O bir kadındı; herhangi başka bir kadın gibi tepeden tırnağa bir kadındı. Bunun ayırdına aniden varmıştı. Onu afallatan bir keşifti bu. Güneşin gökyüzünden düştüğünü görmüş ya da yapılan bir saflığın kirletildiğine tanık olmuştu sanki.
"İnsan tek başına olursa daha hızlı yol alır, demek istiyorsunuz," dedi Ruth, bir deyişi hatırlatarak.
Seninle birlikte olsaydım daha hızlı yol alırdım, diye bağırmak geldi içinden.
Derken tüm görkemi ve güzelliğiyle o parlak fikir geldi aklına. Bütün bunları yazacaktı. Dünyanın gören gözlerinden, duyan kulaklarından ve hisseden yüreklerinden biri olacaktı. Yazacaktı, hem de her türde...
İnsan denen yaratığın kendi rengi, mezhebi ve siyasi görüşlerinin en iyi ve en doğru olduğuna ve dünyanın dört bir yanına yayılmış olan diğer insanların kendisinden daha az talihli olduğuna inanmaya yönlendiren o bildik dar görüşlülükten Ruth da nasibini almıştı.
MACBETH
İyileştir onu!
Hastalıklı bir zihni tedavi edemiyor musun?
Kötü hatıralardan kurtaramıyor musun?
Kök salmış bir üzüntüyü kopartıp atamıyor musun?
Kalpteki her derdi temizleyecek bir şifan yok mu senin?
Her şeyi unutturan tatlı bir panzehir verip de
Göğsü sıkıştıran, kalbe bastıran dertleri yok edemez misin?
HEKİM
Bu durumlarda, iş hastaya kalır.
MACBETH
Öyleyse tıbbı al, köpeklere at. Eksik olsun.