Firuze Kehribar Ateşi Kitap Yorumum
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:42
"Her yara kabuk bağlar derler ama bazı yaralar sanki kalp için yaratılmıştır… Onunla da olmuyor, onsuz da… " ‎ ‎Merhabalar canlarım ‎ ‎Ben geldim ve bugün sizlere daha önce MH serisiyle kalemiyle tanıştığım Mehsa'nın, beni ilk sayfadan itibaren içine çeken yepyeni kitabı Firuze: Kehribar Ateşi ile geldim. ‎ ‎Seneler önce birbirlerini çok severek evlenen Arjin ve Rohat, aşiretin ve çevrelerindeki insanların baskısı yüzünden çok büyük bir yara alıyorlar. Rohat, deliler gibi sevdiği karısı Arjin'in üzerine kuma getiriyor. Arjin ise yaşadığı acılara daha fazla dayanamıyor. Hamileliği sırasında son derece zorlu bir doğum geçiriyor ve üç gün üç gece suda kaldıktan sonra büyük bir lanet savuruyor. ‎ ‎"Bir daha bir Koçak, bir Saruhan'ın yari olmayacak ve onlardan dünyaya çocuk gelmeyecek…" ‎ ‎Ancak o an, bu lanetin yıllar sonra Firuze ve Ezra'nın hayatını altüst edeceğinden habersiz. ‎ ‎Bir kadın düşünün… Kız kardeşinin başına gelenlerin intikamını almak istiyor ve bunun için sınırlarını zorlamaya hazır. Üstelik bu kadın bir avukat: Firuze Koçak. ‎ ‎Firuze, gözü gibi sevdiği kız kardeşi Dildar'ın yaşadıklarından sonra hem yıllardır sevdiği adamdan hem de yaşadığı şehirden büyük bir ihanetle ayrılıyor. Ta ki üç yıl sonra Arjin Saruhan tarafından geri çağrılana kadar… ‎ ‎Mardin'e gitmesine on gün kalmışken beklenmedik bir şekilde erkenden dönüyor ve bir daha asla karşılaşmayacağını düşündüğü imkânsız aşkı Ezra Saruhan ile yolları yeniden kesişiyor. ‎ ‎Ama aralarında çok ağır bir cümle var: ‎ ‎"Bir daha gözün gözüme değmeyecek." ‎ ‎Ezra, ilk başlarda Firuze'nin yüzüne bile bakmıyor. Fakat zaman geçtikçe Firuze'nin davranışlarındaki gariplikleri ve Mardin'e geliş sebebini sorgulamaya başlıyor. Geçmişin sırları birer birer ortaya çıkarken bakalım Ezra, Firuze'yi
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202656 okunma
Cezayir Dayısının burnunun altındaki kocaman şişlik
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
Bir Delinin Anı Defteri, şu ana kadar okuduğum tüm kitaplar içerisindeki en beğendiğim öykü diyebilirim. İlk defa bir öykünün içine bu kadar hızlı daldığımı hissettim. Geçmiş-gelecek, hayal-gerçek birbirine karışırken, deliliğe adım adim giden kahramanımızla aynı hızda dünyadan uzaklaşıyorsunuz.. Aynı Ravel'in Bolero'sunu dinler gibi şiddeti artan bir yoğunluk hissediliyor. En başlarda uzaklardan yaklaşmakta olan uygun adım yürüyen bir ordunun ayak sesi her saniye daha da güçlenir ve en sonunda binlerce kişi ve bandonun oluşturduğu bir ses denizinde kalırsınız. Kahramanımız Poprişçin'in düşüncelerinde de her saniye artan bir deliliğin ayak seslerini duyabilirsiniz. Poprişçin gibi, Gogol’ün de ömrünün son döneminde akıl sağlığını yitirip, soğuk su tedavilerine maruz kalarak bu dünyadan göçmüş olması bu öyküyü hafızalara kazır. Diğer öyküler de ilgi çekici olmasına rağmen özellikle bu öykü üzerinde durarak gereksiz detaylarla dolu uzun ve baydırıcı bir inceleme yazmak istiyorum. Orijinalini Gogol'ün diliyle anlamaya çalışarak, gereksiz ayrıntıları uzun olsa da eklemek istiyorum: Kahramanımızın aldığı notlardaki tarihler "3 Ekim", "4 Ekim" ile başlarken, her yeni tarih eskisinden daha uçuk kaçık bir hale dönüşüyor. Gogol, Rusçanın el verdiği tüm olasılıkları ustaca kullanarak girdiği her yeni tarihi, -kahramanımızın deliliği ile doğru orantılı olarak- daha da karmaşıklaştırmış. Orijinalini kontrol ettiğimde tarihlerin tam anlamiyla tercümeye aktarılamadığını fark ettim. Kahramanımızın artık kendini tamamen kaybettiği son notu yazdığı tarih kitapta "Şubat 34, yıl 349" olarak görülüyor. Ancak orijinalini tam tercüme etmeye çalışırsanız: "Gü34nü Ay Ynınlı tadn§ 349" gibi bir sey oluyor. (El yazısında Şubat baş aşağı ve ters doğrultuda yazılmış. burada Ay Turkçe de
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çile
Puan vermedi·512 syf.··
2024 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2024 17:07
çok güzel bir kitap siirler aşk güzel bir siir kitabı necip fazıl güzel siirleri var tavsiye ediyorum. Melike Akgümüş @Ktpkurdu_33 @mh @Jude_lilith mtcimen
ÇileNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202325,2bin okunma
UçanTürk - Sayı 369 Şubat 1993
10/10
·48 syf.·
1993 3. kitabı
Türk Hava Kurumu Yayın Organı UÇANTÜRK dergisinin Şubat 1993 Sayı-369. THK'dan Haberler, Havayolu Uçakları Kılavuzu, Anılar "Kısa Bir Tatil, Paraşütçülük "Kırmızı Şeytanlar", AskeriHavacılık "Graf Zeppelin Uçak Gemisi", Yamaç Paraşütü, Anılar "Yerhizmetine dönüş", Helikopter Dünyası "Sikorsky MH-60K, Boeing Serisi "Tercih: 3 Motor", Sınır Ötesi Harekat (1993) Helikopterleri "AH-1W Cobra, UH-1H, AB-205, UH-60 A", Savaşan Şahin Filoları "Çncel Filo", Planör Kazaları, Northrop B-2 Stealth'le Strateji, Genel Havacılık "Yüksek Umutlar", ABD Deniz Kuvvetleri V-22 Kazasında Yeni Teoriler Peşinde, İngiltere EFA Yapımını Yalnız Kalsa da Yürütecek, Boeing'in Dev Jumbo Uçağı 747-X", Dünyanın En Küçük Helikopteri "CH-7Angel", Rusya'dan Uzaya Yeni Bir Uydu konularını irdeleyen makalelerin bulunduğu ve okunması gereken bir dergi sayısı...
