“Herkesin putu kendine şirin, herkes başkasının putuna İbrahim.” — Ömer Lütfi Mete
Alıntı
"Uçurumun kenarındayım Hızır..."
Uçurumun kenarındayım Hızır, Bir dilber kalesinin burcunda, Vazgeçilmez belaya nazır. Topuklarım boşluğun avucunda, Derin yar adımı çağırır, Kaldım parmaklarımın ucunda. Uçurumun kenarındayım Hızır, Bir gamzelik rüzgar yetecek, Ha itti beni, ha itecek. Uçurumun kenarındayım Hızır, Divan hazır, Ferman hazır, Kurban hazır, Güzelliğin zulme çaldığı sınır. Başım döner, beynim bulanır El etmez, Gel etmez, Gözleri bir ret, bir davet. Gülce uzak uzak dolanır, Mecaz değil, Maraz değil, Gülce semavi bir afet. Uçurumun kenarındayım Hızır, Gülce bir beyaz sihir, Canıma bedel bir haz. Nur, Nar ve nurdan bir zehir,
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
tdk, babalar günü özelinde tivitırdaki hesabından yaptığı ileti görselinde yer alan paylaşımı -muhtemelen gelen tepkiler sonrasında- az önce kaldırmış.. Mustafa Kemal Atatürk, onlar bu paylaşımı yaptığı için türk milletinin babası olmadı.. aynı şekilde onların bu paylaşımını kaldırmaları sonrasında paylaştıklarında yazdıkları cümlenin gerçekliği de ortadan kalkmadı.. Mustafa Kemal Atatürk, türk milletinin babasıdır.. yok benim babam mete, yok benim babam fatih sultan mehmet, yok benim babam abdülhamit.. yok benim babam müslüman.. yok benim babam selanikli osmanlı subayı değil.. iyi niyetli yapılan kıyaslar olsun art niyetle yapılan kabullenmemeler olsun sadece rüzgar.. en basit haliyle günümüzde mete hanı bilmemizi sağlayan, fatih sultan mehmetin türbesine özgürce gidebilmemizi sağlayan, tebaası olarak yaşadığı zamanda başındaki padişahının kaybettiği toprakların yarısı kadar toprakları kurtaran, islamiyeti hacı, hoca, tekke, tarikat elinden kurtaran ve kurtardığı topraklar üzerine türk adı geçen, ulus devleti kuran bu selanikli osmanlı subayı.. kendisi olmasaydı günümüzde bu topraklarda -en iyi ihtimalle sevr sınırları dahilinde- hala var olur muyduk? olsaydık ne halde olurduk? günümüzdeki gibi olur muyduk? olmasaydı da olurduk, keşke yunan galip gelseydi tayfası gibi beş iq'luların tepkisinden çekinen tdk, kendi varlık nedenini, kurucusunu, kurulma nedenini bilse kaldırdığı paylaşımın doğruluğuna daha bir emin olur bu arada.. tdk, sildiği paylaşımı da yanlış yazmış bu arada.. cümlede Atatürk'ten sonra virgül olacak..

Grekov Kafkayevski

@Grekov_Kafkayevski
·
t. s. ataç ya da nurullah eliot.. lol.
