"Birgün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür, avunursun. Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun." Nazım Hikmet
Sanayi Devrimi'nin ABD'deki serüveni, kelimenin tam anlamıyla bir "sanayi casusluğu" hikayesiyle başlar. Çünkü İngiltere, tekstil makinelerinin planlarının ülke dışına çıkarılmasını ve bu makineleri üreten ustaların göç etmesini kesinlikle yasaklamıştı. ABD'deki ilk gelişmiş makine kullanan dokuma tesisinin kuruluşu şu şekilde gerçekleşti: 1. "Amerikan Sanayi Devrimi'nin Babası": Samuel Slater 1789 yılında, İngiltere'de Richard Arkwright'ın ortaklarının yanında çırak olarak çalışan Samuel Slater adında genç bir mühendis, tüm gelişmiş tekstil makinelerinin tasarımlarını zihnine kazıdı. İngiliz yasalarını delmek için çiftçi kılığında bir gemiye binerek ABD'ye kaçtı. 2. İlk Tesis: Slater Değirmeni (1793) Slater, Rhode Island eyaletinde Amerikalı sanayici Moses Brown ile ortaklık kurdu. İngiltere'den getirdiği ezberindeki planları kullanarak, Blackstone Nehri kıyısında su gücüyle çalışan Slater Değirmeni'ni (Slater Mill) kurdu. Bu tesis, Richard Arkwright'ın İngiltere'deki sisteminin birebir kopyasıydı ve ABD'nin su gücüyle çalışan ilk başarılı pamuk ipliği eğirme fabrikası oldu. Slater, İngiliz fabrikalarındaki gibi çocuk işçi çalıştırma ve vardiya sistemini (Rhode Island Sistemi) ABD'ye taşıdı. 3. Tam Otomasyona Geçiş: Waltham-Lowell Sistemi (1814) Slater'ın fabrikası sadece iplik üretiyordu; iplikler hala evlerde el tezgahlarında kumaşa dönüştürülüyordu. ABD'de iplik eğirme ve dokuma işlemlerini tek bir çatı altında ve tamamen mekanize şekilde birleştiren ilk entegre tesis ise 1814'te Francis Cabot Lowell tarafından Massachusetts'te kuruldu. Waltham Sistemi: Bu fabrikalarda, ham pamuk bir kapıdan giriyor ve tamamen gelişmiş makinelerle işlenerek diğer kapıdan bitmiş kumaş balyaları olarak çıkıyordu. Bu sistem, ABD'yi tekstilde dışa bağımlılıktan kurtardı
Reklam
20 Mayıs 1806’da doğan John Stuart Mill, yalnızca düşünce tarihinin değil, insan özgürlüğünün de en güçlü savunucularından biriydi.Bugün hâlâ bize, her çağın kendi doğrularını sorgulaması gerektiğini hatırlatıyor. Saygıyla. John Stuart MillJohn Stuart Mill
Edebiyat
Adam olan düşünürlerin bir kısmını ekledim aşağıya
Bazı düşünürler sadece söz sallamış olmak için sallar mantığı da yok zaten.Çogu da yahudi bozması flndir eminim kadınlara karşı sözlerini buraya ekleyeceğim.Maalesef her türlü dinden varmış erkek her yerde erkek saçma aşağılık kompleksini kapatmak için birşeyleri küçük görmeli yoksa asla yücelemez.Ama adam olanlar böyle şeylere ihtiyaç duymaz. "Zihnin cinsiyeti yoktur." (L'esprit n'a pas de sexe)François Poullain de la Barre (1647–1723) "Bir cinsiyetin diğerine yasal olarak tabi kılınması, kendi içinde hatalıdır ve insanlığın gelişiminin önündeki en büyük engellerden biridir; yerini tam bir eşitliğe bırakmalıdır."John Stuart Mill Karl Marx ile birlikte Marksizm'in kurucusu olan Engels, "Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni" adlı eserinde kadının ezilmesini ekonomik ve tarihsel bir temele oturtmuştur. Fikri: Engels'e göre kadının ev kölesi haline gelmesi, tarihte özel mülkiyetin ortaya çıkması ve ataerkil aile yapısının kurulmasıyla başlamıştır. Erkek, biriken servetini kendi öz çocuklarına bırakabilmek için kadının cinselliğini ve özgürlüğünü denetim altına almıştır. Engels, tarihteki bu kırılmayı "kadın cinsinin dünya tarihsel yenilgisi" olarak tanımlar ve kadının özgürleşmesi için mutlaka ekonomik bağımsızlığını kazanması ve üretime katılması gerektiğini söyler.
8 Mayıs 1873’te yaşamını yitiren John Stuart Mill, düşünce özgürlüğünü yalnızca bir hak değil, insanlığın ilerleyebilmesi için vazgeçilmez bir zorunluluk olarak gördü.Kalabalıkların haklı görünmesi, tek bir insanın sesini susturmaya yetmezdi ona göre. Çünkü bazen hakikat, çoğunluğun değil; yalnız kalan bir vicdanın içinde saklıdır. Bugün, özgürlüğü düşüncenin en cesur biçimiyle savunan John Stuart Mill’i saygıyla anıyoruz. Saygıyla. John Stuart MillJohn Stuart Mill
Edebiyat
İnsanların yaptığı hataların yarısının nedeni, bir şey artık kuşkulu değilse onun hakkında düşünmeyi bırakmalarıdır. Çağdaş yazarlardan biri, "karar verilmiş görüşün derin uykusu" derken çok doğru söylüyor. John Stuart Mill
Felsefe
Reklam
Reklam