Menekşe renkli sonuncu fon perdesinin üzerine, katil kurbanının kanıyla bir mesaj bırakmıştı: "GÖRMEK BİLMEK DEĞİLDİR!"
"Dans Eden Adamlar" Öyküsü Arthur Conan Doyle'un kaleme aldığı "Dans Eden Adamlar" (The Adventure of the Dancing Men), Sherlock Holmes serisinin en başarılı ve en çok hatırlanan öykülerinden biridir. Bunun en önemli nedeni, olay örgüsünün yalnızca bir cinayet veya hırsızlık vakasına dayanmaması, aynı zamanda çözümü tamamen zekâ, gözlem ve şifre bilimine bağlı olan bir gizemi işlemesidir. Doyle, bu öyküde okuyucuyu sıradan görünen çizimlerin ardındaki büyük sırrı keşfetmeye davet eder. İlk bakışta çocukların yaptığı masum karalamalara benzeyen dans eden adam figürleri, aslında insanların hayatını değiştirecek kadar önemli mesajlar taşımaktadır. Bu yönüyle eser, polisiye edebiyatının en yaratıcı örneklerinden biri kabul edilir. Öykü, Norfolk'ta yaşayan saygın toprak sahibi Hilton Cubitt'in Baker Sokağı'na gelerek Sherlock Holmes'tan yardım istemesiyle başlar. Cubitt, mutlu bir evlilik sürdürdüğü eşi Elsie Cubitt'in son zamanlarda büyük bir korku içinde yaşadığını anlatır. Evliliklerinden önce Elsie, geçmişi hakkında konuşmak istemediğini, sadece eski hayatının tamamen geride kaldığını söylemiş ve eşinden bunu sorgulamamasını rica etmiştir. Hilton Cubitt de eşine duyduğu güven nedeniyle bu isteğe saygı göstermiştir. Ancak bir süre sonra evlerinin duvarlarında, bahçe kapısında ve pencerelerinde garip dans eden adam çizimleri görülmeye başlanır. Bu çizimler Hilton için anlamsız olsa da Elsie onları gördüğü anda büyük bir korkuya kapılır, rengi solar ve konuşamaz hâle gelir. Buna rağmen bu sembollerin anlamını açıklamayı reddeder. Bu durum Hilton Cubitt'in endişelenmesine neden olur ve çareyi Sherlock Holmes'a başvurmakta bulur. Holmes, çizimlere ilk baktığı andan itibaren bunların rastgele yapılmış resimler olmadığını anlar. Ona göre aynı figürlerin belirli aralıklarla
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ömer Naci ve Fransız Devrimi Mirabeaı
Selanik’ten Paris’e firar ermesine neden olan sözlerine bir kez dalla yer veriliyordu: Fakat bakiniz bir kere ve insafile bakiniz azizim. Ortada insaniyeti tahrip eden tırnaklar, vicdanları ağlatan facialar, bütün bir tarihi şan ve şerefin ebediyen topraklara karıştığı saatler, evet, bütün bunlar sessiz ve sedasız bir surette ağlayarak hiçbir imdat ve teselli bulamayarak takrir-i ilam ederken sizinle ben karşı karşıya neler düşünüyor ve neler müdafaa ediyoruz... Meselenin nasihatlarım almaya hacet yok; ben ondan evvel Mirabeaunun kalbini dinledim. Ömer Naci’nin bu sözleri; sosyal ve siyasi çalkantılara karşı duyulan tepkiyi, üzüntüyü ve umutsuzluğu derin bir şekilde yansıtıyordu. Ayni zamanda, özgürlük mücadelesinin ve idealist bir bakış açısının simgesi olan Mirabeaunun isminin geçmesi, bu mücadelenin sadece bir birey ya da topluluğun değil, tüm insanlık adına verildiğine dair bir mesaj içeriyordu. Fransız inkılabı’nın önemli liderlerinden Mirabeauya atıfta bulunarak, özgürlük ve eşitlik arzusunun bir reh' ber olduğtmu ve onun devrimci ruhunun yol gösterici olduğunu ima etmişti. Bu sözleri Paris’e firar etmesine neden olan olaylar sil' silesinin başlamasına neden oldu.
Sayfa 322 - Kronik
Tarih
Rutinler
Rutinler, bilinçaltı dinamiklerini disipline etmenin en iyi yoludur. Her gün aynı zamanda uyanmak, benzer görevleri yerine getirmek bilinçaltımıza şöyle bir mesaj gönderir: "Hayat kontrolüm altında." Bu da kaotik ve belirsiz dünyada, kendimizi daha dengeli ve güvende hissetmemizi sağlar.
Sayfa 162·Kitabı okudu
"Çocuk, güçlü yetişkinler arasında yasayan çaresiz bir varlıktır. "(Engin Gectan)
"İkra", "Oku" anlamına gelir. Bu mesaj; insanlığı, kâinatı,kendimizi okumak anlamına gelebildiği gibi "Kur'an'ın bize ilk mesajı,onu mutlaka okumak gerektiğidir." de diyebiliriz.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Din