10/10
·400 syf.··
2026 4. kitabı
·
543 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 17:29
1889 ittihat ve terakki'nin kuruluşundan nutuğun okunması arasında seçilmiş 100 gün. Samsun'a çıkış, Sivas kongresi de var; ilk milli maç, olimpiyatlar ve meclisteki siyasi cinayetler de var. En önemlisi de bunu okuduğunuzda celal şengör'ün neden "dahi diktatör" dediğini daha iyi anlıyorsunuz. İçerdek ve dışardaki askeri ve siyasi hamleleri arka arkaya okumak ufuk açıcı bir deneyim. Kuruluş dönemini daha iyi anlamak için mutlaka okunmalı.
İnceleme
Cumhuriyet'in 100 GünüEmrah Safa Gürkan · Mundi Yayınları · 20231,014 okunma
9/10
·184 syf.·
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Atatürk ve Cumhuriyet Tarihin akışını ve Türk Ulusu'nun kaderini değiştiren lider Mustafa Kemal Atatürk. O'nun tarih sahnesine çıkışı Çanakkale Muharebesiyle başlar ve zorlu yolu 19 Mayıs 1919'da Samsun'da devam edip , 9 Eylül 1922 İzmir'de zaferle sona erer. Artık savaş bitmiştir ve şöyle demiştir " Milli Mücadelemizin bu dönemi kapanmıştır. Şimdi ikinci dönemini açmamız gerekiyor." Diplomasi. Lozan Antlaşması'nın üzerine Lordlar Kamarası ile Avam Kamarası ortak toplantısında İşçi Partisi Lideri Maç Donald, kürsüde şunları diyor: " Nerede Başbakan Lloyd George, bize ne söz verdi... Sonuç ne oldu?.. Hani boğazlar bizim olacaktı... Anadolu'yu bölüşecektik?.. Bunun hesabını versin..." Lloyd George şu cevabı verir: " Sayın üyeler , asırlar nadir olarak dâhi yetiştirir. Şu talihsizliğe bakınız ki , o büyük dâhiyi asrımızda Türk Milleti yetiştirdi. Mustafa Kemal'in dehasına karşı elimizden ne gelir ?" Cumhuriyet rejimine giden süreci adım adım anlatıyor yazar , tarihten notlar , sözler ile. Bilhassa kitabın bitiş sayfaları ayrıca hoşuma gitti. İyi ki Cumhuriyet iyi ki Atatürk. Yazarın sözleri ile sonlandırmak istiyorum; "Atatürk'le kalın, Cumhuriyet'le kalın, Umutla kalın, Ama, sağlıkla kalın..." Kitapları Kurtaran Kedi
Atatürk ve CumhuriyetNaim Babüroğlu · İnkılâp Kitabevi · 202526 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·608 syf.··
Beğendi
·
2025 75. kitabı
Futbol, günümüzde "kitlelerin uyuşturucusu" olarak en büyük eğlence görevini görüyor. İnsanlar kızıyor, bağırıyor, deşarj oluyor, seviniyor, mutlu oluyor. İlkel veya ilkel olmayan her türlü duygularını dışa vuruyorlar. Sahada oynanan futbol, takımdaki yıldız futbolcular, taktik dehalar gibi pek çok nedenden dolayı günümüzde en çok izlenen lig, İngiltere Premier Ligi. Yazarımız Michael Cox, "Karambol: Premier Lig'in Taktiksel Tarihi" adlı eserinde odağını tamamen futbolun beşiği İngiltere'ye çeviriyor. Cox, İngiltere'de futbolu "gaz ve toz bulutundan ibaretken" anlatmaya başlıyor, 1992 yılında Premier Lig'in kuruluşuyla konuyu derinleştiriyor ve kapanışı da günümüze getirerek yapıyor. Karambol, İngiltere'de futbolun gelişimine dair bir rehber, bir ansiklopedi görevi görüyor adeta! Yazarın lig için önemli her konuyu detaylıca incelemesi beğenimi kazandı. Futbolculara, futbol takımlarının taktiksel gelişimine, teknik direktörlerin mantalitesine, taktik ve tekniğe kadar her konuyu bu kitabın içinde bulabilirsiniz. Önemli futbol maçlarını okura bir kez daha hissettiriyor. Yalın bir üslup tercih eden Michael Cox, sanki bir barda yanımızda oturuyor ve bu konuyu birlikte