777 midir peki?
6/10
·164 syf.··
2026 37. kitabı
Fena bir kitap değildi. Çekim yasasına giriş için uygun özellikle. Aynı şeyi defalarca tekrarlayıp beyninize kazıyor zaten böylece çekim yasası nedir kabaca öğrenmiş oluyoruz. Yine de gerçek dünyadan kopuk buldum yazarı. Hobini yaparsan iş yapıyor gibi hissetmezsin kendini ifade etmiş olursun, keyifle çalışırsın minvalinde koca bir paragraf var mesela ya da devamında topluma katkı sağladığınızı bilerek çalışırsanız keyif alırsanız tarzı bir konuşma.. sen bunu tarlada, fabrikada çalışmak zorunda kalan işçiye anlat bir de abla diyor insan içinden. İlişkiler konusunda da çok sığ kalmıştı mesela. Neyse uzun lafın kısası altı çizilecek satırları olan bir kitaptı. Demek ki benim ihtiyacım varmış bu kitaba ki elim gitmiş de okumuşum teşekkür ediyorum emeği geçen herkese
1000Kitap
Çekim YasasıNil Gün · Kuraldışı Yayınevi · 2018837 okunma
Rüyalar Anlatılmaz
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
Küçükken benimde sıkça duyduğum, iyiyse nazar değer şayet kötü ise dillendirmek, anlatmak başa getirir diye rüyalar anlatılmazdı. Bu kitapta da anlatmamanın nelere yol açtığını okuyoruz. Aynı evde yaşayan bir anne bir kız iki erkek olmak üzere üç çocuğun anlatmadığı daha doğrusu içinde saklarsa hep saklı kalacağını sandığı sırları okudum. Aynı evin içinde sözde bir aile her biri diğerlerinin müttefik olup dışlananın kendisi olduğunu sandığı bir ailede büyüme çabası içinde. Biri anlatsa derdini bir ötekine yükler hafifleyip, bağlar güçlenecek. Ama anlatılmaz bu evde hiç bir şey belki birisi azıcık nefes alır diye. Hikaye Eyüp isimli karakterin sevgili eşi Pilar'ı bir anda Brezilya'da bırakıp İstanbul'a seyehati ile başlıyor. Pilar terk edilme korkusuyla başa çıkmaya çalışırken Eyüp'ün rüya defterini yanına alıp kendini bir anda istanbul uçağında buluyor. Eyüp'ün yıllardır görüşmediği ailesiyle tanışıp onu aramaya koyuluyor. (Spoilersız en fazla bu kadar anlatabilirim sanırım :)) Eksik kısımlar vardı bana göre mesela annenin ağzından yazılmış en azından bir bölüm okumak isterdim. Eyüp'ün yüzleşme kısmını okumak isterdim. Bunların dışında çok güzel bir kitaptı aynı zamanda üzücü. Ancak daha can sıkıcı olan kısım kitaptaki olayların her hangi bir yerde bir zamanlar yaşanmış olduğu ki maalesef günümüzde de yaşayan hiç istemediği durumlara maruz kalan insanlar oluyor. Temennim bireyin kendisinden başlayarak zamanla toplumu düzeltme çabası ama şartlar Dünya; Nermin Yıldırım Rüyalar Anlatılmaz Nur
Rüyalar AnlatılmazNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20254,392 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·690 syf.··
2026 13. kitabı
Sonunda bitti... Soluksuz okuduğum 7 kitap. Ama merak ediyorum 19 yılda neler oldu Harry, Ron, Hermonie'nin hayatı nasıl yönlendi neler oldu? Valla bilen varsa yazsın Harry Seherbaz oldu mu mesela?
Harry Potter ve Ölüm YadigarlarıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201628,8bin okunma
10/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:51
"Kelimeler güçlü ve garip şeylerdir, söylensin ya da söylenmesin." Bu kitaptaki kelimeler gerçekten güçlüydü, kalbime öyle çok yerde dokundu ki... Duygusal bir insan olmama rağmen (tipik yengeç burcu) okuduğum kitaplar beni kolay kolay ağlatamaz, çünkü anlatılanları zihnimizde canlandırıp aynı zamanda o duygu seline kapılmak her zaman mümkün olmuyor. Filmlerde ağlamak daha kolay mesela, çünkü karşımızda hali hazırda canlandırılan bir sahne var, hayal etmemiz gerekmiyor. Bu kitap beni hüngür hüngür ağlatmadı ama hikâyesi, anlatım tarzı ve değindiği duygular ile yüreğime işledi, empati kurdurdu ve hadi itiraf edeyim, gözlerimi doldurup, burnumun direğini sızlattı. 1960'larda Kanada'nın Nova Scotia bölgesinde yaşayan Mi'kmaq yerlilerinden olan Kızılderili beş çocuklu bir aile, her yaz sınırı geçerek Amerika'nın Maine eyaletindeki yaban mersini tarlalarında mevsimlik işçi olarak çalışmaya giderler.Ailenin dört yaşındaki en küçük kızı Ruthie,bu çalışma sezonlarından birinde kaybolur.Ailenin imtihanı Ruthie'nin kaybolması ile başlasa da, zorluklar birbiri ardına gelir ve adeta bir yaprak dökümü yaşanır. Biz bu hikâyeyi iki anlatıcıdan dinliyoruz. Birincisi, olaylardan en çok etkilenen, kaybolan kardeşini çok özleyen ve baskılanmış duyguları sebebiyle öfke kontrolsüzlüğü sorunu olan Joe,ikincisi ise hatırlayamadığı eski hayatının hayaletleriyle mücadele ederken bir taraftan da yeni hayatındaki baskıcı ve kontrolcü ebeveyninden yorulan Ruthie,şimdiki adıyla Norma. Bazı kitaplarda hiçbir karakter ile bağ kuramayan ben, bu kitapta hemen herkesle bağ kurdum ve birçoğunu kendi penceresinden bakınca haklı buldum.Ruthie'nin gerçek sevgi açlığı, annesinin yarım asır sakladığı minik botlar ve oyuncak bebek,Joe'nun engel olamadığı öfkesi... Aile, aidiyet, kökler... Geri
