Merves

Merves
@mervesmn
Kuş ölür, sen uçuşu hatırla... Kuşlarını alıp gidiyor gök. En saçmalar…

Merves

, bir kitap okudu
Puan vermedi·104 syf.·
2024 2. kitabı
Albert Camus
7.9/10 · 19,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Saçmalamalar
“Umut” en çok saran kavramken hayatımı işte o zaman öğrenmiştim ben büyümeyi. Şimdi öğrendim her şeyi. Yaşamaktan başka. Gençliğim bittiği için mi hala yapboz yapma çabam. Ya da bir aileyi oluşturacak temel taşına döndüğüm için mi bu çocukluğa özlemim? Bu günlerde ise en çok yeni kavramlara sarılıyorum. Gelecek, düşünce, bakım, huzursuzluk… Maviden sarıya, sarıdan griye geçen o eski umutlarım yerini aynadaki yansımama bıraktı. Kendi kuyruğunu kovalayan bir kediyken kendini ateş çemberinde sokan bir akrebe döndüm. Geçmişi düşünmek denize yansıyan mavi gibiyken. Anı yaşamak gündendi tarlasında dolaşmaktı. Gelecek ise bulutların kapatmasını beklediğim gökyüzü gibi. Artık huzuru gride buldum. Ya da gride huzuru arıyorum. İnsan istediği kadar bulsun huzuru gün sonunda yine eksiktir. Uzun zamandır aramayı değil sade yaşamayı seçiyorum. Ya da yaşamış gibi yapmayı…
SAÇMALAMALARIM.
Dünyaya sataşmaktan dolayı belki de ölümüm erken olacak. Bu kadar severken bu kadar nefret neden bu evrene? Bu güzelliğe nefretinden dolayı uzay mı cezanı verir tanrı mı? Neyse ne belki hep yalan dolan işimiz. Sevmediğin bir dünyayı nedir bu kadar gezme isteği? Neye tutunmaya çalışıyoruz. Bir manzara yaşama umudu aşılar mı bize. Bir şelale, bir mağara, bir kayaç. Belki de bir düzen arıyoruz tanrıyı bulmak için. Şundan eminim ama bu sorgulamanın sonu iyi bitmeyecek. Evrenle kavga ederken kara delik çekecek bizi sonsuzluğuna. Denize taş atarken girdap alacak bizi içine. Tanrıyı sorgularken sevdiklerimizle sınayacak belki bizi. Bir dal lazım bize. Bir gaye. Bir spor, bir müzik, bir resim. Bir beceri lazım belki de. Bomboş dolandığımız dünyaya sataşırız tabiki de. Gezer dolaşırız seyyah gibi. Çıkmayız kiliseden, camiden. Her şey boş işte . Her amaç sebepsiz. Olmuyor. En yüksek tepeye çıksan da en dibe insen de olmuyor. Karamsarlığım artık yoruyor bedenimi. Mutlu olacağım diye gittiğim her yerden koşarak uzaklaşıyorum. Galiba paylaşacağımızda anlamsızlığımızı anlayacak biri arıyoruz. Yok o da yok. Zaman geçtikçe daha da anlıyorum kafasına silah dayayan, boynuna ilmek geçirenleri. Korkutuyor geleceğim beni. Korkutuyor hiçliğim düşüncelerimi. Yazdıklarımı karanlık bulanlara açamıyorum kalbimi. Kalemimi neden bıraktığımı neden uzaklaştığımı anlıyorum. Neden hep güldüğümü, maskemin dudaklarım olduğunu hissediyorum hep. Ben bile beni anlamıyorum.
1000Kitap
Saçmalamalarım
Ruhumda uçmayı yeni öğrenen bir serçe tedirginliğiyle başladım bu güne İnsanlardan uzak, kalbimden kaçak bir ömrün son demine gelmiş hissi var kanatlarımda Uzaktan bakıyorum solmuş yüzlere, bitmiş umutlara. Kendini insanlara anlatmak için çırpınıp duran minik bir kuş benliğim. Kafestekine mi üzüleyim özgürlüğüme mi yenileyim bu acımasızlıkta. Anlatamam ben insanlara herkesi düşünmeyi. Anlatamam ben çöllerin, dağların, denizlerin güzelliğini. Sadece kendi gözleriyle bakan bireylerin ruhlarına takamam kanatlarımı. Anlamaz onlar beni. Göremezler benim gördüğümü. Ben görerek yaşarım bir yıl daha. Ben görerek çırparım kanatlarımı kirli bulutlardan içeri. Korkmam ben yükselirim daha da yükseklere. Korkmam direnirim engellere. Anlamasınlar onlar beni. Ben de onları anlamam zaten. Ben bir kuşum yüreğinde evini taşıyan. Belki de bu yüzden hiç bir yere ait olamamam. Her toprağa dokunan bir kuşum. Her toprağı tanırım, her havayı solurum ben. Bir yıl daha uçarım bilmediğim sıcaklığa.
Saçmalamalarım
Sevemeyeceğiz hiçbir vakit doğru bir kişiyi. Seçemeyeceğiz en güzel yolu. Mutluluğu arayacak yeri bulamaz hiç bir canlı. Kendi evine sığamazken anne evinden kaçmak ister. Bir şehri görmek için uğraşırken anılarından korkar belki. O deniz fenerine tekrar çıkamaz, o denize giremez gözünü karartıp. Bir otobüse binip bilmediği bir durakta inip kaybolabilecek miyiz? Kapağını beğenmediğimiz bir kitaba kaç kere şans veririz? Yaşın otuz üç olduğu halde o parlak pembe ayakkabıyı giymekten neden bu kadar korkumuz? Belki de öğrenemeyeceğiz bir toprağa domates ekmeyi. Yeni çıkan domatesin kokusunu. Kerpiç evde “acaba çatı üstüme ne zaman düşecek.” düşüncesi ile çocukluğumuzu geçirmeyeceğiz. İnsanoğlu hiçbir zaman göremeyecek ay ışığında yolunu. Hiç bir zaman o ateşi ısınma dışında kullanamayacak belki. Sığamayacağız dünyaya, her yerden uzaklaşacak ruhumuz. Tanrıya tutunmak bile yük olacak insana. Güneşe taparken korkacak belki buğdaydan. Gelişemeyeceğiz. Üretemeyeceğiz. Korkacağız. Tanrı bizden ne istedi?