Şeytan Taşlamanın Kökeni
10/10
·420 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Şeytan Taşlamanın Kökeni ve Ebû Rigal’in Laneti Tâifliler tarafından Ebrehe’ye kılavuzluk etmesi için verilen yaşlı rehber Ebû Rigal, Fil Vakası öncesinde orduyu Mekke yakınlarına kadar getirdikten sonra Muğammes mevkiinde ansızın hastalanarak öldü. Cesedi de oraya gömüldü. Mekke halkı, Kâbe’ye yapılacak saldırıda yol gösterici olduğu için Ebû Rigal’i büyük bir hain olarak hafızasına kazıdı. Rivayete göre Araplar, mezarının yerini belirlediler ve nesiller boyunca oraya uğrayıp onu taş yağmuruna tuttular. Ebû Rigal’in mezarı, Mina’daki şeytan taşlama alanına yakın bir noktada bulunmaktaydı. Bu durum, günümüzde hac ibadetinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş olan şeytan taşlama geleneğinin kökenine ışık tutmaktadır. İslam geleneği her ne kadar hac esnasında Mina’da yapılan taşlama ritüelini Hz. İbrahim’in şeytanı taşlamasına dayandırsa da tarihsel veriler bu uygulamanın İslam öncesi bir âdet olduğunu göstermektedir. Anlaşılan o ki Mekkeliler, Ebrehe’nin işbirlikçisi saydıkları Ebû Rigal’in mezarını her yıl taşlayarak öfkelerini diri tutmuşlar; bu âdet de İslam’dan sonra dinî bir kisveye büründürülerek “şeytan taşlama” adı altında yaşamaya devam etmiştir. Nitekim ilahiyatçı Prof. Bayraktar Bayraklı, hacdaki şeytan taşlama uygulamasının Kur’an’da hiçbir dayanağı olmadığını, aslında hurafeden ibaret bulunduğunu özellikle vurgulamıştır. Gerçekten de Kur’an ayetlerinde, şeytanın sembolik bile olsa taşlanması yönünde en ufak bir emir ya da ima bulunmamaktadır. Ne var ki Müslümanlar bu ritüeli terk etmeye yanaşmamış, tam tersine şeytan taşlamayı hac ibadetinin zirve noktalarından biri saymaya devam etmişlerdir. Bu yüzden neredeyse her yıl Mina’da gerçekleştirilen taşlama sırasında büyük izdihamlar ve kazalar yaşanmış, sonuçta zarar gören şeytan değil, çoğu zaman hacıların
Alıntı
Kuran'ı Yeniden Okumak - IHüseyin Doğan · Cinius Yayınları · 20262 okunma
Mina De Vanghel İnceleme
Puan vermedi·56 syf.··
2026 2. kitabı
Her imkana sahip olabilirsin, hele de öyle bir dönemde bir kadın olarak aileden zengin ve bağımsızlığının olması lütuftur. Ancak bu imkanlar ne mutluluğa ne de içindeki o boşluğa hizmet etmedikçe ne kadar şanslı bir aileye doğmuş olmanın hiçbir mantığı kalmıyormuş. Almanya’da babasının vefatından sonra evlilik baskısı altında kalmamak için annesiyle Paris’e gitmiş olan Mina partide görmüş olduğu evli bir erkeğe aşık olmasıyla yokuş aşağı bir serüvene sürüklenmesi başlamış oldu. Annesinin vefatından sonra da tamamiyle boşlukta kalan Mina aşkının cesareti ile en olmadık fikirle bir maceraya atılır. Aşık olduğu adamın evine kılık değiştirerek yardımcı olarak çalışmaya başlar. Günler geçtikçe adamda ona kapılmaya başlar. Bu öyle bir saplantıdır ki Anikenin onu görmesi onu incelemesi bile mutlu olmasına yetmektedir. En büyük hatası Madam de Larçay için komplo kurarak hatta Mösyö de Ruppertı da işin içine katıp iffetsizlikle suçlaması ve planlar kurması Alfredin şahit olmasına ve düelloya kadar işin uzaması olmuştur. (Sanki Alfred karısını aldatmamış gibi düelloya girişmesi aşırı komik) Karısını terk ederek Minaya(Anike) tamamen gitmiş olması bu olaylar zinciriyle gerçekleşmiştir. Nitekim Alfredin kafasını kemiren, onu rahatsız eden sorular vardır. En sonunda o malum soruyu sorar ve Mina her şeyi itiraf eder. Alfred Minayı terk eder ve Minada hayatına son verir. 8 aylık süren mutluluğuyla birlikte hikayeside son bulmuştur. Yüce ruhların payına bunlar düşer işte fakat çareleri tükenmez. Mina de Vanghel Stendhal
