Merves

Merves
@mervesmn
Kuş ölür, sen uçuşu hatırla... Kuşlarını alıp gidiyor gök. En saçmalar…
öğretmen
19 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Terbiye demek herhangi bir mahlukta yaradılıştan mevcut olmayan bir şeyi ona tehditle, dayakla, işkenceyle zorla öğretmeye çalışmak demektir. Bunun için terbiye, medeniyet hilekârının yüzümüze sürmeye çabaladığı bir sahtekarlık yaldızıdır. Hepimiz görünüşte medeni, fakat içimizde bir türlü değişmeyen mizacımızla yaratılmış insanlarız. Bugüne kadar gelen geçen filozoflar, felsefeler, türlü türlü terbiye usulleriyle neyi başardılar? Ortadan kaç hırsız, kaç cani, kaç zinacı eksildi? Çünkü fiilde samimiyet yok. Hükümetler görünüşte ne şekil alırlarsa alsınlar insanlara hâlâ efendisine gelir getirmek için yetiştirilen zavallı bir ayı terbiyesi veriliyor. İşte onun için insanı da hayvanı da kendi ilkel vahşetindeyken severim. Çünkü yaradılışlarına hile katılmayanlar ancak onlardır. İnsanın doğal hâli terbiyesizliğidir. Bizi ayıplarlar, bize gülerler, bizi kanuna çarptırırlar falan... Bu tür korkularla terbiyeli görünüyoruz. Bu sosyal endişeleri kaldırınız. Hepimizin nasıl arsız, hayâsız, hırsız, vicdansız olduğumuz derhal meydana çıkar. Falcı olmaya gerek yok.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bazen ah diyorum durmadan, şimdi ben ahlatın başında, otuz iki yaşımda. Ahlar ağacı gibi. Rengârenk çaputlar bağladım yıllarca dallarıma, Mavi, mor, kırmızı ve yeşil, Istedim, hep istedim, Sen iste derdim, iste yeter ki vereyim. Her istediğimi verdim. Arttım, fazlalaştım, Eksikli yaşamaktan. Ahlar ağacıyım, gibisi fazla. Başka bir şey istemem Artık beyazlaşan üç-beş tel saçıma, Hesabımı tam vermekten başka. Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta. ………….. Bir göl vardı evimizin karşısında, Mavi gözleri olan, Kara yağız bir şehirde yaşamışım meğer yıllarca. Ya siz, Nasıl bilirdiniz çocukluğunuzu ey cemaat? Nasıldı
Günah keçisi olmak, arkasında din gücünü bulundurduğu sürece geçerliydi. Kentin bütün günahlarını keçinin sırtına yükler, onu kent dışına çıkarırdınız, böylece kent temizlenmiş olurdu. Herkes ritüellerin nasıl yorumlanacağını bildiği için yürürdü bu iş, tanrılar bile bilirdi. Sonra tanrılar öldüler bir anda. Kenti, tanrıların yardımı olmadan temizlemek zorunda kaldınız. Simgecilik yerine gerçek eylem istendi. Böylece Roma devletindeki gibi sansürcü doğdu, nüfus ve ahlak konularına bakan görevli yani. Düstur, uyanıklık oldu; herkesin herkese karşı uyanık olması. Temizlenmenin yerini tasfiye aldı.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür; bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar. Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam: Bu köprüyü geçip bana gelir misin? İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin; sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın. O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer; bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar örülüverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız. Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde, sözcüklere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Alıntı
Sızıyor sessizce kendi derinine Çıkışını bulamayan sular. İnsan aynı türküyü aynı içtenlikle Söyleyemiyor ki uzun zaman Böyle karşılıksız yankısız Değişiyor usul usul eski duygular. Biliyor musun kalbim artık Bir kuş gibi çırpınarak pencere önlerinde Titrek kanatlarıyla umudun Düşmüyor bekleyişin hayal camlarına Gelmene yakın saatlerde. Hayat dolduruyor her boşluğu kendince Bir başka başlangıçla Tutuşmak üzere yeniden Pembe üflemeleriyle bir ince soluğun Soğuyor acılar bile..
Sayfa 91·Kitabı okudu