türk dil kurumu sosyal medya resmi sayfası iki sene on gün önce Nurullah Ataç ı anmak için yaptığı vidYonun ilk görselinde nurullah ataç yerine T. S. Eliot un fotoOrafını kullanmış idi; x.com/TDK_govtr/statu... bu yanlış yazar-fotoOraf kullanımını tdknin bu yanlışlığından iki sene önce bkmkitapcom yapmış idi; google.com/url?sa=t&source... muhtemelen tdkdeki yanlış paylaşımı yapan kişi bkmnin zamanında yaptığı yazar tanıtım yazısındaki yanlış görseli gördü, bunu doğru kabul etti, görseli aldı vidYosuna ekledi.. bkmnin bu yanlışı yapmasına kıyasla tdknin bu yanlışlığı yapması daha vahim.. bi' de tdk bu aynı yanlış yazar-fotoOraf içerikli vidYoyu on gün önce aynı sosyal medya hesabından tekrar paylaşmış.. bu yanlışlık ortaya çıkınca da vidYoyu kaldırmış; x.com/alper_kaya/stat... özür dileme yok, yanlışlık yaptık demek yok.. vidYo silme var.. bu daha da vahim.. sanırım tdknin paylaştığı iki sene önceki aynı yanlış yazar-fotoOraf içerikli vidYosu henüz gündem olmadığı için kendilerince kaldırılmamış haYla.. lol. bu arada yukarıda linkini paylaştığım ilgili linkte yer alan nurullah ataç tanıtım yazınızdaki t. s. eliot fotoOrafını uygun bir nurullah ataç fotoOrafı ile değiştirirseniz bence hoş olur sayın bkmkitapcom ..
Lakırdı
Öze dönmek denmeyedursun bir kara delik peyda olur ki ansızın, tenasül uzvunu dut yaprağıyla örtmüş bir Adem'den, rönesans tablolarındaki elma göğüslü Havva'ya, mal otlatan çobandan, sunağa yatırılan kurbana, sayısız imgeyi yutar. Hakikaten sayısız imge. Belki aralarında ufku işaret eden sarkık bıyıklı, börklü bir Tanrıkut Mete bile vardır. Ya da ayaklandırdığı köylülerle katolik klerjisini kılıçtan geçiren bir Florian Geyer... Eh haliyle sorar düşünen (sormalıdır düşünen), bu öz nedir, neyin nesidir, kişi bu öz denilen neyse ondan niçin nasıl uzaklaşmıştır ki bir de ona geri dönmekten bahis açsın. Açtığında da kolektif bilincin imgelerini ve dahi kendi imgelerini yutan bir kara delik peyda olsun. Bin kere değişmiş köyünü sanki hiç değişmemiş gibi hep aynı biçimde bulmayı hayal eden muhafazakar... Mücadele edebileceği zalim bulamadığında ne yapacağını şaşıracak devrimci... Kuşandıklarından, örtündüklerinden ötürü tenini unutan, sonra hatırlar gibi olup tüm libaslarını soymaya yeltenen kürklü kişi... Cavlak cavlak gezindiği yetmiyormuş gibi çıplak teninin de altındaki bir şeylerden dem vurmaya çalışan deli... Var mı âlemde özden, öze giden yollardan bahis açmayan kişi? Tanık olan demez mi bu ne tuhaf iştir bu nice biliştir? Der tabi.
Vartan İhmalyan 1913'de Konya'da doğdu. 1944'de Robert Kolej'in mühendislik bölümünü bitirdi. 1948'de Fransa'ya gitti. Daha sonra da Macaristan, Polonya ve Çin'e... 1961'de Moskova'ya gelen İhmalyan, 1987'de ölümüne kadar orada yaşadı. "Benim iki anadilimden ilki Türkçe'dir" diyen İhmalyan'ın anılarını (Vedat Türkali ve Mete Tuncay'ın yapıt üzerine düşüncelerini yansıtan yazılarıyla birlikte) Türk okuruna sunarken, aynı zamanda onun, kitabının Türkiye'de yayınlanma dileğini de yerine getirmiş oluyoruz.
Edebiyat
Gülce
"... Uçurumun kenarındayım Hızır Güzelliğin zulme çaldığı sınır Başım döner, beynim bulanır El etmez Gel etmez Gülce'm uzaktan dolanır Uçurumun kenarındayım Hızır Gülce bir davet Mecaz değil Maraz değil Gülce bir afet Peri değil Huri değil Gülce beyaz sihir Gülce ölümcül naz Buram buram zehir Yar yüzünde infaz ..." Ömer Lütfi Mete
Edebiyat