Çok övdüğümüz Mimar Sinan’ı anlamamız lazım. Özellikle de şehirciliğini kavramalıyız. Çünkü Sinan sadece bir mimar değil, şehircidir de. Çevreyle bağını kuran nadir mimarlardandır, çevreye saygılıdır.
Sayfa 244 - Kronik yayınevi
Alıntı
Kendimden Özür Dilerim
Hayatta şöyle bir çelişki vardır: Kendi hayatı darmadağın olanlar, başkalarının hayatını düzene sokmaya kalkarlar. Kendileri cesaret edemedikleri şeyleri, sana "risk" diye anlatırlar. Hiç yürümedikleri yolları tehlikeli diye tarif ederler. Başaramadıkları her şeyi, seni küçümseyerek telafi etmeye çalışırlar. Çünkü insan, aynaya bakmaya cesaret edemediğinde başkasının camına taş atar. Kendi düzeni yoktur ama senin düzenini eleştirir. Kendi mutsuzluğunu çözememiştir ama senin mutluluğunu sorgular. Kendi cesaretsizliğini "akıl" diye pazarlar. Şunu unutma: Hayatını kuramamış biri, senin hayatına mimar olamaz. O yüzden anlatma. İspat etmeye çalışma. Onay almaya hiç uğraşma. Bazı insanlar seni eleştirmez; senden rahatsız olur. En çok da şunu hazmedemezler: Sen, onların yapamadığını yapıyorsundur. Konuşsunlar. Sen yoluna bak. Çünkü başarısızlığın en kolay savunması, başkasının başarısını küçümsemektir.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Aşk meydan okumayı seviyordu. Çünkü meydan okumak cesaretti. Yokluğuyla sınama ihtimalini göze alabilecek kadar kendinden vazgeçmekti. Yanacağını bile bile kendini ateşe atmaktı. Romeo ve Juliet gibi. Muhteşem eserlerine ilham olan Mihrimah Sultan’a duyduğu aşkla Mimar Sinan’ın dünyaya meydan okuduğu gibi. Leyla’nın aşkıyla kendini çöllere vuran Mecnun gibi. Hepsi meydan okumuştu kalbine, dünyaya, kadere… Çünkü aşk cesaret isterdi!
Sayfa 35·Kitabı okuyor
O Le Corbusier ki ;" Mekanı tam olarak kavrayabilen iki mimar var dünyada. Biri Mimar Sinan biri de ben." diyerek Sinan Bin Abdülmennan'a olan hayranlığını dile getirmekten çekinmemiştir.
Sayfa 42 - Betonu Büken Mimar Niemeyer·Kitabı okuyor
“Ben çocuğum. Yaşım yok. Var olduğum tüm anlar boyunca yine çocuk olarak kalırım. Bazen çocuk olmamın yanına başka sıfatlar eklenir. Yetişkin, ebeveyn, öğretmen, mimar, mühendis olurum. Yönetici, gazeteci, garson, avukat olurum. Ama bir yandan da çocuğumdur. Çünkü herkes çocuktur. Üstelik, çocuk, en değerli yanıdır herkesin. Çocuk olarak haklarımın ve en güçlü taraflarımın farkında olmam, bu yüzden önemli.”
Bu psikolojik bir haldir. Plândan, vahdetten mahrum olan Endülüs binalarına bakın! tezyinat içinde kaybolmuştur» Fakat ya Mısır mâbedleri, Partenon, Süleymaniye! Mimar maksadına o kadar emniyetle ulaşmış ki, ziynet onun eserinde imza kadar yer tutar.