1000Kitap
UçanTürk - Sayı 369 (Şubat 1993)UçanTürk Dergisi · Türk Hava Kurumu Yayın Organı · 19931 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2021 172. kitabı
·
131 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2021 23:57
Maksadını aşan büyük cümleler kurmaktan hep çekinmişimdir. Ama bu kitap için yazabileceğim hiçbir cümle ne kitabı izâh etmeye ne de okkasının altından kalkmaya muktedir değil. O yüzden henüz girizgâhta iken söyleyebileceğim yegâne önerim, “Lütfen bu kitabı edinin ve okuyun!” olur. Türün yabancı kült benzerlerini kapsama alanının dışına taşırsam beri benzeri olmayan, standart kalıpların dışındaki kitap gerek anlatımdaki üslup ve derinlik gerek karakterlerin her birinin kişisel hayat öyküsü ve kurgu içindeki misyonu hasebiyle daha ilk sayfalardan okuru o efsuna dahil ediyor. Fantastik ögelerin gerilim ve dahi korku unsurlarıyla muhteşem grift işleyişine, çok ince bir işçilikle yedirilmiş “büyülü gerçekçilik” kitabın son sayfasına kadar düşmeyen muazzam bir ritim ile ilerliyor. Gerek siyasî gerek teolojik açıdan masalsı bir anlatının arka planında derin bir sistem eleştirisi barındıran roman,totaliter yönetimi kurgudaki karakterler üzerinden kusursuz fantastik bir yolculuk içinde anlatırken, okura da gediksiz okumanın paha biçilemez keyfini deneyimletiyor. Eser hakkında kısaca, Çivisi çıkmış dünyanın karşısında ne yapacağını şaşırmış Antik Mısır’da doğan ve yüzyıllar süren yaşamını modern dünyanın kıskaçları ve tahakkümü altında idame ettiren bir simyacı ile kötülüğün cazibesine kapılmak istemeyen bir avuç insanın bir gecede düğümlenen hikâyesi,” diyebilirim. Bir çok karakterin buluştuğu çok katmanlı romanda, her karakteri derinlemesine inceleme fırsatı bulduğumuz acı ve hüzün dolu öz yaşam öykülerini ve kurgudaki misyonlarını büyük bir merak ve empati ile okudum. Ayrıca dikkat çeken başka bir unsur da, karakterlerin “rumuzlarla” anlatılmış olması. Lapis, Ecel, Kaplumbağa, Ev İyesi, Pupa Kızı, Bayan File Çorap gibi ... Böylece Türk fantastik romancılığının
Efsun Sokağı 137Şeref Atak · İthaki Yayınları · 202064 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2020 21:54
Kitab Dostoyevskinin Yer Altından Qeydlər əsərinin azərbaycanca, daha oxunuşlu və qısa versiyası kimi gəldi. Amma ümumiyyətlə çox bəyəndiyim kitab oldu. Kitabı oxuyarkən maraqlı gələn sualları da qeyd etmişdim və nəhayət kitabın sonunda birinə cavabımı tapdım. 1. Qara zonla qırmızı zonun fərqi nədir ki? 2. Zondakı avtoritetlər qiyam qaldırsalar nə əldə edə bilərlər (ki)? -Diqqət etsən bura da, güclü dövlətlərdən asılı olan padşahlıq kimidir. Adətən üçüncü dünya ölkə- lərində baş verən etirazları, üsyanları, heç xatırlayır- sanmı? O üsyanlarda yoxsul, qara camaat nə qaza- nırdısa, burada da sanitarların nəsibi elə oldu. Xey- rini daha çox kabinetlərdə əyləşənlər – hər yerdəyiş- mədən “xeyir” əldə edənlər gördü. Bir də ki, topla- nanlar dəyişsə də cəm dəyişmir. Düzünə qalsa, məh- kum ya əməkdaş fərqi yoxdur. Bir neçə faizi istisna olaraq, demək olar ki, qalanı qazamat “sanitar”ları- dır. Fərq yalnız kimisinin adında, kimisinin də əmə- lindədir. Yəni, birinin adı üzdəniraqdır, birinin isə əməli... Əməli üzdəniraqlarınsa son ucu, – əlini boş havaya qaldırdı, – lap başa gedib çatır.., ta şeytana- dək...
ResidivistRövşən Yerfi · Kitab Klubu · 20097 okunma