Yazarın en sanatsal, en anlaşılması zor kitabı. Belki de bu yüzden elimden bırakamadım.
“Her defasında yıkılırken çocuk oluyorum sanki; minicik ellerimi yere basıp kalkerken de inanılmaz bir şekilde, çarçabuk büyüyorum.
Hepimizin aradığı bir Alaaddin var bu hayatta. Bütün ömrümüzü öldürmek istediğimiz ama bizler için asla ölmeyen kişiler ve düşünceler için harcıyoruz.
“İnsanoğlunun kendi yarattığı şeyi bile elinde tutamayacak kadar zayıf ve çaresiz bir yaratık olduğunu bilmiyormuşum daha.”
Cümlesiyle arayışlarımızın kaçışlarımızla mücadelesini konu alıyor belki de.
Ayrıntılardan başını kaldıramayanlar.
Kişilerin renkleri varken zamanın renklerinin olmayışı… Uzun zamandır üzerine bu kadar düşündüren bir kitap çok iyi geldi.
Bin Hüzünlü HazHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20194,925 okunma
Felsefe son sınıf öğrencisi ve bir felsefe öğretmeni adayı olarak ayakta alkışladığım bir kitaptı. Her türlü ölüm felsefesi tarafsızca aktarılmış. Okurken üzerinde saatlerce düşünebileceğimiz bir kitap.
Kendi yaşadığı hayat ile düşündüğü yaşam şekli aradında çok fark olan bir filozof. Tüm felsefe tarihinin en karanlık en karamsar ve çoğu kadın için de en nefret edilesi kişisi.
Aynı kitabın birkaç tane basımı mevcut. Ben bu duruma dikkat etmeden internetten almıştım. Kitabı okumak isteyenlerin öncelikle buna dikkat etmesi lazım.
Bana göre bu kitap “Başucu” diye nitelendirilecek bir kitap.
İkişer üçer sayfa olmak üzere bir kitapta birden çok hikaye dinliyoruz. Bazen bir kişinin doğumundan ölümüne hayat hikayesi, bazen de sadece bir anısı anlatılmış.
Kitaptaki tırnak içinde yazılan her sözü birkaç defa daha okumak gerekiyor. Eğer kalemle okuyacaksanız her yeri çizmeniz gerekebilir.
Kitapta anlatılan kişilerin sözleri dışında beni asıl etkileyen şey Ali Ural’ın konuyu kendi yorumları ile bağlaması oldu.