En büyük meselemiz budur; mazi ile nerede ve nasıl bağlanacağız, hepimiz bir şuur ve benlik buhranının çocuklarıyız, hepimiz Hamlet’ten daha keskin bir “olmak veya olmamak “ davası içinde yaşıyoruz. Onu benimsedikçe hayatımıza ve eserimize daha yakından sahip olacağız. Belki de sadece aramak ve bütün kapıları çalmak kafidir.
Hem Tupolev 144 hem de Concorde çok heyecan verici ve çok dikkat çeken uçak modelleri. Her ikisiyle de dünyanın farklı yerlerindeki müzelerde karşılaştım. Her defasında aynı heyecanla bu uçaklara baktım ve her defasında onlarla yolculuğun ne kadar heyecan verici olduğunu düşündüm. Onlara baktığımda heyecan duyduğum şey, bir kabine girip yolculuk yaptığımı hayal etmekten ziyade, bu uçakların insanlığın en heyecan verici döneminin bir parçası olduğunu hissetmekti. Tüm detayları bir kenara bırakıp, en yüzeysel haliyle baktığımızda; insanlar bir zamanlar uçak bileti satın alıp sesten hızlı yolculuk yapabiliyorlardı, bugün artık mümkün değil.
Genel olarak milli kiliseler birliği şeklinde bir yapılanması olan Ortodoks dünyasında Türk Ortodoks Patrikhanesinin de yerini almasının, güçlendirilmesinin ve Hristiyan Türk birliğinde öncülük yapabilecek konuma kavuşturulmasının yerinde olacağı kanaatindeyiz. Güçlendirilmiş Türk Ortodoks Patrikhanesinin gerek Türk Dünyasındaki Hristiyan Türklere, gerekse Anadolu’dan Yunanistan’a, oradan da değişik Avrupa ülkelerine dağılmış bulanan mübadil Anadolulu Hristiyan Türklere yönelik önemli faaliyetler yürütebileceği, Hristiyan Türk Kiliseleri birliğini oluşturacağı inancını taşımaktayım. Bu oluşuma büyük ihtiyaç olduğu da ortak bir beklenti halini almıştır.
Ayaşlıya göre, bir memur da pazarda bir dükkancı gibidir. Rüşvet alıyorsa, eh, o da geçinecek... Bir memur rüşvet alır da, işi yapmazsa, bu, bir bakkalın parayı alıp malı vermemesi gibidir. Gözünü açmalı, malı kaptırmamalı... Bir iş için başka biri çıkar da, daha fazla verirse, eh, hakkıdır. Sen daha çok vereydin!