1000Kitap
Mina de VanghelStendhal · Can Yayınları · 2024216 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·223 syf.··
2025 30. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 18:11
Ali Şeriati – Hac “Hac, bir yolculuk değildir sadece; bir dönüş, bir diriliş ve bir yeniden doğuştur. İhramla birlikte bütün kimliklerimizi çıkarır, sadece ‘insan’ olarak Allah’ın huzuruna varırız. Kâbe’nin etrafında dönerken aslında kendi özümüze, merkeze doğru yol alırız. Arafat’ta kıyameti hatırlar, Mina’da içimizdeki şeytanları taşlarız. Ali Şeriati, ‘Hac’ kitabında bu ibadeti; bireysel arınma, toplumsal birlik ve evrensel eşitlik üzerinden yorumlar. Onun satırlarında hac, ritüelden öte, insanı özgürleştiren bir hakikat yolculuğuna dönüşür. Hac, sadece bir ibadet değil; insanın varoluşunu yeniden hatırlamasıdır. Ali Şeriati
HacAli Şeriati · Fecr Yayınevi · 20111,637 okunma
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
Kitabı bir arkadaşımın tavsiyesiyle dinlemeye karar verdim. Bir günde bitirdim dinlemeyi. Bence birçok kadın başrol Mina’da kendini bulacaktır. Zira hayat bir gelişim ve dönüşümdür. Karakerde bu dönüşümün parçasıdır. Kendimizi etiketleyerek olmak istemediğimiz özelliklerimize daha sıkı tutunuyoruz. Zannettiklerimiz ile gerçek arasınsa sıkışıyoruz. En önemlisi de sıradaki adıma geçmek yerine tökezleyip kendimize acıdığımız durakta iniyoruz. Bana kalırsa bu hayatta biz ne istersek o olur kötülüklerinde biz istiyoruz safsatasına inanmıyorum. Bir şeylerin önüne geçemediğimizin pek tabi farkındayım. Bu kitap ile kötülükleri biz çekiyoruz bakış açısından çok “ Olanlar oldu. Şimdi kendimiz için ne yapmalı”yı düşünmeye başladım. Kendime acıyarak veya suçlayarak bir yere ilerlemiyorum. Bazı düşüncelerim benim değil gibi adeta dışarıda beni eleştiren insanların kafamdaki canlandırması… işte bu canlandırmalarsan kurtulup içeride sadece ben İpek kalması için adım atmam gerektiğini anladım. Kitabın konusu terk edilme şemasında sıkışıp kalmış Mina’nın ikinci evliliğinin sonlanmasından sonra çöküşünden kurtulması. Ancak bu kurtulma belirli bir olayı atlarmadan çok hayata bakış açısını değiştirmekle alakalı. Bundan öncesinde kendine acıyarak ve kendi kul hakkına girerek ilişkilere tutunmaya başlayan Mina, karşına Ma’nın çıkması ile tamamen değişiyor. Ancak bu değişim kolay olmuyor. Önünde uzun bir yoluculuk ve inişlerle çıkışlarla dolu. Her Mina indiğinde biz de iniyoruz. Çıktığında ise evet doğru olan bu aslında bizimde böyle yapamız gerek diyoruz. Umarım, bu kitap tam ihtiyacınız olan zamanda size ulaşır. Bir nebzede olsa sorunlarınıza farklı gözle bakabilmenizi sağlar. Belki de geçmişinizi değiştirebilirsiniz.
