10/10
·368 syf.·
2024 226. kitabı
“İnsanlık” ve “insan” bir ideadır ve uzak bir ütopya. İnsan “doğanın yetimi” olarak dünyaya eksik ve muhtaç olarak gelir. Kendini tamamlayıp “insanlık” için bir “insan” olmak için bir ömür harcayıp ölüyor. Bu sihirli efsunun içinde; biraz vicdan, biraz ahlak, biraz bilgi, biraz saygı var. Bilmem kaç baharattan oluşan mesir macunu gibi. Her derde deva bir “insanlık” macunu. Beslenmemiz büyümemiz ve insan olmamız için gerekli tüm malzeme sosyalleştiğimiz ve doğadan kopuk bir “fanus” olan yarattığımız toplumda var. Ve toplumsallaşma yolunda pek çok fiziksel özelliğimizi yitirmiş durumdayız. Beslenmemiz tahıl tabanlı ve pişirmek zorundayız. Kafamız kocaman bu da doğumu riskli hale getiriyor. Ve kendine yeter birey olmamız için uzun sürelere ihtiyacımız var. Bu tür doğadan kopuşların elbette bir sebebi var hayatta kalma şansımızı artırmak. “Gen bencildir” yani gen kendini kopyalamak için bizi kullanır. Gerçek olan gendir. Kopyalanması gereken gendir. Yurmurta başka yumurtaları garantilemek için tavuk yapar. Evrimsel süreçte insanlık tarihi bir sürü boşluktan oluşuyor. Ve tabii ki ahlak’ın tarihide boşluklardan oluşuyor. Her şeyde bir neden sonuç ilişkisi kurmamız mümkün değil. Dil gibi bir sürü keyfi nedensellik içerebildiği gibi çevresel zorunlulukta bize bu yapıyı dayatmış olabilir. Bizim evrimsel gelişmemiz gereği eksikliğimizi gidermek için önce aile sonra akraba bağı kurduk ve bu bağ yetmeyince toplumsal bağlar ve aitlik için; ırk, ulus, millet, din i kavramlarını oluşturduk. Ve bağımızı genişlettik. “Biz” olanı büyütüp “onlar”a karşı güçlü durduk. Kitap bir soykütük çalışnası ahlak’ın felsefesini anlatmak için neden ahlak var sorusuna cevap arıyor. Ahlak nedir sorusuna cevap arıyor. Ahlaklı olmak için ne gereklidir diye sormuyor. Erdemi sorgulamıyor. Bilimsel verilere
AhlakHanno Sauer · Metis Metis Yayınları · 202485 okunma
İhtiyar Aschenbach'in acıları
9/10
·104 syf.··
2023 56. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2023 14:22
Güzel ahlak muhafızları burdalar mı? O halde baharat, mayonez, kahve , et ve gazlı içecekler gibi şehvet uyandırıcı şeyleri bir kenara bırakıp incelememize başlayabiliriz. (Mesir macunu, ejder meyvesi ve medine hurması hariç) Kitaba başlamadan önce küçük çaplı bir araştırma yaptım ve gözlemlediğim kadarıyla 1929 Nobel ödüllü yazarın, bu kitapta işlediği konu itibariyle pedofilik bir vaka üzerinden okurlarca çarmıha gönderildiği şahit oldum. Açıkçası bu durum beni de rahatsız ettiği için okumakla okumamak arasında kaldım. Bereket versin ki biz; Nihat Doğan'ın "benim olmazsan taciz ederim" şarkısının çınladığı bir zamanın kanlı canlı evlatlarıyız.Yani mide bulatılarına karşı bağışıklığımız gayet yerinde. Tüm ceseretimi topladım ve okumuş bulundum. Bu sayede de iyiki de okumuşum dediğim ender kitaplar arasında yerini aldı. Spoiler vermeden: Asalet ünvanıyla da onurlandırılmış olan Aschenbach adında 50 yaşlarında ünlü bir sanatçının inzivaya çekilme isteğiyle yolu Venedik'e düşer. Kalmış olduğu otelde Tadzio adında henüz ondördünde bir Polonyalıyla karşılaşır ve olaylar bu şekide başlar. Burda gözden kaçan önemli husus var ki Aschenbach'in geçmişinden kaynaklı derin bir boşlukta bulunması ve kültürel olarak mitolojik zamanlardan kalma sanrılarla yaşamasıdır. Bu durumu güzellik ve estetik gibi tanrısal vasıfların baş karakterin gözünde hayat bulmasıyla beraber; tabuların, ahlak ve erdemin bir nebze ihlali şeklinde yorumlayabiliriz. Bu süreçte Aschenbach, yüreğinde vuku bulan istençten çok gözlerinde hayranlık uyandıran mistik bir durum üzerinden şehri esir alan salgınla beraber kendi vakur ölümüne kadar olayı idare etmeye gayret göstermekte, duygularını dizginlemeye çabalamaktadır. Güzellik ve sanatla haşir neşir olmuş bir ruhun erken dönem
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20074,677 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi
Mehmet Emin Altan 'a ait okuduğum üçüncü kitap. "Benalinda" adlı kitabında, Rasim amca ve Benalinda'nın o hüzünlü aşkına ; "Feride "adlı kitabında , bir kadının hayat ile mücadelesine; bu kitabında ise sırlarla dolu ,gerilimi ve mizahi yönü yüksek , tabiri caizse okudukça ( şaşkınlıktan ağzımın açık kaldığı ) trajik bir kaç yaşama ortak oldum. Feridun Amca 72 yaşında antika merakı olan bir adam. Ordan ,burdan topladığı antikaları ile evinde kendine özel bir dünya yaratmış. Son zamanlarını da onların bakımını yaparak, tamir ederek geçiriyor. Antika meraklısı olduğunu bilen damadı ,ona doğum gününde üzerinde bir kaç çiziği olan ,1926 yapımı bir daktilo hediye ediyor. Feridun amcanın zamana yorgun düşen kalbi ,bu daktilonun eve gelişi ile canlanmaya başlıyor.Ve bizler de dinlemeye... Feridun ,Faruk ve Müzehher... Faruk ,Bella adında, muhteşem bir kadınla evli olan bir adam. Yıllar sonra bazı nedenlerden dolayı ,babadan kalma Kalburoğlu Konağına gelip yerleşiyor. Hemen yan tarafta ise ,Selimağa Konağı var. Müzehher de bu konakta yaşıyor. Yalnız bu kız biraz problemli. Her şeye burnunu sokan aşırı meraklı , hırslı , gözü kara ,ruh hastası bir kız. Öyle ki ebeveynlerinin de akıllarının melekesi ile oynuyor. Hatta benim ki ile de bayağa bi oynadı. Bu iki konakta öyle şeyler yaşanıyor ki bazılarına gülmekten, bazılarına şaşıp kalmaktan kendimi alamadım. Feridun Amca da şaşkın hatta' "Mesir macunu gibi kırk çeşit karakter nasıl bir araya geldiniz çok merak ediyorum" diyor. Feridun Amcanın kalbine ,aklına zarar okudukları . Velhasıl sonrasında olaylar evrile evrile öyle bir noktaya geliyor ki , çık çıkabilirsen işin içinden. 22 dakika ,22 yıl 22 bölüm,22 sahife ,22 mektup..... Antika bir daktilo. Ve bir lanet... Her kitaba ve içindeki hikayeye adapte olmak zordur.Lakin
Üçü Çeyrek GeçeMehmet Emin Altan · Müptela Yayınları · 202219 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2021 17. kitabı
Hala neden okuduğumu çözemediğim bir kitap daha.Nasıl olurda 3 seride de hic bir gelişme olmaz anlayamıyorum?İçerik gerçekten boş.Tanış...seviş...zenginliği göze sok...seviş...seviş...arada tartış..Mesir macunu mu yediniz mübarekler bu ne böyle?Kız hemşire üstelik çocuk onkoloji bölümünde.Dedim burdan güzel bir hikaye patlar.Belli bir yere kadar iyi gitti hatta heyecanlandım,üzüldüm.Sonra yine bomboş masal işte.Sürekli kas övmeler çirkinleri gömmeler(bence)...Evet Megan güzel Will yakışıklı(sülale mitoloji ırkına dayanıyor) ama bu her sayfada niye dile getirilmiş anlamadım.Kitabı daha basitleştiren şey ise gereksiz sert sözlerdi bence.Diğer iki kitaptan bir tık daha iyi olsa da buda ne yazıkki fazla cıvıktı:/
1000Kitap
Oyna BenimleKristen Proby · Aspendos Yayınları · 2015117 okunma
9/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2021 47. kitabı
Adından anlaşılacağı üzere Ege’yi,Ege’nin incisi İzmir ‘i,Muğla’yı,Uşak ‘ı,Aydın’ı,Denizli’yi,Kütahya’yı,Manisa’yı ,kültürü,tarihi,siyaseti,sanatı,müziği anlatan çok güzel ve çok yönlü bir kitap.Neler öğrenmedim ki, Halikarnas Balıkçısı hakkında çok az şey bildiğimi öğrendim. Bunun yanı sıra bu şu an gerçek adının uşak olduğunu ve aşıklar diyarı anlamına geldiğini, Zeus Sunağını kaçıranlar için Almanya’ya uluslararası platformda davalar açıldı 90 lardan günümüze hala sonuçlanmadı da, İzmir’deki Foça‘nın bir benzerinin yunanistan’da da olduğunu ve karşılıklı kardeşlik günleri düzenlendiğini, Arzu Erhat, Saynur Gelendost ,Didi Soteriou gibi isimleri bu kitaptan öğrendim. Mesir macunu ve Merkezefendi’yi,Manisa ve Manisa tarihini, Gökova Termik santrali için ayaklanan insanları, Ekrem Akurgal’ı,Bodrum Deniz Müzesi’nin nasıl açıldığını,Simav’ı,Bergama,yı Şirince’yi ve daha nicelerini…Ayrıca kitapta uzun zamandır elimde bulunan ama bir türlü okumaya fırsat bulamadığım Benden Selam Söyle Anadolu ‘ya isimli kitaptan da çok güzel bir şekilde bahsedildiği için bu kitabı en kısa zamanda okumayı düşünüyorum.Ege yi zaten severim ama şimdi bu anlatılan yerleri tekrar görüp,tarih bilinci ile ziyaret etmek istiyorum.
Ege SevgisiYaşar Aksoy · Bilgi Yayınevi · 19961 okunma