konuşuyormuşçasına kadar bir samimiyet ve sürükleyicilik yaşatıyor. Çevriden kaynaklı bazı anlatım bozuklukları ve kelime tekrarları olsa da muazzam bir kitap okudum. Futbola dair okuduğum en iyi, en mutlu eden kitap diyebilirim. Kitap daha da uzun olsa asla hayır demezdim. İlk olarak 1992 yılında modern futbolun başlangıcına işaret eden Michael Cox, kaleciye geri pas yasağı kuralına değiniyor. Bu tarihe kadar kaleciler, takım arkadaşlarının paslarını eliyle tutabilirken, artık kalecilere çoğunlukla ayak olmak üzere, göğüs ve kafa sınırlaması getiriliyordu. Bu yasakla modern futbol doğarken, oyuna heyecan
Edebiyat
KarambolMichael Cox · İthaki Yayınları · 202511 okunma
9/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2025 73. kitabı
2010 Dünya Kupası... Güney Afrika'da uzatmalara giden son derece sıkıcı bir final maçı... Hollanda on kişi kalınca İspanya baskısını arttırır. Oyuna sonradan giren Cesc Fabregas, ceza sahasına yakınken Andres Iniesta'yı topla buluşturur. Iniesta, düzgün bir vuruşla topu ağlara gönderir. Ve BUMMM! İspanya son düdükle birlikte artık Dünya Kupası şampiyonudur. Sevinç büyüktür. Zira Kızıllar, dünyanın zirvesine çıkabilmek için çok beklemiş, çok savaşmış ve çok emekler vermiştir. Vicente del Bosque'nin yönetiminde ulaşılan bu şampiyonluktan 70 yıl öncesinde, İspanya gelişememiş ve futbol kapasitesi sınırlı bir ülkeydi. Yazar Jimmy Burns'ün kaleme aldığı "Kızıllar: İspanyol Futbolunun Dünyayı Fethi" adlı araştırma kitabı, içeriğinin doluluğu ve konunun hakimiyetiyle dikkat çekiyor. Ve her şeyden evvel taa 1920'li yıllara geri dönüyor ve İspanya'yı adeta "gaz ve toz bulutundan ibaret" zamanlarından ele almaya başlıyor. Futbolun ülkeye gelişi, Bilbao'nun yakaladığı çıkış, Katalonya problemi, ülkeyi kasıp kavuran iç savaş, bu amansız savaşı bitirerek uzun yıllar diktatör olarak anılan Franco, değişmeye başlayan İspanya futbolu, futbolun halk arasında en sevilen spor haline gelişi, Real Madrid'in komutayı eline alışı, değişen yabancı kuralı, Real Madrid'in ve Barcelona'nın yabancı yıldızlarıyla İspanyol futbolunu geliştirmesi, El Clásico rekabeti,Los Galacticos, La Masia vb daha neler nelerle bu araştırma kitabı okurlara derin bir kaynak sunar. İspanya'nın dipten zirveye doğru yükselişini hiç yolu taşlarla döşemeden, dümdüz ve etkili bir retorikle anlatıyor. Burns gazeteciliğinin de verdiği etkiyle kitabını okurlarıyla konuşuyormuş gibi bir samimiyette yazıyor. Yalın ve açık bir üslup tercih ediyor. İspanya'da futbol, güney sahillerine doğru bir madende doğuyor. Hem Bask
Edebiyat
Kızıllar: İspanyol Futbolunun Dünyayı FethiJimmy Burns · İthaki Yayınları · 202117 okunma
Lozan'a düşmanlığın altındaki emperyalist tuzak
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2025 10:52
30 Ağustos 1922 Başkomutan Meydan Muharebesi zaferi sonrası, Yunan Ordusu kaçtıktan sonra, İngiltere'de telaş başlar. Lordlar Kamarası ile Avam Kamarası ortak toplantısında İşçi Partisi Lideri Mac Donald, kürsüye gelir ve şunları söyler: "Nerede Başbakan Lloyd George, bize ne söz verdi... So­nuç ne oldu? .. Hani Boğazlar bizim olacaktı ... Anadolu'yu bö­lüşecektik? .. Bunun hesabını versin ... " Lloyd George şu cevabı verir: "Sayın üyeler, asırlar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talih­sizliğe bakınız ki, o büyük dahiyi asrımızda Türk milleti yetiş­tirdi. Mustafa Kemal'in dehasına karşı elimizden ne gelir?" Kaynak: Enver Behnan Şapolyo, Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, Kopemik Kitap, 2018. Lozan'a kimler düşmandır? Doğuda Ermenistan kurulmasını önlediği için, Küçük-Büyük Ağrı Dağı'na sahip olma hayalini yaşayan Ermenistan ve destekçi­leri Lozan'ı nefretle anarlar. ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanis­tan; Sevr çöpe atıldığı için yaşadıkları hayal kırıklığını unutmazlar; bu yüzden Mustafa Kemal Atatürk'ü ve Lozan'ı sevmezler. PKK bölücü terör örgütü, bir Kürt devletinin kuruluşunu engellediği için Lozan Barış Antlaşması'na düşmandır. Lozan'ın tartışmaya açılması, PKK'nın hedefleri arasındadır. PKK, Lo­zan Antlaşması'nın ortadan kalkması için çalışmaktadır. Sözde Kürdistan'ın birliğinin ve bağımsızlığının sağlanması için Lozan Antlaşması'nın ortadan kalkması gerektiğine inanmaktadır. Lozan büyük bir zaferdir. Osmanlı'nın idam fermanı Sevr Antlaşması hükümleri ve İngiliz desteğindeki Yunan ordusunun Ankara'ya kadar olan bölgeyi işgal ettiği dikkate alındığında, Türklere Anadolu'nun dörtte biri kadar, 120 bin kilometrekare toprak bırakıldı. Milli Mücadele sonrası, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla, Türkiye'nin elde ettiği toprağın
Yalanlar ve GerçeklerNaim Babüroğlu · İnkılap Kitabevi · 202331 okunma
Napoli
Puan vermedi
Yıl 1987 aylardan Mayıs... Napoli caddeleri ıssız,hayat belirtisi yok bir yer dışında,tüm şehir orada çünkü. Yer San Paolo stadyumu. Napoli, tarihinin ilk şampiyonluğu için sahada, stat tıklım tıklım insanlar üst üste, giremeyenler stadın çevresinde ve yine üst üste. Maç biter ve tabii Maradonanın takımı şampiyon olur,muhteşem bücür tüm İtalyaya kafa tutuyor. Yoksul bir o kadar da çılgın şehre kim daha çok yakışabilirdi ki... Ülkenin dışlanmış güneyinden şımarık,zengin kuzeyine karşı tarihte az rastlanır bir zafer. Maradona olmadan tabi ki düşünülemeyecek bir başkaldırı. Şehir zaten çılgındır ama bu zaferle daha da çıldırır,kutlamalar haftalarca devam eder,öyle ki mezarlarında yatan ölülerin bile sevince katıldığı rivayet edilir. Mezar taşları maviye boyanır. 3 yıl sonra Dünya Kupası yarı final maçı İtalya-Arjantin arasında yer yine San Paolo Stadı. Napoliler stattalar ve kendi milli takımlarını değil Arjantini destekliyorlar,daha doğrusu Maradonayı...Arjantin galip gelir,yine tabiki Maradonanın sayesinde. İtalyanlar yıllarca pişmanlık duyarlar bu maçı bu statta oynadıkları için. Napoli böyle bir kent işte,sevgisinin bir sınırı yok. Arjantinli 2020 de ölür,Napoli kulübünün açıklaması şöyle "söylecek söz bulamadık" üzüntüsünün de bir sınırı yok bu kentin. Stadın ismi artık Diego Armando Maradona'dır. Napoli merakım bu bücür sayesindedir ve Malaparte'ın bu kitabında Napoli ile ilgili yazdığı satırlar ilgimi ilanı aşk seviyesine kadar yükseltmiştir. Ölmemek için yapılan mücadele onurlu bir mücadeleydi,yaşamak için olansa insana her türlü onursuzluğu yaptırabilirdi diyor Malaparte. Savaşırken onurunu kaybetmemiştir Napoli ama savaş bittikten sonra bir dilim ekmek için her şeyi yapabilirdi. Açlık yüzünden. Kadınlar hatta çocuklar satıldı bu can pazarında. Napolinin savaş
Can PazarıCurzio Malaparte · Varlık Yayınları · 197160 okunma