MERVE T. AKKAYA

Sonra günün birinde aniden şunu fark ediyor: Aaa, :1ayatım boyunca tiksindiğim insan benmişim! Velhasıl bir ömre birden fazla yaşam, bir yaşama birden fazla kadın, bir kadına birden fazla yalan sığdırdım.
Sayfa 52·Kitabı okuyor
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Dışarısı çirkinleştikçe, bir kaplumbağa gibi kapanmıştım sert kabuklu kendime. Ağırdı kendim, ezilmiştim. Ne kimseyi içeri almış, ne de dışarı çıkabilmiştim. Mahpus kalmıştım adına emniyet dediğim o müemmen sürgüne. Kendi kendime. Dünyaya karşı uyuşmuştum böyle böyle.
Sayfa 247·Kitabı okudu
Heyhat, ben adımların ve zamanın daima lüzumsuz bir telaşla işlediği, kendi rüzgarına meftun bir yerden gelmiştim. Bu yüzden etrafımla ilgilenmeyi oyalanmak sayıp, ardımdan kovalayan varmış gibi çabucak not defterimi çıkardım çantamdan.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Baba neyse de, insan, annesinin dokunaklı bir aşk hikâyesi olsun istiyor. O hikâyenin içinde büyüdüğü rahme işlemiş olduğuna, aşkla beslenerek doğduğuna inanmak, günahkârca bile olsa aşkı tatmış bir kadının çocuğu olmak ne güzel bir duygudur kimbilir.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Allah'a ibadet etmek için oruç tutardı, kendi tanrısıyla konuşurdu. Tanrısına hayatından şikayet etmezdi. Şikayet etmenin de dua etmenin de hiçbir şeyi değiştirmediğini çok küçükken öğrenmişti. Her şeyi anlatırdı tanrısına, içinden, sese dönüştürmeden. Gördüğü kadarıyla hayatın yer yer çok saçma olduğunu ve mesela insanların boş şeylere değer vermek gibi bazı davranışlarını anlamakta zorluk çektiğini.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Alıntı