Bir milletin kadınları, erkeklerle aynı safta dövüşe girerlerse o milleti yenmek hiç mümkün mü? En ilkel insan topluluklarında bu böyleyken zamanla nasıl unutulmuş? Hep erkek budalalığı... Hangi memlekette erkekler, kadın yardımını küçük görmüşlerse, o memleket mahvolmuştur.
Bizim Anadolu’da kadın, ortaçağın toprağa bağlı köylülerinden besbeter... Hayvan gibi satılan, aile kurmakta bile fikri sorulmayan bir yaratığın sosyal hayatta, o toplumu çürümeye götürmekten başka ne etkisi olabilir? Bir milletin yarı nüfusunun hayvan seviyesinde kalmaya zorlanmış olduğunu bir düşünün!”
"...
Anadolu’da ‘Kaz boğazı, kız boğazı’ diye bir laf ederler . Artık bilmem ne kadar uygundur. Bildiğim, kazın kazlığı aralıksız tıkınmasından gelse gerek...”
« Mücadele-i hayattan şu sırrı anladım ki ben
Ölüm didinmelerin sükûna inkılâbıdır. »
Kaç gündür aklımda bu beyit... Şairler sezer. “Ölüm didinmelerin sükûna inkılâbıdır” demiş... Neden olmasın?
Kendini öldürenlere “delirdi” derler. Ah keşke delirebilsem... Ölümden korkmadığımı gördünüz, komutanım; ben, ölmemekten korkuyorum . Yani öldükten sonra da bu acılar sürerse diye ödüm kopuyor! Acı çeken gövde mi, ruh mu? Bunu kesinlikle bilmek ne büyük mutlulukmuş!