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,2bin okunma
Seyir: Araf’ta Kalmış Bir İnceleme
5/10
·408 syf.··
2025 18. kitabı
Piraye’nin Seyir romanı, ilk bakışta bir kadının kendiyle yüzleşme, değişme ve dönüşme hikâyesi gibi görünüyor. Ve gerçekten de Mina’nın hikâyesi, birçok okur için tanıdık gelen bir içsel kırılma anından doğuyor. Yorgun bir ilişkiden çıkan, kendini “bu ben değilim” diyerek sorgulamaya başlayan bir kadın… Ma ile karşılaşması ise bu yolculukta bir dönüm noktası. Ma’nın sade yaşamı, hayata karşı gelişi güzel ama güçlü duran hâli, Mina’da büyük bir etki yaratıyor. Kendisini yeniden inşa etme arzusu da tam burada başlıyor. Ama hikâyenin seyrine dikkatle baktığımda, bu dönüşüm süreci öyle sancılı ya da derin değil. Karakter neredeyse her karşılaştığı insanla, duyduğu her güçlü cümleyle yön değiştiriyor. İçsel bir direnç göstermeden, hızla etkileniyor. Ve bu etkilenmelerin ardından gelen değişim süreci, olması gerekenden fazla kolay ve fazla hızlı. Mina’nın yaşadığı dönüşüm, bir süre sonra sadece kendisiyle sınırlı kalmıyor. Kendi duygularıyla hesaplaşması tamamlanır tamamlanmaz, çevresindekilerin hayatlarına dokunmaya, yol göstermeye başlıyor. İşte tam burada zihnimde bir duraksama oluştu. Bugünün en büyük çıkmazlarından biri, herkesin kısa yoldan “bilge” olmaya çalışması değil mi zaten? Henüz kendi iç sesini bile duyamamışken başkalarının yolunu çizmeye çalışan figürler… Sosyal medyada, sokakta, kitaplarda karşımıza çıkan “her şeyi bilen” ama hiçbir şeyle derinleşmeyen insanlar gibi. Seyir de, belki farkında olmadan, bu anlatının içine düşüyor. Oysa gerçek bilgelik sessizlik ister, zaman ister, yaraların kabuk tutmasını bekler. Tüm bunların yanında şunu da söylemeliyim: Satır aralarındaki saptamalara katılıyorum. Kitabın her cümlesi kötü değil elbette. Bir kadının yaşadıkları, hissettikleri – ister kurgu olsun ister gerçek – oldukça güzel işlenmiş. Özellikle içsel
1000Kitap
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,2bin okunma
Dewrimci Bir İbadet Hacc
10/10
·
Beğendi
HACC Hacc tecrübesi bana neler öğretti. Kişi hacca giderken kendi kendine "hacc ne demektir diye sormalı ve haccın Allah'a doğru yükselmesi olduğunu bilmelidir." Hacc ibadeti pek çok şeylerin aynı anda gösterisidir. Gösteride Allah, sahnenin yöneticisidir. Adem, İbrahim, Hacer ve şeytan başlıca karakterleridir. Sahneler Mescid'ûl Haram, haram bölge[Mıntıka-i Haram] meş'a [Safa-Merve arası]Arafat, Meş'ar [Arafat'la Mina arasında hacıların gece kaldığı ve şeytan taşlamak için taş topladığı yer] ve Mina’dır. Önemli semboller Kâbe, Safa, Merve, gündüz, gece, güneş ışığı, güneşin batışı ve kurbandır. Kostüm ve makyaj ihram, halk ve taksirdir. Hacc'a giden kişiler erkek, kadın, genç ve yaşlı siyah beyaz ne olursak olalım Allah'la şeytan arasındaki karşılaşmada Adem İbrahim ve Hacer'in rolü tarafımızdan oynanır. Hacc'da şunlar şöyle yapılmalı böyle yapılmalı gibi şeylerden ziyade Hacc'ın Müslümanlara niçin farz olduğu üzerinde durulup öğrenilmesidir. Boş Bir Felsefeyi Red Hayat yaşadığımız şekliyle tiyatroyu andırır. Kişi gayesiz, gece ve gündüzleri izler. Gün be gün yaşamayı temel kabul eden insanın yönü yoktur. Amacı sadece yaşamaktır. "Yaşayan bir bedende ölü bir ruhtur var olan. Ama Hacc olayı bu sağlıksız durumu değildir. İnsan Hacc'a gitmeye karar verdi mi gerekli adımı attı demektir. Hacc'ı gerçekleştirme yoluna girilmiştir. Hacc gayesizliğin karşıtıdır. Evinden çıkacaksın Allah'ın evini [BEYTULLAH] veya insanların evini ziyaret et, çevreni terk et, pak topraklara git orada Meş'ar-i Haramın cana can katan seması altında Allah'la [CC] karşılaşabilirsin. Çektiğin yabancılıklar bitecektir. İnsan sonunda kendini bulacaktır. Allah'a Ulaşma Hacc, haram aylardan Zilhiccede yapılır. Mekke toprağı asûde ve huzur doludur. Çöl korku nefret ve savaşın yerine barış ve
Düşünce
HaccAli Şeriati · Özgün Yayıncılık · 20061,637 okunma