Merve

Merve
@merviews
kendi mezar taşını yazan bir yerkürede, terbiyeli cesetler gibi davranacak kadar ağırbaşlı olalım.
Thoreau’da kemikleşmiş bir hesap takıntısı vardır. Sırf nitelik adına, ekonomik nicelik hesaplarını bir kenara atalım demez. Aksine hesaplamamızı, her zaman ölçüp tartmamızı savunur. Tam olarak ne kazanıyorum veya ne kaybediyorum? Daha çok para kazanmak adına sade bir yaşamdan neleri feda ediyorum? Zengin olmak zenginlere neye mal oluyor? Çalışmaya, endişelenmeye, hep tetikte olmaya ve hiçbir zaman oluruna bırakmamaya mı? Thoreau bir çatıya, duvarlara, bir yatağa ve sandalyelere ihtiyacımız olduğunu kabul eder ama tam olarak hangi çatı, hangi eşyalardır bunlar? Eğer yaldızlı kapı kolları olan çok büyük bir ev istiyorsanız, bunun için senelerce çalışmanız ve hava durumunu ya da gökyüzünün rengini unutmanız gerekir. Böylece kimseye faydası dokunmayacak epey kâr elde edersiniz. Halbuki yalnızca sizi soğuktan koruyacak bir çatıya, sadece üç sandalyeye (birincisi oturmak, İkincisi arkadaşlık, üçüncüsü de topluluk için), bir yatağa ve üstünüze sereceğiniz sağlam bir battaniyeye sahip olmak çok para etmez.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Çalışmak sefalet ürettiği kadar servet üretir. Burada sefalet servetin zıttı değil, aksine eksiksiz tamamlayıcısıdır. Zengin, kendininkinden daha dolu olup olmadığını görmek için komşusunun tabağına göz dikerek tıkınır. Yoksulun payına da ziyafetin artıklarına tutunmak düşer. Hepsi aynı oyunu oynar, kazananlar ve kaybedenler vardır sadece.
Kâr vs Faîde
Kâr la fayda arasındaki fark, kâr getiren eylemleri benim yerime bir başkasının da yapabilecek olmasıdır. Ve gerçekte de kâr getiren eylemler zaten başkaları tarafından da yapılabilir olagelmiştir. Rekabet ilkesinin yarattığı sabit bir gerçektir bu. Öte yandan, benim için faydalı olan şey tavırlara, davranışlara, yaşamımın başkasına kati surette devredemeyeceğim anlarına bağlıdır.
9/10
·96 syf.·
2019 73. kitabı
(!) UYARI: Bu kitap, başta İkizler, Yengeç, Balık ve Terazi burcu olmak üzere bilumum burçlara mensûp birçok insan evladı bünyesinde yok-sit etkiler bırakabilir. Şey, toksit. (!) Rumen filozof ve deneme yazarı olan Emil Michel Cioran, nam-ı diger Cioran reyiz, temel bazda yaşam boyu yazdığı yazılarından çıkarımların olduğu aforizmavari bir çalışma hazırlamış. Elbette konu genişliği açısından bunları belirli başlıklarla sınırlı tutmuş. (Sözün Körelmesi, Uçurum Dolandırıcısı, Zaman ve Kansızlık, Batı, Yalnızlık Sirki ve diğer beş başlık…) Bir kitap nasıl bu kadar ismi ile müsemma olabilir!? İşte ha bu kadar olabilir. Bizlerin bir iki satırda okuyabileceği şeyi, hangi deneyimlere dayanarak yazdığını merak etmiyor değilim. Aforizma kitabı değil bu. Hayır çok daha fazlası; gerçekleri görmek isteyecek bir insanın okuması gereken şeyler. Gördükçe görmek istemeyeceksiniz belki, biraz da acıtabilir; ama bu tadında yenilen bir biber gibi (-mi?). Yine de tatmalı diyeceksiniz. (biberi bile bile yedikten sonra gelen pişmanlık hissini de göz önüne almalı.) İnceleme yazmaktan an itibariyle vazgeçtim. Hislerim düzgün cümleler arasında sıralanacak gibi ilerleyemiyor. Hayata tozpembe, ponçikli, masumâne bakan biri değilseniz; gerçekleri olağan doğallığıyla görmek istiyorsanız, buyurun: "Kendi mezar taşını yazan bir yerkürede, terbiyeli cesetler gibi davranacak kadar ağırbaşlı olalım." Haydi, Tanrı'nın bile kurtaramayacağı ruhlara... 2019 *** Sizin için pek anlam ifade etmeyen ama benim için gayriciddi ehsâsın olduğu bâb’a geldik. Cioran reyizin okuduğum ikinci kitabı oldu bu. İlkini “yarıda bıraktım”. Aslında bırakmamıştım; kendimi öyle inandırmak istedim. Hatırlamasam iyi olurdu dediğim şeyleri görmüş, ama görmemezlikten gelmeye çalışmıştım. Neyse bu çürümenin başlangıcıydı.
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,345 okunma