Bir okuyucu olarak Dostoyevski'nin yaşamını bilmeyen veya duymayan kalmamıştır. Kumar bağımlısı ve kumar borçlarını kapatmak için bu kitapları yazsa da mükemmel eserler çıkarttığı tartışılmazdır.
Kumarbaz kitabının hikayesine yoğunlaşmak oldukça zor, özellikle şu prens, bu general, o kont, bu fransız... Akılda tutamayacak kadar karışık isimler ve sürekli almanca ve fransızca cümlelerle bir yandan kitap dağılsa da, aslında bir zenginlikte katıyor doğrusu. Yine de ilk 25 - 30 sayfaya kadar okuyucu bu yazıma alışamıyacak, fakat alıştıktan sonra hikaye yağ gibi akıcak ve içinden çıkılamaz bir roman haline varacaktır. Birde şunu eklemek gerekir; Dostoyevski'nin yaşamından parçalar olduğu çok belli oluyor ki kumar sahnelerinde bunu görememek imkansız. Özellikle kumarla ilgili inciğinden cıncığına ayrıntılı bir şekilde yazar rulet masasını göz önüne taşıyor.
Klasik bir Dostoyevski romanında "âşkta" olmazsa olmazdır. Üst rütbe de ki insanlar ve alt rütbe de ki Aleksey İvanoviç ve bir yandan duyulan aşk, psikolojik içerikler kumar hastalığı derken kitaba kendinizi aşık olurken buluyorsunuz.
Pek iyi inceleme yapamasam da bir gün bu romanı okuyanlar olursa az veya çok benim gibi düşünüceklerdir. İyi okumalar kitapsız kalmayın :)