korkudan bağımsız değil. Sadece kitabın konusu günümüz dünyasını ve onun iğrençliklerini gözlerimizin önüne sermiş bu yüzden de biraz gerilim, biraz sitem şeklinde gitmiş. Elinize alınca kısa sürede bitecek, merak uyandıracak ve belki de farkındalık sağlayacak bir kitap. Sadece sonu biraz eksik kalmış gibi geldi. Ben sevdim. Hatta kitabı bitirince acaba bu kurgu gerçek olsaydı, çocukları suçlu bulabilir miydim? Diye kendi kendime sordum ama cevap belliydi. Bulmazdım, çünkü Onları buna mecbur bırakan da, bu sonu kendimize hazırlayan da bizleriz. Umarım bir gün benzer bir felaketle karşı karşıya kalmadan bir şeylerin farkına varırız. Wulf Dorn'un da dediği gibi "İnsanoğlunun, bakış açısını acilen değiştirmezse kendi kendini yok edeceği de doğru." "Ama her şey bize bağlı. Yalnızca ektiğimizi biçebiliriz çünkü."
TravmaWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20172,830 okunma
10/10
·76 syf.·
2017 85. kitabı
Ah! Bazı kitaplar vardır, hiç bitmesin istediğimiz. Bitirince sanki boşluğa düşmüşüz gibi hissettiren. Ah`lar Ağacı gibi. Bu kitaba dair kafamda dolaşan o kadar çok cümle var ki , bir de tam tersine bu kitabı anlatabileceğim kelime yok gibi. İncecik bir kitap ne kadar fazla etki bırakabilir, nasıl bu kadar fazla işler ki insanın içine. Şimdiye kadar okuduğum o kalın romanların tamamı bu kitabın tek mısrası kadar dokunabilmiştir belki de içime. O kadar sevdim ki elimden bırakmak istemedim, hem de hiç bitmesin öylece kalsın istedim. Hayatı hakkında çok fikrim yoktu okurken ama öyle hissettim ki yaşadıklarını, kitabı bitirdikten sonra hayatını okurken sanki hepsini daha önceden biliyormuş gibiydim. Hangisinden bahsetsem ki, annesizlik yarasının yazdırdığı satırları mı? Kardeşi için düşündüklerini mi? Yoksa sanki öleceğini hissetmişcesine arkasında kızına ve okuyucusuna bıraktığı satırları mı? “Kime ne anlatarak bitirsem hayatımı Ölümüme de bir şiir yamar nasıl olsa birileri artık,” O kadar acıya rağmen o kadar güzel dik durmuş ki hem acısını hissettim hem de acıyla gülüp geçen dik duruşunu. "Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta." Demiş ama pek dalgınlığımıza gelecek gibi değil. Okuyun, mutlaka okuyun. Şimdi ise bir yandan kitabın bitmesinin verdiği hüzün ile bana uzakta olan peçeteliğe bakıyorum bir yandan da onu almanın üşengeçliği içinde gözümün yaşını içime bırakıyorum.. İyi okumalar dilerim...
Edebiyat
Ah'lar AğacıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 202126,3bin okunma
10/10
·256 syf.·
2017 15. kitabı
Kitabı sırf Erdal Demirkıran`ın diye hiç düşünmeden aldım. Eve gelip okumak için içini açtım ne göreyim, kitap ters basılmış. Kontrol etmeden alırsan böyle kazık yersin diye düşündüm. Neyse tersini çevirdim ilk sayfayı açtım ve "Hiçbir terslik yok rahat ol" yazısı ile göz göze geldim, o an dedim ki ohh be kitap böyleymiş. :) Konusuna gelirsek, kitap önyargılarımızdan kurtulmamız için yazılmış. Tabi önyargım hemen aldığım yeri suçlamak, alıştık ya illa ki hep aynı olacak. Ve ilk baştan başladı önyargılarımı yıkmaya. Kitabın kapağında ise "Alayını.." kısmından sonrası kazındığı zaman ortaya çıkıyor, zaten devam kısmının anlamını kitabın ilerleyen bölümlerinde anlıyorsunuz. :) Bir farklılığı daha ise dünyada bir ilk olduğu söylenen 3B yöntemiyle basılmış. Yani; bağırma, yüksek ses gibi yerlerde kalın yazı; kısık seslerde, fısıltılarda ise gri yazı; seyrek ve sık harflerle ise hızlı ya da yavaş konuşulduğunu anlatması amaçlanmış. Bu şekilde düşünerek okumakta gayet keyifliydi. Kitaba başladığım zaman ise konusunun farklı olmasına rağmen biraz sıkıldım açıkçası çünkü beklentim hayli yüksekti. Ama ilerledikçe elimden bırakamadım. Git gide olaylar öyle bir hal aldı ki ve öyle bir noktaya geldi ki karakterin zekasına ve yazara hayran kalmamam mümkün olmadı. Önyargının insanlığı ne hale getirdiğini açık bir şekilde gözler önüne sermiş. Özelikle sonlarına doğru neredeyse her sayfanın altını çizmek istedim. Yazarın kalemini çok seviyorum. Kitap okumaya başlamam da büyük etkisi olmuştur. Bu kitabını da her zaman ki gibi çok sevdim. Hatta bitirdiğim ilk günler kimi görsem kitabı anlatmaya ve tavsiye etmeye başladım. Hatta kitap şuan kütüphanemde bile değil arkadaşlarımda sıra ile geziyor :) İşin özüne gelirsek, kesinlikle tavsiye ediyorum . :)
İlişkiler
Parayı Bulduğum An AlayınıErdal Demirkıran · Kashna Kitap Ağacı · 20182,373 okunma