Yaban Mersini ToplayıcılarıAmanda Peters · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025193 okunma
Yüzyıllık Yalnızlık Eser İncelemesi
Puan vermedi
Yüzyıllık yalnızlık sadece bir hikaye değil, insanlık durumunu ve toplumsal hafızamızı yansıtan ilginç bir yapıttır. Yazar, kendi çocukluk anılarından esinlenerek hayali bir kasaba kurgulamıştır. Hiçbir yere çıkmayan, hayali yolculuğumuzda bile kasabadan, başka yere doğru yürüdükçe gerçek dünyadan uzaklaştığımız, kaybolduğumuz düşsel bir mekan yaratılmış. Yazar mekanı öyle kurgulamış ki, okuru özgür bırakmak yerine sadece onun istediği yerlere gidilmesine olanak tanımış, onun yaratmadığı yerlerde ise boşluğa düşüyoruz, hayali coğrafyayı kendi fiziksel coğrafya imgelemimizle devam ettiremiyoruz. Jose Arcadio Buendia ve karısı Ursula böyle bir coğrafyaya gelip yeni bir hayat kurmak amacıyla Macondo kasabasını inşa ederler. Her şey saf, doğal, temiz ve el değmemiştir. Zamanla kasaba genişliyor, ailenin çocukları oluyor ve kasabaya farklı yerlerden çingeneler geliyorlar, yanlarında daha önce görmedikleri eşyalar, araç gereçler, gösteriler, ritüeller ile birlikte. Ve tabiki Melquiades. Bu yenilikler Arcadio'nun ilgisini çekiyor ve merak duygusunu tetikleyerek atölyesinde günlerce, haftalarca sadece onunla ilgilendiği icatlar, keşifler üzerinde çalışmaya başlıyor. Bu hikâyenin o kadar büyüleyici, o kadar acayip bir akışı var ki; zaman bu kitapta bildiğimiz gibi düz bir çizgi hâlinde ilerlemiyor. Adeta kendi kuyruğunu ısıran bir yılan gibi sürekli bir sarmal çizip duruyor. İsimler bile hep aynı: José Arcadio'lar, Aureliano'lar, Amaranta'lar nesilden nesile aktarılıyor. Sanki her yeni doğan çocuk, bir önceki kuşağın kaderini, hatalarını, suçluluk duygusunu ve en önemlisi de yalnızlığını miras alıyor. Mesela ikinci kuşağın en çarpıcı karakteri Albay Aureliano Buendía'yı düşün. Adam tam yirmi yedi kere isyan bayrağı çekip iç savaşa katılıyor ama hiçbirini kazanamıyor. Çünkü
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma
2/10
·352 syf.·
2026 52. kitabı
Selam, Okumakta zorlandığım bir kitabın yorumuyla geldim. Yorum spoiler içermiyor, bilginize. Şimdi arkadaşlar... ben bu kitabı sevmedim. Olmamış yani. Hani tutabileceğim hiçbir yeri yoktu ya. Neden mi? Anlatayım. Öncelikle benim yazardan okuduğum ilk kitaptı ve açıkçası dilini hiç sevmedim. Fazla mekanik ve sığdı. Hiçbir derinliği yoktu. İlk 150 sayfa hikayede yazarın bize karakterleri ve mekanları tanıtmasını okuduk. Mesela kızımız arkadaşıyla oturuyor. Birden hikaye orada duruyor ve biz kızımızın o kişiyi anlatmasını okumaya başlıyoruz. Dış görüşünüzü, sevdiği şeyler, kızımız için ne anlama geldiği ve ne zaman tanıştıklarını filan. Hikaye içinde bu şekilde sürekli yazar müdahalesiyle karşılaştım. Akmadı yani kitap. Bitsin diye sayfaları saydım. İkincisi karakterler fazla ama çok fazla karikatüristikti. Hiçbiri son sayfaya kadar bir karakter gelişimi sağlamadı. Sonra birden fikirleri değişti ama o noktaya gelene kadar o kadar çok tavırlarında değişim yada yumuşama olması gereken yer vardı ki... Hiçbirinde bir şey olmadı ama son 10 sayfada hepsi fikrini birden değiştirdi. Ayrıca öyle kör inatları vardı ki okutken fenalıklar geçirttiler. Ayrıca hiçbiri sevilecek insanlar değillerdi yani. Tüm bunların dışında her karakterin kendince bir nedeni var ama hepsi o kadar sığ ve saçma nedenler ki anlatamam. Yani o kadar drama gerek yoktu. Bu nedenlerle yoktu. Saçmaydı. Kitabı okurken sıkıldım. Sıkıldım. Sıkıldım. Ne yan karakterler ne de ana karakterler okunabilirdi. Kısmen konusu ve adada geçmesi güzeldi ama o kadar. Kısacası olmamış. Ben beğenmedim. Sağlam bşr kaynaktan öneri almadıkça yazardan başka kitap okumam heralde. Tavsiye eder miyim? Hayır.
Ay Işığı ve YakamozÜmran Tan · Pukka Yayınları · 2026119 okunma