mimarokur

mimarokur
@mimarokur
Kitapçılarda zaman dursun isteyen mimar,okur,gezer.
Başka ulusların ermişleri varsa Yunanlıların da bilgeleri var,diyor Nietzsche. Gerçekten de Yunan bilgeleri, çağdaş bilgeliğin babasıdırlar. Bu bilgeler evrenin en güçlü gerçeği olan ölçüyü sezmişlerdir. Sanatta ölçü, felsefede ölçü, bilimde ölçü..Evren, bir ölçü işidir.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Reklam
Uzun sözün kısası, olanağı bulunan tüm kenterler gökdelenlere yerleşiyor, yerleştikleri katların yüksekliği oranında aşağıları ve aşağıdakileri küçük görüyor, yollarda oraya buraya seğirten insanları birer karınca olarak niteleyecekleri geliyordu; ancak, günler geçtikçe, aşağılara indikleri ve dünyaya herkesle aynı düzeyden baktıkları zamanlarda da benzerlerini gene karınca gibi görmeye başlıyor, sonra, yavaş yavaş, eşleri, çocukları, hatta kendileri de küçülmüş, birer karıncaya, hem de yuvasını yitirmiş, alabildiğine yalnız birer karıncaya dönüşmüş gibi bir duyguya kapılıyor, bir an önce yukarılara, gökdelenlerine dönmek istiyorlardı. Aynı biçimde, yukarıda ya da aşağıda, hiçbir engelle karşılaşmadan, hızla ilerledikleri bir sırada, bir yandan artık yolların çok geniş ve çok açık olduğunu, uzun süre aynı noktada beklemelerin çok gerilerde kaldığını düşünerek şöyle derin bir oh çekmek üzereyken, tüm varlıklarının buz gibi bir yalnızlıkla kuşatıldığını duyarak ürperiyor, ortamlarını oluşturan yükseklik ve genişlik bunalımdan sıyrılmanın olanaksızlığını somutlaştırır gibi oluyordu. Öte yandan, hemen her yerde aynı yükseklik, aynı genişlik, aynı yapılar ve aynı kaldırımlarla karşılaştıklarından, ne kadar yürürlerse yürüsünler, zırhlı arabalarını ne kadar hızlı sürerlerse sürsünler, mekikleriyle ne kadar yükselebilirlerse yükselsinler, hep yerlerinde sayıyorlarmış gibi bir duyguya kapılıyor, kolay kolay da bu duygudan sıyrılamıyorlardı. Bir inişten aşağıya inmek ya da bir yokuştan yukarıya çıkmak bile bir düş olup çıkmıştı nerdeyse. Temel Diker engebeden tiksindiğinden, bunun sonucu olarak da düzlem farklılıklarını olabildiğince indirgemeye çalıştığından, gökdelenler yalnızca birbirlerini, yani, bir bakıma, kendi kendilerini görüyorlardı.
Sayfa 180·Kitabı okudu
Pek çok kültür yıldırımın kızgın bir tanrının çekici olduğunu ve günahkarları cezalandırmak için kullanıldığına inanır. 18. yüzyılın ortalarında, bilim tarihindeki en büyük kutlamaya sahne olmuş deneylerden birinde, Benjamin Franklin şimşekli bir fırtına sırasında uçurtma uçurarak şimşeğin sadece bir elektrik akımı olduğu hipotezini test etti.Franklin'in ampirik gözlemleri elektrik enerjisiyle ilgili bilgisiyle birleşince, paratoneri icat etmiş ve tanrıların silahını ellerinden almıştı.
Sayfa 253·Kitabı okudu
Tarihteki savaşların ve devrimlerin çoğu gıda kıtlığından kaynaklanmamıştır. Fransız Devrimi'nin öncüleri aç çiftçiler değil, zengin avukatlardı. Roma Cumhuriyeti gücünün doruğuna MS 1. yüzyılda ulaşmıştı, tam da tüm Akdeniz'den gelen hazineler Romalıları atalarının hayal bile edemeyeceği kadar zenginleştirmişken. Roma siyasi sistemini tam da bu en güçlü olduğu dönemde, bir dizi iç savaş çökertti. Yugoslavya'nın 1991'deki kaynakları tüm vatandaşlarını beslemek için yeter de artardı, ancak ülke bölündü ve kan gövdeyi götürdü.
Sayfa 102·Kitabı okudu
İnsanın çocukluktan beri hayatının ve kendi dünyasının merkezi olarak benimsediği ve bu yüzden bütün bilgilerinin başlangıç noktası olan yerlerin aslında kısa bir zaman önce (doğumumdan yüz yıl önce) var olmadığını görmek, tıpkı öldükten sonra arkamızda bıraktığımız dünyayı görmek gibi,dayanılmayacak kadar meraklandırıcı ve sarsıcıdır. Bütün hayat deneyiminin, ince ince biriktirilmiş bütün insani ilişkilerin ve eşyaların zaman karşısındaki ürperişidir bu.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Reklam