İkinci çeyreğinden itibaren dolu dizgin akan, merak unsurunu her daim canlı tutmayı başaran bu romanın asıl başarısı, geleneksel yapı ve desenleri çağdaş bir forma, bu denli başarılı şekilde işlemesi olmuştur. Onlarca dile çevrilip yabancı okurlar tarafından sevilip, sahiplenilmesini de elbette bu başarıya borçludur.
Roman, hem dünya edebiyatında hem kendi edebiyatımızda sıkça rastladığımız 'Soylu Eşkiya' figürüne dayanır. Köroğlu'nun, Yalnız Efe'nin mirasını sürdürür. Öç alma, hapsedilmiş sevgiliyi kaçırma, halkını bir canavardan kurtarma, fakir topluma bolluk getirme gibi, okurların daima ilgisini çekmiş olan geleneksel kalıpları barındırır. Ve baştan sona, neredeyse hiç şaşmadan; antik dönem mitlerinden günümüz Netflix yapımlarına dek takip edilen, anlatıbilimde "Hero's Journey" olarak adlandırılan basit kurgu şemasını kullanır. Hatta Freudian bir okumayla, hikayecilik tarihinin Oedipus'tan beri en meşhur teması, 'Babayı Öldürmek' temasının, romanın ana teması olduğunu da söyleyebiliriz. Bu kapsamda roman, ortaya yeni bir şey koymaz fakat var olanı da oldukça başarılı şekilde kullanır.
Kemal Tahir romandaki eşkiya sunumundan rahatsız olur. Eşkiyanın gerçekte korkak, acımasız, kalleş ve rezil insanlar olduğunu ve beylerin, ağaların köpekliğini yaptıklarını söyleyerek Yaşar Kemal'in onları yanlış tanıttığını ileri sürer. Hatta, 1957 yılında Rahmet Yolları Kesti isimli romanını yayınlayarak 'asıl eşkiya'yı tasvir de eder. Roman, arka kapağındaki Tahir Alangu 'ya ait şu satırlarla okuyucuya sunulur: "Eğer bir memlekette bu eski eşkıya lejandlarının hayranlık havası, yalnız köylülerde değil, aydınlar arasında da sürüp gidiyorsa, eşkıya ülküleştirilip yüceltiliyor, onlara birtakım umutlar bağlanıyorsa, yalnız idari bir zaafın değil, aydınlar arasında da şuursuz bir ters anlayışın ve